Güldürmek ve Nasreddin Hoca

0
271

Güldürmek ve Nasreddin Hoca

Büyük bilgemiz Nasreddin Hoca, hayatı boyunca toplumun içerisinde yaşamış, insanları yakından gözlemiş bir insandır. Bu yüzden onu Hoca’lığının yanı sıra aynı zamanda bir sosyolog ve psikolog olarak da görmek gerekir. Hocamız bu sıfatıyla, bütün dikkatini öncelikle insan zaaflarına yöneltmiştir. Büyüklenme, kıskançlık, bencillik, tembellik gibi zaaflar bilindiği üzere insanın en önemli problemleridir.

İnsan bu ham taraflarını olgunlaştırmadan mutlu ve başarılı olamaz. Hocamız, bu sebeple keskin diline insanın hep bu tür zaaflarını dolar. Ama bunu yaparken tam bir eğitimci sıfatıyla hareket eder. Mesela insanların bu yönleriyle asla alay etmez, onları küçük düşürecek sözlerden kaçınır. Kişiliklerini rencide etmez. Eleştirisini insanın kişiliğine değil yaptığı yanlış davranışına ve buna yol açan zaaflarına yöneltir. Bunu yaparken kullandığı en önemli yöntem ise tebessümdür. Hocamız, her zaman güler yüzlü olarak yapar bu eleştirilerini..Böylece muhatabı onun eleştirilerinden asla incinmez.

Hoca, bu meselede tebessümü bir vasıta olarak kullanırken elbette inandığı dinin ilkeleriyle hareket etmektedir. Bilindiği üzere Hz. Peygamber, tebessümün sadaka olduğunu bildirmektedir. Yani asık suratlılık Hoca’nın anlayışında dinden onay almayan bir davranıştır. Bu yüzden biz onu hep o mütebessim çehresiyle görürüz. Hoca’nın eğitim yönteminde üzerinde durduğu ikinci önemli husus ise düşündürmektir. Çünkü düşünme mekanizmamızı faaliyete geçirmeden yaptığımız bir şeyin yanlış olduğunu asla anlayamayız. Hoca, bu yüzden eğitim yöntemi olarak hep akla hitap eder. Ama bunu tebessümle birlikte yaptığından sonuç hep olumlu olur.

Güldürmek ve düşündürmek… Hoca’nın eğitim yönetimini işte bu iki kelime ile özetlemek mümkündür. Aslında bunu güldürürken düşündürmek şeklinde anlamak işin en doğrusudur. Fakat, Hoca’da güldürme asla bir dalkavukluk; düşündürme ise asla kurnazlık biçimine dönüşmez. Hoca’yı saygın kılan da bu yönüdür. Hoca, bu yöntemiyle karşısına kim çıkarsa çıksın sözünü hiç esirgemeden yanlışlara karşı sesini yükseltir. Böylece “inandığınız gibi dosdoğru olun” yahut “iyiliği yaygılaştırıp kötülüğe engel olmak” şeklindeki temel ilkeyi de hayata geçirmiş olur. Hoca, tebessüm ve düşündürme ile öylesine bir hikmet ortaya koyar ki, akıl sahibi hiçbir insan bu hikmeti kavrama noktasında ona ilgisiz kalamaz. Hoca’nın fıkralarının asırlar boyunca kabul görmesini başka nasıl açıklayabiliriz ki.. Yüzünüzden tebessüm hiç eksik olmasın sevgili dostlar… Yeni bir yazıda buluşmak dileğiyle…

-Mustafa ÖZÇELİK-