Beter mi Beter

0
243
Kubbealtı Lugatı

Bir adam, bir karıncayı ezdi.

Bunu ne hayvanlar ne insanlar sezdi. Gazeteler basmadı, haberciler yazmadı.

Kimse ona mezar bile kazmadı.

İnsanlaşamayan beşerin,ne farkı var karınca ölüsünden?

*

Seni bilmek yetkisi,sâdece insanda.. ne var ki karıncada? Karınca suçsuz, karınca mâsum.

Beşer zâlim, beşer nankör. Bir bakar kör ve zulmü; karıncayı ezmekten gelmiyor.

Adı üstünde nankör.. seni bilme yetkisiyle donatıldığını bilmiyor. Senin olmadığın dünyâsında zâlim bir hayvandan daha da zâlim; nefsini ezeceğine, aslını öldürüyor.. yaşıyorum sanıyor.Böylesi; ha var, ha yok.

*

Her mezar başında dedikleri, dile pelesenk ettikleri: “İnsanoğlu, bir var bir yok..” sözü, insanlar için değildir;insanlaşanlar ölmez çünkü… ölen, beşerdir.

İnsan; hep var, hep vardır. Ya eskimiş yâhut da kaftanı dardır.

Ölümle hayat arası insana, bu kadardır.Beşerin ölümünü; haberciler yazsa da, gazeteler bassa da; bu haberin değeri, ölü karıncanın, değerinden alttadır. Bir karıncanın yokluğundan koca kâinata eksiklik geleceğini söylesen güler de beşer; kendi yokluluğuyla kâinat çökecek sanır. Hep aldanır, hep aldanır.

Hâlbuki ha var, ha yok.

*

Çıplak insana insan demiyor muyuz? Adı her ne ise, onu gene aynı isimle çağırmıyor muyuz?Giyinikken işlediği suçu, çıplakken başka birine

mi yüklüyoruz? Suda boğulmak üzere olan birini kurtaran çıplak adamın bu hizmetini, giyinince inkâr mı ediyoruz?

Elbise, ha var ha yok.İnsan, gene aynı insan.

O hâlde,temelde bir elbise eskimesinden ibâret olan ölüm hâdisesi, bizi neden aldatıyor?

Öldü deyip, yok olduğu sanılan karıncadan; hattâ taş-topraktan, çiçek ve yapraktan insana kadar her şey; o son şeklini almadan önce de vardı, ilk şeklini almadan önce de vardı. Bir elbise giyindi; biz ona: “doğdu!” dedik. Aradan bir saat, bir yıl veya yıllar geçti; o elbiseden soyundu, bu sefer de: “öldü!” diyoruz. Bunun varlık ve yoklukla ne ilgisi olabilir?

“Var”la ilgilenmeye niyeti olana verilecek ipucu şu: varlığı doğumlara, yokluğu ölümlere bağlı olmayan bir varlığa varlık diyebilirsin ancak. Ben, sen, o.. biz, siz, onlar-şunlar kaydında kaldıkça; insan olarak birer yokuz! Ha varız, ha yokuz. Ha azız, ha çokuz.

Doğmayıp ölmeden, ezel ebed arası vâr, O’dur. Yegâne Hû’dur.

Bizler, bir çığlıklık zamandan ibâret hayatlarımızda, Hû sesine iştirak etmekteyiz. Nefesleri, bu yolda tüketmekteyiz. Her nefes sormakta bir ses: “Ne var, ne yok?”

— O var.. O var! diyebilen.. bu nefis cevâbı verebilen; hep var biridir, gerçek diridir.

Ezelden öncesinde, ebedden sonrasında dâimâ vâr olan uğruna; hançeresinden bir Hû sesi çıkan yüceler bize bunu tâlim ettirsin ve cevaplarımız bir “Hû!” çıksın.

Bu bize yeter mi, yeter.

Gayrısı, beter mi beter…

Yorum yapabilirsiniz...