Ana’ya Vefa

0
139

Ruh ve beden berâberliğinden meydana gelen insanoğlunun ihtiyaçları da bu iki temele göre mütâlâa edilmelidir.

Bir kuş düşünün ki, iki kanadından birini çırpamıyor; uçması mümkün müdür? Aynen bunun gibi, yalnızca bedeni gelişip büyüyen insanoğlunun da sağlıklı olduğu söylenemez.

Dünyâya ağlayarak adım atan insanoğlu için en faydalı gıdâ, annesinden aldığı gıdâdır. Anne sütünün bebek üzerindeki tesirleri, dillere destandır.

Ayrıca, anne şefkati, anne sevgisi gibi ‘’göze görünmeyen gıdâlar’’ da çocuğun şahsiyetini şekillendiren faktörlerin başında gelir.

Kaç yaşına gelirsek gelelim; annemizin nazarında hâlâ daha çocuk muâmelesi görmemiz… annemizin hâlâ daha:’’şunu ye! Bunu iç!’’ diye tâkipçiliğini ve vericiliğini sürdürmesi, O’nun yaratılışı icâbıdır ve sâdece O’na has bir meziyettir.

Bizden beklediği asıl şey ise;bedenen büyürken,rûhen çocuk olarak kalmamamızdır.

Ne var ki, bedenen büyüyüp ve artık kendi başına buyruk olan her fert, beslenmesinde de tek taraflı davranıp; sırf midevî açlığını hesâba katan bir varlık hâline gelebiliyor.

İşte bu noktada, eğer, karşınıza Sâmiha Anne gibi bir ‘’SEBÎL ‘’ çıkar ve siz de gözünüzü açıp,o çeşmeden kana kana nasiplenirseniz,ne âlâ!..

Aksi takdirde gerek fert ve gerekse toplum olarak kayıplarınızı tahmîn etmek imkânsızdır. Böyle boş bir kafa ve gönülle cemiyete insan kılığında yeni bir canavar daha kattığınızı bilmelisiniz.

Belli ki Cenâb-ı Hak son asırda bize lûtf ederek, bu millete O’nu göndermiş ve Türk Mileti de minnet ve şükran nişânesi olarak, O’na ‘’Sâmiha Anne’’ adını vermiştir.

***Açlıktan mîdem kazınıyor, diyenlere çok rastlamışızdır. Ama, aynı mânâyı kast ederek:’’rûhum kazınıyor’’ diyeni ne görmüş ve ne de duymuşuzdur.

İşte, bir bebeğin bedenî ve rûhî gelişmesini sağlıklı şekilde yürütebilmesi için nasıl ana sütünden başka ve göze görünmeyen gıdâlar söz konusuysa; kuşun her iki kanadının da faal ve güçlü olmasına bir ömrü harcayan Sâmiha Anne, bir mürebbî olarak her el açan ihtiyaç sâhibinin avcunu ve gönlünü zevkle-şevkle doldurmuştur.

***O’na göre, milletimizin eski şâşaalı günlerine kavuşması için, fert ve cemiyet plânında Muhammedî ahlâkın benimsenip yaşanır hâle gelmesi şarttı.

***Mes’ele,dindar geçinmek değil ve olaylara at gözlüğüyle bakmak değil.. insanın, kendini ‘’güzel ahlâk’’ potasında eritip, topluma ve insanlığa faydalı,dinamik bir varlık hâline gelmesidir.

***Sâmiha Anne’ye göre, insan hangi işle uğraşıyorsa, o işi en mükemmel şekilde yapmalıdır. Hem yaşayış tarzı ve hem de yaptığı işlerle çevresine örnek olabilen insan, makbûl insandır. Eğer, başarıyla yürüttüğü o iş, o kimsede yeni bir ‘’benlik sebebi’’ oluyorsa, aslâ makbûl sayılmaz.

***’’İnsanlara faydalı olmak için fırsat kolla… Bulamazsan, îcâd et!’’ diyen, O’dur.

Bendeniz inanıyorum ki;’’ümmî sayılmanın’’ gerçek mânâsı, insanın, anasının ne dediğini ve anadilini iyi anlaması, anasını iyi tanıyıp bellemesi demektir. Bütün dünyâ ağız birliği edip, yanıldığımı söylese bile, ben, buna inanmaya devâm edeceğim.

Sözü uzattım. Ben artık aradan çekiliyorum. Çünkü, (Dile Gelen Taş) isimli eserindeki şu satırlarla azarlanmaktan korkuyorum:

“Ben sana bir tek huyunu mu düzelt, dedim. Benim izimde yürü, bende yok ol, dedim. Bir tek nohut için koca tencere kaynatılmaz. Getir şu çuvalı, boşalt.. Ben ocağı uyandırayım.”

(21 Nisan 2008 târihinde Konya Aydınlar Ocağı Derneği’nin tertiplediği ”Sâmiha Ayverdi’ye VEFA GECESİ”nde yapılan konuşma metnidir.)

Yorum yapabilirsiniz...

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.