Ehl-i Beyt 2

0
54

*En güvenilir hadîs âlimlerinin ittifakla naklettiği bir başka hadîs de şudur:

(Şu bir gerçek ki ben yakında ölüm aracılığıyla Hakk’a dâvet olunup gideceğim. Size iki ağır emânet bırakıyorum; Allah’ın Kitabı, akrabâm. Allah’ın Kitabı, gökten yere uzatılmış bir iptir. Akrabâm ise Ehl-i Beyt’imdir.)

*İmam Şâfiî, bu noktaya temasla şöyle buyuruyor:

(Ey Resûl’ün ehl-i Beyti! Sizi sevmek, Allah tarafından Kur’an’da farz edildi. Bu size yeter övünç olarak. Ve size salât ü selâm etmeyenin namazı olamaz.)

*Peygamber Efendimiz’in eşi Ümmü Seleme Vâlidemiz şunu naklediyor:

(Bir keresinde Allah Resûlü, Hazret-i Fatma’nın evini şereflendirmiş, oturmuşlardı. Fatma, yemek yapmak üzere et doğruyordu. Hazret-i Peygamber Fatma’ya gidip; Ali, Hasan ve Hüseyin’i çağırmasını emretti. O da gidip çağırdı. Hazırlanan yemeği yedik.Bunun ardından,Allah Resûlü,sırtındaki Hayber imâlâtı abâyı çıkarıp Ali,Fatma,Hasan ve Hüseyin’in üstüne örterek şöyle dedi:

‘’Ey Allâh’ım! İşte bunlar benim Ehl-i Beytim ve Âl-i abâmdırlar. Sen, onları rızâna aykırı şeylerden uzak tut!’’

Sahâbelerden Üsâme b.Zeyd anlatıyor:

(Bir gece, bir işim için Allah Resûlü’nü ziyârete gitmiştim. Elbisesi altına birilerini almış, örtüyordu. Ben,Ey Allah’ın Resûli,elbisene sarıp sarmaladıkların kimler?diye sordum. Resûl, şu cevâbı verdi:(‘’Bunlar benim yavrularım ve yavrularımın yavrularıdır. Allâh’ım, ben onları seviyorum, sen de sev! Onları sevenleri de sev!’’

Peygamber Efendimiz’in azaldı kölelerinden Sefîne Hazretleri şu Hadîs-i Şerîf’i naklediyor:

(Benden sonra hilâfet otuz senedir. Sonra, mülk ve saltanat olur.)

İslâm Târihi’nde Dört Hâlife devri, Hazret-i Ali’nin şehâdetiyle tamamlandığında toplam yirmi dokuz buçuk yıl geçmişti. Hazret-i Hasan’ın altı aylık hilâfeti, Muâviye’nin kan dökmesini engellemek arzusuyla sona erdiğinde ise, üstteki hadîs yaşanıyor ve otuz sene tamamlanmış oluyordu. Gerçi Hazret-i Hasan, kan dökülmesin diye hilâfeti bırakmıştı ama, O’nun bu gayreti ve fedâkârlığı kan dökülmesini önlemeye yetmedi.

İslâm âlimleri arasında ‘’müfessirlerin üstâdı’’ diye anılan Fahreddin-i Râzî, araştırmaları sırasında Ehl-i Beyt’in; bizzat Allah tarafından Peygamber Efendimiz’le tam beş şeyde ortak kılındığını tesbit etmiştir.

Hazret-i Peygamber’in mübârek ağızlarından çıkan ‘’cennet ehlinin genç efendileri’’ sözüyle müjdelenen Hazret-i Hasan’la Hüseyin; kendilerinden bir şey istendiğinde, hemen şöyle derlerdi:

‘’Azığımı ahrete taşıyan kişi! Hoş geldin, safâ geldin!’’

Çünkü,her ikisi de bu azığın kendileri nâmına taşındığına inanmış ve öyle görmüşlerdir.Zîra insan,Allah’ın kendisine verdiği nîmetin fazlasını bir başkasına verip yüklemezse;kıyâmette Allah’ın huzûruna,o fazlalık sırtına yüklenmiş olarak gelecek ve ondan dolayı sorguya çekilecektir.Bunun için Hazret-i Hasan şöyle buyururdu:

‘’Onun azığını âhırete, isteyicisi taşıyor ve böylece taşıma yükü kendisinden kaldırılmış oluyor.’’

PAYLAŞ
Önceki İçerikMuharrem Ayı 3
Sonraki İçerikGül Ağacı

..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San’at Derneği’nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san’at faaliyetlerini sürdürmektedir.

Yorum yapabilirsiniz...