Gönül Bana Dedi Ki

0
253

Sayfa:5

“Kaybetmekle bulmak arasında “aramak” diye ıstıraplı bir fiil var.”

Dikkat edersen, her kaybedilen ve bilâhare bulunan şey, çok kıymetli! İnsanoğlunun yapısına tam uyan bir kâide koymuş Sahibimiz.

Serçe parmağımız, biraz ufak tefek olan yapısıyla sair zaman hiç de önemsemediğimiz bir organımızken; bir anda kıymete biner. Zirâ ya bir ağaç kıymığı, yâhut bir bıçağın sorumsuz darbesi; onu kullanılmaz kılmıştır.

İşte biz, serçe parmağımızın sıhhatli hâlini, o anda özler ve kıymetini anlarız.

Serçe parmağımızı aramak için yollara düşeriz. Yâni, onu tedâviye çalışırız.

Bu, onun tam ve sıhhatli hâlini aramak değil midir?

Halk arasında, derler ki:

– “Allah, sevdiği kuluna; önce eşeğini kaybettirir, sonra da buldurur.”

Eşek, bizim nefsimiz, bineğimizdir. Ve bu dünyâya kapıldıkça, o bizim sırtımıza binmiştir. Nefislerimiz, bizi taşıyacağına; biz onu taşıyor hâle gelmişiz. “Nerede bizim bineğimiz?” diye, bir ömür, eşeğimizi arıyoruz.

İşte, Allah, bir kulu sevdi mi, o eşeği buldurur ki; ona binsin de Rabb’ine ulaşsın.

Bu dünyâya gelmekle, o eşeği hemen kaybetmedik; kaybetmeye yatkın bir hüviyete büründük.

– “Ne yapalım; yaya geldik, yaya gideriz!” zannıyla, bineğimizi aramak basîretini göstermezsek; Allah’ın bizi sevmesini istemiyoruz, demektir. Çünkü o; kaybımızı aramamızı istiyor.

Her dâim emrine âmâde olarak iş gören serçe parmağı, âit olduğu insana, ehemmiyetini nasıl hatırlatır? Istırap çekince, onun ne derece önemli olduğunu anlayıveririz.

Bedenlerimiz, üzerine binip yolculuk yapacağımız bineklerdi. Vicdanlarımız, ruhlarımız bu eşek nefsi emirleri altında sürebilirse; ancak o zaman menziline ulaşacak.

Ama, ayaklar baş.. başlar ayak olmuşsa; eşek, insana binmiş de “deh!” deyip duruyorsa; böyle bir insanın, öte dünyâda cehennem araması boşunadır. Cehennemini, işte sırtında taşıyor.

Yorum yapabilirsiniz...