Ateşböceği

0
35

Bilirsiniz; akşam saatleri gam, hasret ve hüzün dolu saatlerdir. Gerçi, kısa bir zaman aralığıdır bu ama Allah’tan ki kısadır. Yoksa güneşin son kızıllıkları da gökyüzünden silinirken biraz daha yavaş ve uzun sürseydi; biz insanlar o duygu yükü ile kim bilir ne hâle gelirdik.

Şâirin:

‘’Bir derde bin eklenir

Akşam saatlerinde

Hicranlar düğümlenir

Akşam saatlerinde

Bakışlar donuklaşır

Gönüller çocuklaşır

Rüzgârlar elem taşır

Akşam saatlerinde

……………………

……………………

Ne derttir bu bizdeki Akşam saatlerinde?’’

Demesi, sebepsiz değildir.

Evet… işte bu saatlerde yeryüzünde bambaşka bir hayat başlar. Bu hayat, Ateşböceklerinin esrar dolu hayâtıdır. Ve ateşböcekleri, fenerlerini… sıcak yaz gecelerinin olanca siyahlığı ile çöktüğü saatlerde yakarlar.

Gerçi biz insanlar, tabiattaki pek çok şey gibi onların ışığını da fark etmeyiz ama; Ateşböcekleri, ilgilenenler için muazzam birer kitap gibidirler ve hiç aksatmadan ışık saçmaya devâm ederler.

Bir dergi,yıllar önce, Batı Hind Adaları’nda çıplak ayakla gezen yerlilerin;’’Cucuyo’’ denilen büyük ve parlak ateşböceklerini ayak parmaklarına bağlayarak ormanda dolaştıklarını yazıyordu. Brezilya’lılar ise, ateşböceklerini süs olarak saçlarına takarlarmış.

Japonya’da yapılan Ateşböceği Festivali’nde, kafeslerde yetiştirilen ateşböcekleri, Kyoto civârındaki gölde sandalla dolaştırılıyor ve geleneğe göre, yıldızlarla yarışmaları için gökyüzüne salıveriliyormuş.

Gün ışığında bakacak olsak hiçbir özelliği görünmeyen bu hayvanlar, karanlıkta bir âlem…

Kuzey Amerika’daki ateşböceklerini inceleyen bilginler; bunlardaki yanıp sönmenin, cinsler arasında bir işâret, bir mesaj olduğunu fark etmişler.

Meselâ, erkek ateşböcekleri çok alçaktan uçarak otların arasındaki dişi ateşböceklerini arıyor. Bunlar, sıcak havalarda, her 5 sâniyede bir yanıp sönüyorlar.

Çimenlerin arasındaki dişiler, bu mesaja hemen karşılık veriyorlar.

Dişi böcek, işâreti gördükten sonra,2 sâniye içinde yanıp sönerek, erkek olana cevap verir. Fakat bu, her cins ateşböceği için böyle değildir; yâni yanıp sönme, yalnızca haberleşme için kullanılmaz.

Bu konudaki en ilgi çekici noktalardan biri de, ateşböceklerinin pırıl pırıl ışık saçan yumurtalardan üremeleri…

Hayvanın vücûdundaki minik fener, böceğin kuyruğundadır ve kendi yolunu görmesi için ona faydası dokunmaz. Düşmanlarını ürkütmek açısından da, saçtığı ışığın hiçbir faydası yok!

Tam tersine, yanıp sönerek yerini belli ettiği için, zavallı ateşböceği kurbağalara yem olur.

Çok fazla ateşböceği yiyen kurbağaların, iç organlarının flooroskoplar gibi tamâmen meydana çıktığı görülmüş.

Hemen belirtelim ki; parlaklık ve yanıp sönme derecesi, ateşböceğinin cinsine göre değişiyor. Meselâ, Batı Hind Adaları’ndaki ‘’Cucuyo’’ cinsi böcekler en parlak diye ün yapmış ateşböcekleri.

Acaba, edebiyata ‘’en parlak’’ diye geçen bu böceklerin aydınlatma gücü ne kadar?

Yazılanlara bakılırsa hiç de küçümsenmeyecek oranda ışık saçıyorlar. Meselâ,1898’de Amerikan Ordusu Küba’da iken; Doktor Williams Gorgas, bir askeri ameliyat ediyormuş ki âniden ışıklar sönüvermiş.

Hemen, bir şişe dolusu ateşböceği getirmişler ve Doktor Williams, şişedeki böceklerin ışığında operasyonu başarıyla tamamlamış.

Fakat kitaplar, dünyâdaki en büyük ateşböceği gösterisinin Siyam’da yapıldığını yazıyor.

Evet… Orada ateşböcekleri, nehir kenarlarında Toüm Lampoo denilen ağaçları sarıyor ve değişik aralıklarla, dakikada 120 defâ yanıp sönüyorlar.

Ortalık, bir anda zifirî karanlığa bürünüyor; fakat biraz sonra ağaçlar, sandallar ve nehir, sanki şimşek çakmış gibi aydınlanıyor.

İnsan aklının bir türlü idrâk edemediği bu işlemler; ateşböceğinin 1 – 2 Cm.lik vücûdunda meydana geliyor.

Gel de şaşma..Ve hayranlık duyma!

PAYLAŞ
Önceki İçerikEdeb Ya Hu
Sonraki İçerikBen'i At

..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San’at Derneği’nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san’at faaliyetlerini sürdürmektedir.

Yorum yapabilirsiniz...