Ermeni Lobileri

0
77

Bir yandan Ermenistan ülkesinde insanları bu zor şartlarda yaşarken, bir yandan Ermeni lobilerinin Türkiye’yi karalamak için giriştikleri kampanyalar, medyaya, seçimlere, projelere aktardıkları paralar ortaya dramatik bir tablo koymaktadır. Ancak, Ermenilerin bir millet olarak en önemli meselelerinden biri uzunca bir süre bağımsız bir devlete sahip olamamalarıdır. Birçok milli duygu tatmin edilememiş, bu durum diğer ülkelerde yaşayan Ermeniler arasında daha büyük sorunlara yol açmıştır. Buna bağlı olarak Ermenistan dışında yaşayan Ermenilerin millî Ermeni çıkarları için önemli bir tehdit oluşturduğunu söyleyebiliriz. Dışarıda yaşayan Ermeniler tabu ve inanç haline getirdikleri yaklaşımlarını bağımsız Ermenistan’a da empoze etmeye çalışmakta, idealist yaklaşımlarıyla Ermeni dış politikasında gerçekçi ve pragmatik yaklaşımları engellemektedirler. Bu açıdan bakıldığında kendi deyimleriyle ‘Ermeni diasporasının’ Ermenistan’a büyük zararlar verdiği iddia edilebilir. Buna karşın dış dünyada Ermeni lobisinin organize ettiği faaliyetler Ermeni çıkarlarının korunması açısından çok önemli bir rol de oynamaktadır. Özellikle ABD siyasi sisteminde Rum ve Yahudi lobileriyle birlikte hatırı sayılır bir güç haline gelen Ermeni lobisi gücünü kurduğu ittifaklarla her geçen gün arttırmaktadır. Ermenistan’ın bağımsızlığını kazandığı günden bu yana ABD’deki Ermeni lobisinin faaliyetleri ele alınacak olursa dört temel alanda büyük başarılar sağladığı söylenebilir:

a. Ermenistan’a ABD tarafından yapılan yardımların arttırılması,

b. Ermenistan politikalarının ABD yönetimi nezdinde meşrûlaştırılması,

c. En büyük rakip ülkeler arasında sayılan Azerbaycan’a yapılacak Amerikan yardımlarının engellenmesi,

d. Sözde soykırımın tanınmasında ABD’nin desteğinin alınması ve Türkiye’ye karşıtı faaliyetler.

İlk olarak Ermeni lobisi Kongre’de diğer lobiler ile kurduğu ilişkilerin de yardımıyla ABD tarafından Ermenistan’a yapılan yardımları her yıl yüksek bir seviyede tutmayı başarmıştır. 1992-1996 yılları arasında Ermenistan’a yapılan Amerikan yardımlarının miktarı 350 milyon doları bulmuştur. Tâkip eden yıllarda da bu rakam olarak her yıl için 90 milyon dolar kadar olmuştur. Bu rakamlarla Ermenistan, İsrail’den sonra nüfusuna oranla ABD’den en çok yardım alan ülke olmuştur. Ayrıca ABD’deki Ermeni lobisi Ermenistan ile ABD Ermeni lobisi arasındaki iş ilişkilerinin canlı tutulmasına da çalışmaktadır. Aynı şekilde diğer ülkelerde de güçlü Ermeni lobileri bulunmakta ve Ermenistan’a başta ekonomik yardım olmak üzere gayret göstermektedirler.

İkinci olarak Ermenistan politikalarının diğer ülkeler nezdinde meşrûlaştırılması konusunda da Ermeni lobileri önemli bir rol üstlenmektedir. Bilindiği üzere Ermenistan genel olarak Kafkasya’da Batı politikaları ile çelişen bir tutum içindedir. Daha çok Rusya’ya yakın bir çizgi izleyen Ermenistan aynı zamanda Azerbaycan topraklarının beşte birini işgâl altında tutan Ermeni güçleri sebebiyle de zor durumdadır. İleride detaylandırılacağı üzere Ermenistan’ın diğer komşuları Türkiye ve Gürcistan ile olan ilişkileri de iyi değildir ve her iki ülke de revizyonist politikaları ve toprak talepleri dolayısı ile Ermenistan’ı suçlamaktadırlar. Küçük bir devlet olduğu düşünülecek olursa Ermenistan’ın tüm bu duruma karşı kendini uluslar arası platformda savunabilmesini Ermeni lobisine borçludur denebilir. Özellikle Karabağ konusunda işgâlci taraf olmasına rağmen tüm Batı kamuoyunda Ermenilerin ‘mağdur’ taraf olarak tanıtılmasında Ermeni lobisinin büyük bir etkisi olmuştur. Özellikle Amerikan ve Fransız kamuoyları Karabağ’da Azerilerin büyük katliâmlar yaptığını ve şu anda işgal altında olanın Ermeniler olduğunu düşünmektedir. Bir sonraki şıkta görüleceği üzere ABD’nin işgalci taraf olmasına rağmen Ermenistan’a her yıl 100 milyon dolara yakın yardımda bulunması, buna karşın ‘mağdur’ taraf olmasına rağmen Azerbaycan’ı yardımlardan mahrum etmesi bunun en önemli kanıtıdır.

