Dilenci

1
215

Dilenci kılıklıydı ama, dilenciye benzemiyordu. Zengin tavırlıydı, fakat, zenginliği bilinmesin ister gibiydi. İşte bu, dilenmeyen dilencinin kulağına dedim ki:

‘’—Dostum! Hiç şüphe yok ki yarın, öbür dünyâda alnın açık, başın dik! Göğsünü gere gere dolaşacaksın, ne mutlu sana!’’

Dâimâ ağlayacakmış gibi bulutlu gözlerini gözlerime dikti ve gülümseyerek şu karşılığı verdi:

‘’—Ben, ne şüpheden haberdârım, ne yarının hesâbında ve ne de öbür dünyânın derdindeyim. Alnım, sevdiğimin ateşiyle alev alev yanmada… Başım, ha var, ha yok; farkında değilim. Şu kılık, sırf şerha şerha yarılmış sînemi gizlemek içindir. Bu dünyâda, o dünyâda O’nsuz olacaksam; alnımdan, başımdan, göğsümden ve gezip tozmaktan bana ne?

Bana ne!’’

1 YORUM

Yorum yapabilirsiniz...

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.