Eğer Biz..

0
280

*(Hâfızların sultânı Hâfız İshak, bir gün Hz.Mevlânâ’nın huzûruna gelmişti. Mevlâna, büyük bir saygı ile ayağa kalktı ve üst başa oturmasını söyledi ve:

–‘’Mushaf’ı nasıl azîz tutmak, nasıl rahle ve kürsülerin üzerine koymak lâzımsa, hâfızları da o şekilde azîz tutmak ve üst başa oturtmak lâzımdır. İçinde Kur’ân’ın nûru bulunan bir gönlün cehennem yüzünü görmesi uygun düşmez. Bir kâğıt parçasına Kur’an yazılı olsa onu ateşe atmazlar; ona hürmet gösterirler ve onda Kur’an yazılıdır, derler. O hâlde bir kalpte bütün bir Kur’an bulunursa onu nasıl cehenneme atarlar?’’ Buyurdu.)

*(Bir gün Emir Pervâne, Mevlânâ için bir semâ tertib etmişti. Hz.Mevlânâ, Pervâne’nin sarayının kapısına geldiği vakit, bütün dostlar içeri girsinler diye kapıda uzun müddet bekledi. Müritlerin hepsi içeri girdikten sonra Mevlânâ da içeri girdi ve o gece sarayda kaldı. Pervâne kendilerine ziyâdesiyle hizmette bulundu ve böyle bir hikmet ve ilim pâdişâhının kendisine misâfir olmasından dolayı Allah’a çok şükretti.

Hüsâmeddin Çelebi, Hz.Mevlânâ’nın kapıda beklemesinin sebebini sordu ve şu cevâbı aldı:

–‘’Eğer biz saraya önceden girmiş olsaydık, bizden sonra gelen arkadaşlarımızın bâzılarının içeri girmelerine uşaklar mâni olurlardı ve onlar bizim sohbetimizden mahrum kalırlardı. Eğer biz bu dünyâda onları emîrin sarayına veya bir vezirin evine sokamazsak, kıyâmette ukbâ sarayına ve cennet-i âlâya ve Allah’ın huzûruna nasıl sokabiliriz?’’)

Yorum yapabilirsiniz...