Elde Var

0
223

“Âşık oldur kim kılar cânın fedâ cânânına

Meyl-i cânân etmesün her ki kıymaz cânına”

-FUZÛLÎ-

Elime kazma verdin, dağı gösterdin.

Kazmayı salladım; kazdım, kazdım.. Külüngüme, toprak yerine hep “çamur” geldi, balçık geldi, “ben!” geldi.

Ferhat’ı bilmez, Şirin’i tanımazdım. Suyu arayanlar, anlattılar; Efsâne geldi, masal geldi, kuru bir ün geldi.

Sonra gene kazdım. Varlık dağımda her bir zerre Şirin göründü; bana “Sen” geldi.

İşte Ferhad’ın huyu budur dediler ve Cansuyu, budur dediler;…

Seni gösterdiler.

Toplamayı öğrettin. Dedin ki: her bir güzelde benden bir güzellik var. Öyleyse, topla!

Topladım, topluyorum, toplayacağım. Elde bir var.

Çıkartmayı öğrettin. Dedin ki: her bir güzelde benden bir güzellik var; ama güzelliğim, ne hepsi demektir, ne de birisi.. O hâlde, çıkart!

Çıkarıyorum, çıkaracağım, çıkardım. Elde bir var.

Çarptım, böldüm, dört işlemin dördünde de dâimâ elde bir var, bir var. Elde bir var.

Yorum yapabilirsiniz...

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.