Geçmiş Zaman Olur Ki

1
239

Pınar’ı şöyle dursun, musikimizin bu gün ne Kaynak’ı var, ne de Irmak’ı… Zavallı sanatım Gencebayların, şaşkınların, taşkınların eline kaldı…

*

Ya Gökçek Türkçemiz?..

Zamane fıkracılarının, türedi ozanların, bütün fikriyatları 3-5 yüz kelimenin çevresinde raks eden sözde aydınların, entellerin, dantellerin, tv kanallarının elinde her gün kılıktan kılığa girip tanınmaz, anlaşılmaz hâle geldi…

*

Nerede fukara babası ağalarım?..

Nerede, tepe gibi et yığdıran, göl gibi kımız sağdıran; açları doyuran, yalıncakları giydiren; borçluları borcundan kurtaran beğlerim?..

*

Dün, Tanrı misafiri denilir, kısmetiyle geldiğine inanılır, kutlu sayılır; izzet ve ikramda kusur etmemeye çalışılırdı…

Ya bu gün!..

Vaktimizi çalan, gereksiz masrafa yol açan, rahatımızı kaçıran saygısız, diye bakılıyor…

*

Gâvur parasıyla….. diye başlayan bizim ata sözümüzdü. Değeri günden güne düşen de bizim paramız oldu…

*

Karagöz’ümüzü, şiş kebabımızı, yoğurdumuzu elin yabanına kaptırıp sandviçle, hamburgerle, vızburgerle, cızburgerle, ayaküstü tıkınmakla safra bastırır olduk…

*

Küçülen yalınız mideler olsaydı mesele yoktu… Gök kubbeyi çadır, yeryüzünü yurt, eğeri taht, tulgayı taç bilenlerin; yer götürmez ordular sevk edenlerin, dizliye diz çöktürenlerin, başlıya baş eğdirenlerin ne yazık ki dünyaları da küçüldü…

(Aydil EROL) sanatalemi.net

1 YORUM

Yorum yapabilirsiniz...