Akıl

0
220
Kubbealtı Lugatı

Bir avukatın, bir dostu ile konuşurken “Hâlâ Allah diyorsun, unut bu boş lafları” demesinin nakledilmesi üzerine, meclisten biri bu adam hakkında hoşnutsuz sözler söyleyince bu îtirazlara karşı Ken’an Rifâî şöyle cevap verdi:
-“Âferin adamcağıza! Âferin ki, bu müthiş rolünü çok muvaffakiyetle oynuyor, takdir ederim onu. Oyunu tertip eden, onu bu vazifeye koymuş. Düşünün bu ne müthiş bir iş. Bâhusus Allah kendisine avukat olacak kadar zekâ ve liyâkat vermiş, aklına ilmine rağmen yaratanı înkar edebiliyor. Kolay iş mi bu? Sâde gözünün ihtiva ettiği azameti düşünse bütün bunları yaratanın karşısında dize gelirdi”
-Fakat başkalarına aşılıyor, yoldan çıkarıyor.
-“Haşa… Herkes nasîbini bulur. Düşünün ki bunlar hep birer hikmet ve hakîkat üzere tertip olmuş oyunlardır. Neden böyle oluyor?..diye îtiraz ve müdahaleye kalkışıyorsunuz. Olanı hayret ve temâşâ etmek herşeyden güzel ve muvâfıktır.
Her perdenin, her oyunun bir sonu vardır, hele sizde o oyunun sonuna bakmayı öğrenin. İnsan için aklı, pek büyük bir nasiptir. Hangi yerdeki fareler almış yürümüştür, orada kedi yoktur. Hangi memleketteki kan, katil, gürültü patırtı vardır, orada inzibat teşkilatı yok demektir.
Vücutlarında, kötülükler, fenalıklar faresi dolaşan kimselerde de akıl yok demektir. Bir zerre akıl, oruç ve namazdan daha hayırlıdır. Çünkü akıl cevher, ötekiler arazdır. Akla sahip olan insan da elbet elinden teraziyi bırakmaz. Kavillerini, fiilerini ve hallerini îtidal üzere bu terazide tartmaktan geri durmaz. Çünkü târik-i itidal istikamettir. İstikamet yolunda giden için de âyet-i kerimede buyrulduğu gibi korku ve yoktur. Bilcümle ilimlerin gayesi tevhit olduğu gibi, amellerin gayesi de istikamettir. Binâheleyh akıl ve hüsnü hal sahibi olan kimseler, gündüzleri oruç turan, geceleri sabahlara kadar ibâdet eden kimselere müreccahtır. (Ken’an Rifâi ve Yirminci Asrın Işığında Müslümanlık, Sâmiha Ayverdi, Safiye Erol, Nezihe Araz, Sofi Huri,syf: 464-4651477439_862674287085974_4558315135410174383_n

Yorum yapabilirsiniz...