Bir Atabek'in Ölümü

0
234

Yirminci asır garb âleminin gaddar, bencil ve alabildiğine istismarcı müstemlekecilik politikasıyle kıyaslanamayacak Türk efendiliğinin ve hâkim devlet psikolojisinin yumuşak çehresini şiddet, vahşet, zulüm ve gaddarlık gibi beşerî zaaflardan arınmış ehlî tutumunu hazırlamakda, gene et-tırnak gibi, gençlikle ayrılmaz bir bütün olmuş bulunan atabekler’in zafer payı çok büyüktür. Öyle ki, yüklü ve dolgun kafası, olgun, tasfiyeli ve kontrollü rûhu ile, gençliğin maddî yapısı kadar mânevî bünyesini de şekilleyip âbideleştiren atabekler an’anesibugün Türk târih ve tâlîinin en tebcîle ve örnek alınmaya sezâ kültür mîrâsı olduğu kadar, kurtuluş yoludur da.

***

Nihad Sâmi Banarlı, bir edebiyat hocası bir edebiyat târihcisi ve değerli bir müellif olmamış, böylece, memleket irfânına kendinden hiçbir değer katmamış olsaydı da, Yahyâ Kemâl gibi son asır Türk şiirinin âbidesi bulunan bir millî san’at kıymetini ölümden kurtarmış olmasıyle ebediyen baş tâcı edilmeye değer mücâhidler safında yer almaya hak kazanmış demekdi.

Nasıl derûnî bir icbar, nasıl anlaşılmaz ve anlatılmaz bir ruh hâletidir bilinmez.Yahyâ Kemâl,hâl-i hayâtında hiçbir eserini kitap hâlinde toplayıp neşrettirmemişdir.(1)

Şiirleri dahî mecmûa ve gazete sütunlarında kalmış olan büyük şâir, fikir ve duygu bereketlerini sağlığında derleyip toplayarak kitap hâline getirmemişse de ‘’fazlına ve fazîletine’’ inandığını bildirdiği vefâlı ve sâdık talebesi Nihad Sâmi Banarlı gerçekden,hocasının mekrûkâtından,memleket irfânına âbide üstüne âbide dikmek fazlını ve fazîletini göstermiştir.

Birer mensur şiir zevkı taşıyan makaleleri, hâtıraları, bilhassa yakın târihe ışık tutan mülâhaza, mütâlâa ve tesbitleri, bütün bu damla damla birikmiş zihin ve duygu hazîneleri,Nihad Sâmi Banarlı’nın eline geçmemiş olsaydı,Türk edebiyâtı târihinin,Yahyâ Kemâl’i bir bütün olarak hakîkî çehresiyle tanımasına imkân olamazdı.

Sevmek, sevdiği ve inandığı dâvâ ile münâsebette ve alışverişde olmak demekdir. Yahyâ Kemâl’i sevenler, sevdiklerini zannedenler veyâ iddiâ eyleyenler vardır. Ancak, bir taraf iddiâda kalırken, Nihad Sâmi Banarlı, Yahyâ Kemâl’in fikir ve san’at bünyesini bir ilmî-ebedî teşrîh masasına yatırıp titizlikle anatomisini yapmış, on beş sene süran, geceli gündüzlü çalışmasının sonunda da Yahyâ Kemâl’in fikir ve san’at ağacı, mahsul ve meyvelerini kültür hayâtımızın üstüne döker olmuştur.

Şunu bilmek ve îtirâf etmek gerekir ki büyük şâirin metrûkâtı,Banarlı gibi uzun yıllar onun san’atı ve fikriyâtı çevresinde haşır neşir olmuş kifâyetli ve kudretli bir otorite tarafından ele alınmamış olsaydı,o pâre pâre,didik didik kâğıt parçacıklarından,ilmî esaslara uyarak şâheserler meydana getirmek muhâl ender-muhâl idi.

———————–

(1) Yahyâ Kemâl Beyatlı’nın kânûnî vârislerine intikal eden metrûkâtının müştereken neşri inhisârını temin etmek yolunda Nihad Sâmi Banarlı ile İstanbul Fetih Cemiyeti Reisi Yüksek Mühendis Ekrem Hakkı Ayverdi’nin seneler süren ihlâslı ve ferâgatlı gayretlerini tâkîbetmiş olanlar,her iki zâtın da bu yolda katlandıkları müşküllerin âdil şâhididirler.

Yahyâ Kemâl metrûkâtının kânûnî vârisleri ile anlaşmaya varıldıktan sonra da artık eski harfleri okuyanların hemen hemen kalmadığı bir devirde,sandıklar dolusu bu tasnifsiz kâğıt yığınları,teker teker Banarlı’nın elinden geçip metinler ve müsveddeler mevzûlarına göre tanzIm ve tertîb edilerek,tek cümlesi dahâı müdâhale ve tasarrufa uğramadan,gene Nihad Sâmi Banarlı’nın büyük himmetiyle kurulmuş olan Yahyâ Kemâl Enstitüsü neşriyâtı arasında memleketin irfan hayâtına sunulmuşdur.

Bu ilmî-edebî neşriyat faaliyetinde,liyâkatiyle kendisine yardımcı olmuş bulunan Şeyma Güngör Hanım’ı da yâdetmek bir borçdur.

Yorum yapabilirsiniz...