Düşünceler 3

0
45

Ferîdeddin Attar, önce Behlül Dânâ’ya âit olduğunu söyleyerek bir hikâye anlatır:

Adamın biri, Bağdat’ta bir güzel ata binmiş gidiyordu. Göreydin, dünyâ onun elindeymiş de dilediğine verebilirmiş sanırdın; âdetâ bu dâvâdaydı.

Önünde ardında çavuşlar gitmede, halkı yolun kenarına doğru uzaklaştırmaktaydılar.

Her yandan ‘’yol açın, savulun’’ sesleri duyulmakta, bu seslerin kopardığı kıyâmet dört yanı sarmaktaydı.

Behlül ise oracıkta; yerden bir avuç toprak almış, dikkatle bakıyor; sanki bir avuç toprağın bu kadar ululanması yersiz; bu zengin adam Firavun bile olsa nihâyet Allah değil ya, demek istiyordu.

Sonra da bu hikâyeyi şu hükme bağlar:

Bu şatafatlı pazara git, oradakilere bak; hepsi de bir leş tutmak için tuzak kurmuş.

Bir adamın emeli leş olursa, insanlık sırrıyla ne işi olabilir?

Attar Hazretleri’nin sözünü ettiği ‘’şatafatlı pazar’’, dünyâdan başkası değildir. Pazarda ‘’bir leş tutmak için tuzak kuranlar’’ ise insan kılıklı dünyâ düşkünleri…

Menfaatleri için akla gelmedik hile ve tuzak plânlayan bu kimseler, aslında bunca emeli bir ‘’leş’’e bağlamışlardır. Çünkü,

peşinde koştukları,kalıcı olmayan;canlı ve vazgeçilmez zannedilip,onu gaye edinenleri hüsrâna uğratacak bir ‘’şey’’dir.Diri gibi görünen,fakat gerçekte cesetten başkası olmayan bu emel,o sebepten dolayı ‘’leş’’tir.

Bunu daha iyi anlatmak için şöyle bir misâl verirler:

Çok sevdiğimiz ve o olmadan yaşayamıyacağımıza inandığımız birisi, öldüğü anda aynı kimsenin cesediyle koyun koyuna yatabilir miyiz? Öpüp koklasak bile, kısa bir an içindir bu ve cenâzeyi bir an önce toprağa vermenin çâresine bakarız.

Ne olmuştur? Hani verdiğimiz o kıymet?

Demek ki ‘’ölü’’ ile ‘’diri’’ arasında fark var ve dünyâya gelip,bir ömür ‘’ölü yaşayanlar’’ hilâfsız,’’leş’’tir.

Dünyâya neden geldiğini idrâk edip, ölümsüz ve yeni bir hayâta uyananlar ise gerçek ‘’diri’’lerdir; onlar,’’yaşayan ölüler’’dir. Bunların değer verdiği her şey de diri ve kalıcıdır.

İnsanlık sırrı, dirileri ve diri olan nesneleri gaye edinmekte gizlidir.

PAYLAŞ
Önceki İçerikSohbetler 9
Sonraki İçerikPerdeler

..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San’at Derneği’nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san’at faaliyetlerini sürdürmektedir.

Yorum yapabilirsiniz...