Devir Onların

0
36

Bir radyoda çocuk programı var; okunan marşla tâ çocukluk yıllarıma kadar gidiyorum:

Annem beni yetiştirdi, bu ellere yolladı

Al sancağı teslim etti, Allah’a ısmarladı

Boş oturma çalış dedi, hizmet eyle vatana

Sütüm sana helal olmaz, saldırmazsan düşmana

Arş ileri! Marş ileri! Türk askeri dönmez geri!

Yastığımız mezar taşı, yorganımız kar olsun

Biz bu yoldan döner isek, nâmus bize ar olsun

Ne şereftir ölmek bize, bu güzel vatan için

Yanar yürek yurt aşkıyla, dâima için için

Arş ileri! Marş ileri! Türk askeri dönmez geri!

Duygulanıyor ve radyoyu da programı yapanı da gönülden alkışlıyorum.

Fakat o da ne?

Marşın sözleri değiştirilmiş, kuşa çevrilmiş. Şaşkınlık içindeyim; bu radyonun sâhiplerinin ne mal olduğunu bildiğim için onları merak etmesem de marşı okuyan oğlanın kimliğini ve marşın sözlerinde değişiklik yapanı merak ediyorum.

Ve artık,’’Sütüm sana helâl olmaz saldırmazsan düşmana’’ mısrâ’ının da değiştirildiğine şâhit olduktan sonra âdetâ çıldıracak hâle geliyorum. Zîra en başta,’’saldırmazsan’’ kelimesinin geçtiği mısrâ’ yok edilmiş. Onun yerine ‘’hizmet eyle vatana…’’ deyip geçiyor.

Neden?

Çünkü bu ne idüğü belirsizler ‘’saldırgan’’ değiller. Ve hiçbir mukaddesi olmayan bu gürûha birileri ne yaparsa yapsın, düşman hangi rezilliği revâ görürse görsün, susup beklemeyi tercih ettikleri için; Türk çocuklarının da devlet-millet-vatan düşmanlarına karşı koyup mücâdele etmesini, yâni düşmana saldırmasını istemiyorlar.Onlara göre varsın vatanın ırzına geçilirse geçilsin. Halbuki marşın sözleri gâyet anlaşılır durumda: ‘’düşmana saldırmazsan, sütümü helâl etmem’’ diyor Türk anası.

Buram buram vatan sevgisi kokan ve Türk kadınının ağzından bir vasiyet gibi dökülen bu satırları değiştiren küstah, başkalarının malı üzerinde tasarruf etme yetkisini nereden ve nasıl alıyor ve Türk çocuğuna pısırıklığı; kendisi gibi şahsiyetsiz olmayı, gayr-ı Türk olmayı nasıl telkîn edebiliyor?

Düşman bize saldırmazsa, mes’ele yok yâni!

Kimin haddine bu haltı yemek?

Türk çocuğunu ‘’dünyâ vatandaşı’’(!) olma yolunda eğiten ve dört koldan beynini yıkayan bütün hâinlere, bütün sömürge aydınlarına, bütün güç odaklarına hiçbir sınır yoktur bu ülkede! Herhangi bir kural veya kanun yoktur.

Kanun ve kural îcâd edilmiş olsa bile kâğıt üzerinde kalmaya mahkûmdur. Çünkü bu mihraklar dünkü İttihat-Terakkî’nin veled-i zinâlarıdır ve yanlarına din bezirgânlarını da alarak Müslüman-Türk’e âit ne kadar mukaddes varsa hepsine tecâvüzle yetkili kılınmışlardır. Gün yirmi dört saat televizyon kanallarında ahkâm kesen ideolog(!),mütefekkir(!),akademisyen geçinen ne kadar tipsiz varsa geçmişlerine ve hallerine bir bakın ve memleketin neden bu durumda olduğunu görün!

Çok ‘’mümtaz’’ Atatürkçü(!) şahsiyetler, ‘’bulamaç’’ gibi allâmeler gürûhundan hangisini zikredeyim bilmem ki?

Velhâsıl, memleket bizimse de, devir onların.

PAYLAŞ
Önceki İçerikNeyimiz Olur?
Sonraki İçerikSefer 12
..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San'at Derneği'nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san'at faaliyetlerini sürdürmektedir.

Yorum yapabilirsiniz...