Pazar, Ocak 20, 2019

Bu Yol

Bu yol yürünecek azîzim. Bu uzun yol –başka yol yok- yürünecek! İnsan, ya yürüyecek ya da sürünecek; amma bu yol yürünecek! En emîn yolculuk, kervanla yapılandır. Kendini kervandan ayrı görme, başına çoraplar örme! Atını bâzı bâzı aykırı...

Sütbeyaz

Bilmem, şiirlerimi okudun mu? Bütün şiirlerimi sana yazdım ben, bütün güzel şiirler ve sözler sanadır zâten. İnan… inan bana! Daha da güzellerini yazacağım. Yarınlar, daha güzel şiirlere açılan sütbeyaz sahifelerdir; gönlümse, kalem! Bu yazışa, bu söyleyişe ölümler bile...

Ağlat Beni

Sana demediler mi, söylemediler mi gönül; her yangını küçücük bir kıvılcım çıkarır diye? Şaka mı sandın, oyun saydın gönül? Bir kibritlik alev mi hayâl ettin? Sen, samanım var sanıyordun… saman diye yanıyordun. Gene zanna kapıldın, bu defâ...

Demek ki

Şu anlatacaklarımı kabullenen de olacaktır; haklı olarak reddeden, inanmayan da! İnanmayan inanmasın. Güneş, kendisini inkâr edenler bulunsa da her sabah dâimâ gülümsüyor ve ısıtıp aydınlatmasını kimseden sakınmıyor. Gerçek ve gerçeğe dâir yazılıp söylenenler de aynen...

Bir Gönüle Gir!

Şu gönül dedikleri şey, gözlerden gizlenmemiş olsaydı, ne olurdu? İki cihânın hazînelerini içinde barındıran gönül, en başta hırsızların ve eşkiyânın istilâsına uğrardı. Onlar, yükte hafif pahada ağır her şeyi yağmalarken; bu geniş arsa da yağmaya...

Ey Ben!

‘’Bugün, çok erken uyandım. Fakat, erken olduğunu fark etmeme rağmen gözlerim tekrar uykuyu aramadı. Aslında, gece geç saatte yattığımdan, böyle bir arzuyla gözlerimi kapamam ve uyumaya çalışmam son derece normaldi. Ama, kendimde ne uyku arzusu...

Aşk ve Aşıklar

(Şehvet çilesi, müridlerinin senâ ve alkışları arasında yola çıktı; muzaffer, mağrur, dünyâyı dolaşmıya başladı. Nasıl mağrûr olmasın, nasıl iftihar etmesin ki, konukladığı hiçbir menzilde kendisini tanımayan, çilesine tutulmıyan tek insana rastlamıyordu ve rastlamadan da ülkeler,...

Mekansızlar

Evet, Yavuz Sultan Selim’in meşhur îkazından bahsettik ya… İşte özetle, âşık; darağacını yurt, yuva, mekân tutmuş mekânsız bir babayiğittir. Bu ve benzeri örnekler bize gösteriyor ki; her canlının her kavmin kendine has bir dili olmasını nasıl...

Kulluk Kapısı

Şurası muhakkak ki; dünyâ var oldu olalı kendini âşık sayan herkes rumuzların, sembollerin dilini konuşmuştur. Buna, bir bakıma ‘’sükûtun muhteşem belâgati’’ diyebiliriz. Yâhut da gönül denilen; kendisi bizâtihî görülemeyen ‘’mekânsız mekânın’’ susturulamayan lisânı! Bu dilin...

SİTEDEN SEÇMECELER