Pazar, Ocak 20, 2019

Günebakan

‘’Bu ne hâl? Yüzün safran sarısı..Hasta mısın yoksa?’’ dediler. Ne bileyim,ne diyeyim Sultânım!? ‘’—Sen ne bilirsin safran sarısını ki; yüzümdeki sarılıkta ayrıca hastalık ararsın’’ mı demeliydim? Eğer yüzümün rengi Safran Sarısı’na çalıyorsa, bunun gerçekten böyle olduğunu, Safran’ı...

Perdeler

Şu tül, eve perde… Mahrem, Nâmahreme perde. Can, tene perde Ten, cana perde; Hepsi cânâna perde. Düşmüş Yolcu derde; Benlik Yolcuya perde. Sen, bana perde Ben, sana perde; O, O’na perde! Açlık tokluğa, Tokluk açlığa perde. Varlık, yokluğa... Teklik, çokluğa Çokluk, tekliğe perde! Gölge, asıla; Niçine, nasıla Yara, şifâya Dertse dermâna perde! Her şey, bir şeye...

Bir Elif Çekti

Sevmesini bilmeyenler, yaşamayanlardır. Pek çok insan, sevdiğini zanneder. Böyleleri, uyurgezerlerdir. Sevenler ise, yaşayan ölülerdir. Onlar, birer fetâdır, birer yiğittir. Kıpkızıl kan içindedir yürekleri. Çünkü, sevmesini bilmek demek, ölmesini bilmek demektir. Yaşamayanlar ise, böyle ölmenin hazzını aslâ bilemezler. *** Seni aramaya...

Devlet

Devleti târif edeceklerdi, uğraştılar, didindiler, beceremediler. Söze,’’Ben!’’ diye başlamışlardı. Devletli’yi anlatacaklardı; çok yazdılar, çok konuştular, bilemediler. Söze,’’Biz!’’ diye girmişlerdi. ‘’Mâdem böyle… En iyisi Devlethâne’den bahsedelim’’ dediler. Fakat ‘’Devlethâne’’de devleti anlatmaya kalkanlar devletlileri güldürdüler. Söze,’’Bizim’’le başlamışlardı. Sonra,’’Onlar’’dan biri konuştu;kısa,zarif ve net söyledi: ‘’—Devlet...

Çakıl Taşı

Hakîkat, altın gibidir. Altın mâdeninin bilinmesinden bu yana, insanoğlu bunu hep böyle ifâde etmiştir. Altının kıymetli oluşu, bu mâdenin az bulunması ve zor elde edilmesindendir. Gerçek de kolay ele geçmediği için, kıymetlidir. Eğer sıkça rastlansaydı,...

Sen Söyle

Ağlayan adam, yalvarır gibiydi; ağladığı yer, bir kuyunun dibiydi: ‘’—Günlerden bir gün, tutup, derûnumda bir yara açtın. O gün – bugündür ne yara bitti, ne merhem tükendi… Ne yara iyileşti, ne merhem yetti. Sevdiklerinin başı için; ne...

Mektup Yaz!

Harfsiz ve sessiz Bir mektup yaz, İmzânı gözyaşınla at; Hitap diye, Gönülden bir ‘’ah!’’ çek. Yanardağlar, Sesine ses verecektir; Karlı dağlar Çığ gönderecektir. Harfsiz ve sözsüz Bir mektup yaz, İmzânı Gözyaşınla at. Cevap, Ciğerkanıyla yazılacaktır, Mecnun seni Kıskanacaktır.

Hasta

Doktorun kapısı kalabalıktı. Bütün hastalar:’’Şifâ!’’ diye yalvarıyordu. İçlerinden birine: --Sıra senin,dediler.. Yürüyüp, vardı: —Ben, dedi,’’devâ’’ için gelmedim; tek dileğim var; derdimi eksiltme, yeter! Onu, gözyaşıyla alkışladılar. Sonra, belâya doğru kışkışladılar.

Adımı Ne Koysunlar?

Dostum! Söyle bana, adımı ne koysunlar? Hasta için, sabahın olması elbette yeni bir umut ışığı, bir şifâ muştusudur. Nâmuslu bir borçlu için de bunun tam tersi; yeni günün başlaması, ölüm gibidir. Dostum, ben, hem hastayım, hem de...

Harika

Ona önce ‘’hârika bebek’’ dediler. Büyüdü, adı ’’hârika çocuk’’ oldu. Herkes onun aklını, zekâsını methediyordu; yıllarca okudu, diplomaları arttı. Ama nedense büyüyünce ‘’hârika adam’’ diye anılmadı. O hep ‘’hârika çocuk’’ olarak kaldı ve nedendir bilinmez,...

SİTEDEN SEÇMECELER