Duymak

0
182

III. Anladım ki,’’duymak’’,canevinden duymakmış ve benimki pösteki saymakmış!

Kâh uçtum,kâh süründüm..çok çok düşündüm:

–Acabâ,o hana varmaya..varıp konaklamaya ve her derde devâ çorbasından bir kaşık;lokmasından bir yudum nasîbim mi yok?

Eğer böyleyse, Han’ın tellâlı gönül kapımı niye çaldı?

Eğer böyleyse, O’na sorduğum:

‘’—Aşk işinde kimdir üstâdın senin?’’ sualiyle,nasıl oldu da bütün kavramlar yer değiştirdi?Dağınık duran bölük bölük nefer,komutanın bir sözüyle nasıl birden bire sıraya girer,nasıl herkes yerli yerine dikilirse;benim de o âna kadar doğru bellediklerim ‘’yanlış’’ların..yanlış bildiklerim de ‘’doğru’’ların yerini nasıl alıverdi?

‘’—Bunda bir iş var!’’

Dedim ve rehberimi dinledim:

‘’—Bu Han’da bire on var..bir koy,on al!’’

Telâşla sordum:

‘’—Han’a daha çok var mı?’’

‘’—Yoo, dedi, Han ahacık!’’

‘’—Uzak değilmiş..’’ dedim.

Ne gezer..!

Dön baba dönelim.Yanlış anlaşılmasın;yerinde saymakla pervâne olmak çok farklı şeylermiş..Ne bilirdim?

Gözü,etten – sıvıdan iki parça..kalbi,kan pompalayan hayâtî bir merkez..beyni,bir bilgisayar zannederek,yürü var vara bilirsen!

Gözle bakıldığını,gönülle görüldüğünü..Ayakla basıldığını,himmetle yüründüğünü;kısacası İsrâfil’i – Sûr’u..Mûsâ’yı – Tûr’u ve Mûsâ’ya ulaşan:

‘’Nalınlarını çıkar da öyle gel!’’ Hitâbını, kördüğüm olmaktan çıkarmak gerekirmiş.

Yorum yapabilirsiniz...

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.