Americk Bey'ler

0
48

İki gün önce Vatan Gazetesi’nde “ Coni değil Peşmerge” başlığıyla yer alan fotoğrafı görünce, bastım kahkahayı. Erbil’ den giden Coni’lere karşılık gelen Peşmergelerin, gıcır gıcır Rambo kılıkları ve Ray-Ban gözlükleriyle verdikleri gurur pozları, benim için “deja vu” bile değil, çok iyi çalıştığım “bozuk” bir tarihin 111 yıllık bir daire çizdikten sonra aynı yanlış saati, tekrar göstermesinden ibaretti.

Gel de bunca salaklığa yanma, toprağı bol olsun, Kuzey Irak’taki Kürt Coni’lerin geçen perşembesini bir yüzyıl öncehaber veren Ernest Grenier’i anma!

Osmanlı borçlarını düzenlemek için kurulan (zamanın IMF’si) Duyunu Umumiye kurumunun müdürü ve Fransa casusu Emest Grenier, anılarının “Kürdistan” başlıklı bölümünde şöyle anlatır…

***

“1895-96 Ermeni katliamından hemen sonraydı. ( Osmanlı döneminde) bir kaymakamIık olan Muş’a, Siirt yakınlarındaki Melefan köyünde çok sayıda Hristiyanın Kürtler tarafından öldürüldüğü ihbarı geldi. Bölgedeki yabancı konsoloslukların ısrarlı baskısı üzerine Muş kaymakamı tarafından görevlendirilen bir müfettiş, Melefan’ a gitti.

Köye girişte, (Osmanlı) müfettişi tepeden tırnağa silahlı otuz kadar Kürt karşıladı. Her birinin elinde tüfek, belinde hem piştov hem hançer, göğsünde çifte fişeklik, hepsi ayaklı birer silahhaneydi.

Bu türden savaşçılara rastlamaya alışık müfettiş için manzara, ürkütücü olmaktan çok maskaralık sayılırdı. Ancak asıl maskaralık, müfettişi karşılamaya gelen Kürt aşiret reisleri kendilerini tanıtınca başladı: Americk bey, Boston bey, Washington bey, Ahmed Cheko vb!

Özetle tüm Kürt beyleri asıl adlarını, tıpkı bir küfe üzüme karşılık değiş tokuş yapılan Kürt kadınlan gibi, Amerikalılardan duydukları ve hatta insan ismi olmayan sözcüklerle değiştirmişlerdi.Geleneksel poturlarının üstüne giydikleri Amerikan redingotları da cabası.

(Osmanlı) müfettişi karşılayan manzara maskaralıktı evet, ama bölgeye gelen masalcı Amerikalıların ne kadar etkili olduklarını da gösteriyordu.

ABD’ nin bölgeye ilgisi, sayısız misyonerleri ve Osmanlı hükümetinin İÇİNDEKİ adamları aracılığıyla aslında Ermeni katliamından önce başlamıştı. Amerikan gazeteleri, dergileri, ilk Hristiyan toplumların yaşadığı bu toprakların yeraltı ve yerüstü zenginliklerini öve öve bitiremiyorlardı. Kurumsal tepki gecikmedi. Yardımları artıran ABD hükümeti Asya’nın bu toprak parçasına el attı. Bölgede Avrupa’nın bırakın adam göndermeyi, gidip görmeyi bile aklına getirmediği uzaklıkta, en ücra köşelere Amerikan konsoloslukları kuruldu, tespih tanesi gibi konsoloslar, konsolos yardımcıları atandı, Kürdistan’ın en küçük köylerinde bile Amerikan bayrağı dalgalanmaya başladı. En büyük yardımcıları, Amerika’ya yollanıp eğitildikten sonra bölgeye gönderilen Ermenilerdi. Bölgeyi karış karış parselleyen bu ABD casuslarının kimi yüzde yüz Amerikalı, kimi yerel halk arasından, hatta Asya yollarında derlenmiş kişiler olup, dersini üniversitelerde değil dünyayı geze geze öğrenmiş, pratik ve birkaç dil konuşabilen ‘vatansever’lerdi. Yaptıkları hiçbir etkinlikte, vatanları ABD’ nin çıkarlarını unutmuyorlardı… “

***

Sizin anlayacağınız, zaman koşuyor, yıllar geçiyor, insanlar ölüyor, yerine yenileri doğuyor, ama ne ABD’ nİn bölge politikası değişiyor, ne işbirlikçi Kürtler, zaten ne de Amerikan vatanseveri Türkler.

Bugün tanık olduğumuz tarih, 111 yıl önce yazılmaya başlandı.

Yüzyıl önceki vatan hainlerinin torunları oldu, çoğaldılar, DNA aynı.

Ancak böylesine mükemmel tekrarlanan bir tarih, sonucu da farklı yazamaz. Kuzey Irak’ ın Coni Peşmergeleri, Americk Bey’lerin, Boston Bey’lerin genetiğini olduğunca, kaderini de paylaşacak.

Bu topraklar işbirlikçilere yar olmaz. Hainler hiç kazanmadı, kazanamaz.

Mine G. KIRIKKANAT

PAYLAŞ
Önceki İçerikBen
Sonraki İçerikBiraz Da Saçmalık Üzerine

..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San’at Derneği’nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san’at faaliyetlerini sürdürmektedir.

Yorum yapabilirsiniz...