Boğaz Tüneli

0
273

65124 Nisan 1984 târihinde vefât eden mîmar, mütefekkir, mîmarlık târihi araştırmacısı Ekrem Hakkı Ayverdi’nin, bugünkü Marmaray Projesi ile ilgili olarak 52 sene önce kaleme aldığı “Boğaz Tüneli” isimli makalesini sunuyor, kendisini rahmet ve minnetle yâd ediyoruz:

Bundan evvelki yazımızda, Boğaziçi’nin iki yaka­sını birbirine bağlıyan bir geçit yapılması lüzûmu­nu belirtmiş, fakat bir asma köprünün beklenen fay­daları sağlamayacağını, aksine, şehrin bağrına, mü­temâdi işleyen bir yara açacağını belirtmiştik. Hal­buki su altından açılacak bir tünel bütün uygun şart­ları câmi ve mahzurlardan sâlim olacaktır. Her şey­den evvel Boğaziçi’nin güzelliğini bozmak gibi bir mes’elenin su tüneli için vârid olmıyacağı aşikârdır.

İkincisi, Kabataş – Dolmabahçe ve Üsküdar’ı bir­birine bağlıyacak bir tünele giren vâsıtalar, iki daki­ka sonra karşı tarafa geçebilecektir. Yâni, tünel, bek­lenen zaman kazancını tamâmen yerine getirecek, halbuki aynı noktalara asma köprü ile ulaşabilmek için bir saat zaman îcap edecektir.

Üçüncüsü, her gün geçmesi tahmin olunan on bin vâsıtanın, bu söylenilen noktaların birinden diğerine vâsıl olması için senevi 110 – 120milyon lira sarf edil­mesi îcâp etmektedir. Buna mukābil, tünelde, böyle bir fuzûlî masraf mevcut değildir ve böyle bir muaz­zam meblâğın sokağa atılması önlenmektedir.

Dördüncüsü, mâliyetinin ucuzluğu dolayısiyle tü­nel bedelinin itfâsı ve netîcede teşebbüsün kuvveden fiile çıkması kābil olur. Tünelin mâliyetini anlamak için mukāyeseye esas olacak misallere mâlikiz. Liverpool – Mercey denizaltı tüneli sudan 52metre aşa­ğıda, su genişliği 1155,umum tûlü 3228metre olmak­la bizim Boğaziçi’ne yakın ebattadır. Bu tünel, hava­landırma, yol vesâir tesîsâtiyle berâber 40 milyon do­lara mâlolmuştur. Bizim teklif ettiğimiz tünel, 2300 m. olduğundan, yirmi yedi buçuk milyon dolara mâlolacağı tahmin edilebilir. Bunu her ihtimâle karşı yüzde 50 tezyit etsek 41buçuk milyon dolar, yani 115mil­yon Türk Lirası eder. Bu meblâğ, senevî mürûriye res­mi olarak hesapladığımız, gayri safîsi 40milyon olan ve havalandırma ve idâre masrafı çıktıktan sonra ka­lacak 35milyon lira ile hem 5-6senede itfâ olunur, hem de sonradan mühim bir vâridat menbâı teşkil eder. Halkın kazancı ondan da büyüktür. Halbuki köp­rünün 600milyonluk masrafının yalnız fâizi geliri aşar ve inşâ bedeli itfâ olunmadan köprünün ömrü tamam olur.

Beşincisi, tünelin ömrü, köprü gibi senelerle değil, asırlarla hesap edilir. Bizim asırdîde Galata tüneli meydanda. Köprü elli senede kullanılmaz hâle gele­rek yenilenmek istediği halde tünel asırlarla mukāvemet eder.

Altıncısı, bir harbde tünelin tahribi fi’len kābil değildir.

Yedincisi, tünelde teknik makinelere verilecek 30 – 40milyondan başka döviz sarfına lüzum görül­mez. Halbuki köprüye sarf edilecek dövizin onda biriy­le tüneli yapmak kābildir.

İstifâdesi bu kadar aşikâr olan bir teşebbüse kıy­met verilmemesinin sebebini araştırıp soruşturan bir insan ister istemez, acaba tünel, iddiasız ve mahfiyetkâr bir yapı olduğu için mi rağbet görmüyor, diye dü­şünüyor… Tünelin, mütevâzı olmasını istismar eden çelik kralları ona kayık yanaştırmamak için türlü sebepler öne sürüyorlar. Ve esefle söyliyelim ki, değil Boğaziçi gibi 41.5metre derinlikteki bir suda, ondan daha derin ve şartları müşkül olan yerlerde su tüneli yapılabildiğini bilmiyen memleketimizde, her türlü menfî propagandayı yapabiliyorlar. Öne sürdükleri derinlik veya yamaçların dikliği sebepleri gülünçtür. Daha derin sular altında, meselâ, New-York su tüne­linde 168metre derinlikte, 33.000metrelik su tüneli, Jersey City – New-York arasında tam 340m. su de­rinliğinde demiryolu tüneli, Londra – Cardiff arasında 7500metrelik demiryolu tüneli, yukarıda söylediğimiz Mercey tüneli, ancak siyâsî sebeplerle durdurulan Manş tüneli, Japonya’da iki ada arasında 42000 met­relik 200metre su derinlikte demiryolu tüneli yapıl­mıştır. Bizim 41.5metre derinliğimizle kābili kıyas olmayacak bu muazzam teşebbüsler, suya karşı taz­yikli çimento zerki suretiyle icra edilmiştir. Zeminler­de ya tamâmen veya kısmen, en gayri müsait ve müş­külâtlı olan çamur ve kumdur. Yarların yüksekliği­nin ise biraz geriden başlanınca, telâfi edilmiyecek bir mahzur olamıyacağını herkes anlıyabilir. Bizim tü­nelimiz zannedildiği gibi bir tecrübe teşebbüsü olmıyacak, yapılmış yüz tünelin yüz birincisini teşkil ede­cektir.

Kābili tahakkuk olan, mahzurlardan salim, faydası âşikâr bulunan bu tüneli biz, Tophâne – Dolmabahçe arasında bir noktadan başlayıp Şemsipaşa’ya çakacak sûrette tasavvur ediyoruz. Ehli hayrın eli ora­ların yollarını zâten açmış, hazırlamıştır; münakalât kolaylıkla buraya akabilir. Su genişliği 1650-1700,de­rinlik âzâmî 41.5,giriş çıkış araımda tûlü 2300metre olacaktır. Yegâne bakım masrafı havasının tecdîdi­dir. Bunun için bol bol tutmak üzere 5 milyon lira kâ­fidir.

Tünel dört yollu olacağından bir asırlık inkişâfı karşılayacak takâti hâizdir. Şehri şehre bağlayacak, yolcuyu dağlara sürüklemiyecektir. Yayalar bile 20 dakikada karşıdan karşıya geçebilecektir. Bundan iyisi can sağlığı dersek hatâ mı işlemiş oluruz?

Yorum yapabilirsiniz...

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.