Elde Var

0
240
Kubbealtı Lugatı

“Âşık oldur kim kılar cânın fedâ cânânına

Meyl-i cânân etmesün her ki kıymaz cânına”

-FUZÛLÎ-

Elime kazma verdin, dağı gösterdin.

Kazmayı salladım; kazdım, kazdım.. Külüngüme, toprak yerine hep “çamur” geldi, balçık geldi, “ben!” geldi.

Ferhat’ı bilmez, Şirin’i tanımazdım. Suyu arayanlar, anlattılar; Efsâne geldi, masal geldi, kuru bir ün geldi.

Sonra gene kazdım. Varlık dağımda her bir zerre Şirin göründü; bana “Sen” geldi.

İşte Ferhad’ın huyu budur dediler ve Cansuyu, budur dediler;…

Seni gösterdiler.

Toplamayı öğrettin. Dedin ki: her bir güzelde benden bir güzellik var. Öyleyse, topla!

Topladım, topluyorum, toplayacağım. Elde bir var.

Çıkartmayı öğrettin. Dedin ki: her bir güzelde benden bir güzellik var; ama güzelliğim, ne hepsi demektir, ne de birisi.. O hâlde, çıkart!

Çıkarıyorum, çıkaracağım, çıkardım. Elde bir var.

Çarptım, böldüm, dört işlemin dördünde de dâimâ elde bir var, bir var. Elde bir var.

Yorum yapabilirsiniz...