Biraz Da Saçmalık Üzerine

0
53

SAÇMA sapan bir şey sormak istesem şöyle derdi:

– Niçin Somali’ye gitmiyorsunuz?

Veya:

– İlk kaplumbağayı ne zaman gördünüz?

Öyle demeyin, bazen saçmalıklar işe yarayabilir, hatta ekol bile oluşturabilir. “Abstre” kelimesi resim sanatında saçmalığın tam adıdır ve 20’ci asrın ilk yarısında ciddi bir kanı olarak büyümüş, ressamlara milyar dolarlar kazandırmıştır.

İtiraza gerek yok. Nedense hepimiz her saçmalığa kulak kabartır, gizli açık ilgi duyarız.

Züppelik ile saçmalık ayrılmaz iki kardeş. Giyim kuşamda her moda önce saçmalık, sonra züppelik diye karşılanır, çok geçmeden de (bir reklam bir reklam) herkesi sanıp sarmalar.

Acaba, saçmalık ihtiyaç mı ki?

Televizyonlarda saçma sapan aile kavgaları, karı koca, artiz martiz kapışmaları bunca yoğun ilgiyi neden çekiyor dersiniz?

Şundan:

Saçmalığın her türünde az biraz mıknatıs bulunuyor.

Takılır kalırsınız, bir de bakarsınız ki, sigara alışkanlığından beter olmuşsunuz.

Saçmalık yalnız moda, sanat, televizyon dünyasında mı var?

Şimdi hatırladım… Yıl 1964.

Trabzon’un Araklı ilçesi, Keçikaya köyünde yedek subay öğretmenim. O gün okuma kitabındaki bir şiiri öğrencilere açıklamam gerekiyor. Şiirin başlığı şu: “Boynu kurdeleleli kedi”

Güzel de, o köyde kedi yok ki. Çocuklar böyle bir hayvam hiç görmemiş. Soruyorlar: “Öğretmenim kedi ne demek?”

Şaşırıp kalıyorum, dilimin döndüğü kadar da anlatıyorum. Sonra bir soru daha: “Kurdele neyin nesi?”

Ehh, azıcık da kurdeleyi gözlerinde (sözümona) canlandırıyorum.

Fakat son suale cevap bulamıyorum:

“Peki o kurdele o hayvanın boynuna niye bağlanır?” Oturup ağlayasım geliyor.

Saçmalıklar eğitim sistemiyle, siyasetle sınırlı değil. Saçmalık köylerde kentlerde adım başı karşımıza çıkabilir.

Bir bakarsınız, ufacık bir camide üç şerefeli upuzun iki minare. Yetmez, caminin alt katında sekiz dokuz dükkan, avlusunda otobüs terminali.

Buyurun.. .

Amerikalı bir turist her yıl bir aylığına İstanbul’a gelirmiş. Seneler evvel, gazeteciyiz ya bulduk sorduk:

– Niye?

Cevaba bakın:

– Niye olmasın? İstanbul’da her üç dakikada müthiş bir sürprizle karşılaşıyorum. Dehşet bir şey.

Adam o kadar terbiyeliydi ki, saçmalıklardan “sürpriz” diye söz ediyordu.

Acaba, saçma tarih var mıdır? Saçma lider, saçma gündem?

En iyisi susmak. Neredeyse başımıza iş açacağız.

01.10.2007

GÜRBÜZ AZAK

PAYLAŞ
Önceki İçerikAmerick Bey'ler
Sonraki İçerikAslında Batı Batıyor

..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San’at Derneği’nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san’at faaliyetlerini sürdürmektedir.

Yorum yapabilirsiniz...