Ermeni lobisinin üçüncü başarısı Azerbaycan’a yapılacak yardımları engellemek ve Azerbaycan aleyhinde propaganda faaliyetlerinde bulunmaktır. Bunda 2001 yılının sonuna kadar büyük bir başarı sağladığı da söylenebilir. Bu döneme kadar Section 907 yoluyla Ermeni lobisi Azerbaycan’a herhangi bir Amerikan yardımı yapılmasını engellemeyi başarabilmiştir. 907. bölüme göre: “ABD Başkanı karar verip, Azerbaycan hükümetinin Ermenistan ve Nagorno-Karabağ’a karşı saldırgan tutumundan vazgeçtiğine ve ablukasını durdurduğuna dair somut adımlar attığını Kongre’ye rapor edene kadar Azerbaycan Hükümetine bu veya bir başka yasa çerçevesinde hiçbir yardım yapılmayacaktır.” Bu durum 11 Eylül saldırılarının ardından ABD’nin Azerbaycan’ın lojistik desteğine duyduğu ihtiyaç sâyesinde kırılabilmiştir. Bu değişiklikte Türkiye’nin ve Yahudi lobisinin rolü de göz ardı edilemez.

Diğer yandan 11 Eylül olaylarının geniş anlamda Ermeni meselesi üzerinde müsbet ve menfi bazı etkileri olmuştur ve ileride de bu etkiler farklılaşarak devam edebilir. Olumlu etkileri sayacak olursak Ermeni lobilerinin geçtiğimiz yıl hızlandırdığı soykırım iddialarını tanıma kampanyası güç kaybetmiş, dünya kamuoyunun ilgisi ortadan kalkmıştır. Ayrıca Türkiye’nin ABD ve Avrupa açısından artan stratejik önemi Ermeni iddialarının en azından bir süre için bu ülke parlamentolarından geçmesini zorlaştırmıştır. Diğer bir deyişle Türkiye bu konuda ‘nefes alabileceği’ altın değerinde bir zaman kazanmıştır. Bir diğer gelişme de dünyanın terör konusunda ulaştığı yeni bilinç seviyesi Ermeni terörü ve Ermeni terör örgütleri konusunda Türkiye’nin elini güçlendirmiştir. Bundan sonraki dönemde terör örgütlerinin manevra alanlarının daralacağı söylenebilir. Bu çerçevede Türkiye’nin Ermenistan – terör bağlantısını kullanma şansı artmıştır. Bir diğer olumlu gelişme de Türkiye’nin artan stratejik konumunu akılcı kullanması halinde bölgedeki etkisini arttırmasıyla ortaya çıkacaktır.
Aleyhimize gözüken gelişmeler ise İkiz Kuleler’e yapılan saldırının bir benzerinin Ermeni teröristler ile PKK ve aşırı sol örgütlerin işbirliği ile gerçekleşme ihtimalinin çok da uzak olmadığının anlaşılmasıdır. Ayrıca Rusya’nın terörü bahane ederek Kafkasya’da Ermenistan’ı kullanma ihtimâli de ciddî bir tehdittir.

Son olarak Ermeni lobisi bulundukları ülkelerde sözde soykırımın kabul edilmesi için yoğun bir şekilde faaliyette bulunmakta, bununla birlikte Türkiye çıkarlarına karşı da aktif olarak çalışmaktadırlar. Bu faaliyetlerin başında yabancı ülke parlamentolarına 24 Nisan’ı soykırım günü olarak kabul ettirmeye çalışmak, sözde soykırımı eğitim programlarına dahil ettirmek,özellikle sözde soykırım fikrini işleyen büyük sinema yapımlarına para aktarmak, ülkelerdeki özel televizyon kanallarında saatler satın almak kaydı ile, bu saatlerde istedikleri program, belgesel ve filmleri yayınlatmak ( Gece Yarısı Ekspresi gibi), açılmasına vesîle oldukları sözde soykırım anıtları ile, üzerimize yamamaya çalıştıkları iddiaları her zaman göz önünde tutarak, özellikle genç dimağları zehirlemek sayılabilir. Son dönem faaliyetleri arasında, Birinci Dünya Savaşı sırasında bankaya yatırıldığını iddia ettikleri mevduatın hak sahiplerine iadesi icin Alman Deutsche Bank’a açtığı davayı, ya da Fransa merkezli sigorta şirketi AXA’nın 1915’te “Ermeni Soykırımı”nda ölenlerin yakınlarına 14,4 milyon avro ödemeyi kabul etmesi sayılabilir.
Bu konuda belli bir başarının yakalandığı söylenebilirse de bu aslında Ermeni lobilerinin en büyük çıkmazıdır. Batı bloğunun önemli bir müttefiki olan Türkiye karşıtı teşebbüslerin etkisi beklendiği kadar olamamakta, zaman ve enerji kaybının ötesinde ilk üç şıkta belirlenen hedefler de bu alandaki faaliyetler sebebiyle zarar görebilmektedir. Şöyle ki, özellikle ABD’nin Kafkaslar politikası Türkiye, Gürcistan ve Azerbaycan olmaksızın düşünülemez. Hâl böyle iken tüm enerjisini Türkiye ve Azerbaycan karşıtlığı için harcayan bir Ermeni lobisi ABD politikalarıyla uyumlu hale gelemeyecek, bu da Ermenistan’a da zarar verecektir. Nitekim böylesine güçlü bir lobi ve desteğe rağmen Ermenistan’ın 110 yıllık süre içinde büyük ekonomik kayıplara uğraması bu tespiti doğrulamaktadır.

Yararlanılan Kaynaklar: www.turksam.org.tr

www.turkishforum.com

Dr. Sedat Laçiner’in makalesi

www.stradigma.com

Cavid VELİEV – TUSAM Kafkasya Araştırma Masası

Araz ASLANLI – TUSAM Kafkasya Araştırma Masası

Mahmut Niyazi SEZGİN – TUSAM Avrupa Araştırma Masası

Yorum yapabilirsiniz...