Günlük 4

0
62

Diğer yolcuların konuşmalarından anladığım kadarıyla; herkes bu cihâna bir balonla gelmiş.

Sormuşlar:

‘’—Balon uçurabilir misin?’’

Kalabalıktan bir kısmı hemen cevap vermiş:

‘’—Belî!’’

Gene sormuşlar.

Bu sefer kalabalık artmış..cevap verenler,evet diyenler çoğalmış.

Sual,bir defa daha tekrarlanmış ve görülmüş ki halkın tamâmı evet diyor.

‘’—Tamam’’ demişler;’’Cevaplarınızı beğendik.Güzel,fasih konuştunuz.Şimdi,uçmaya hazırlanın..herkes balonuna binsin! Parola:’’Yolcu yolunda gerek!’’; İşâreti ise:’’Safra!’’ Haydi, yolunuz açık olsun! Dönüp dolaşıp, gene bu meydanda buluşacaksınız. Dikkat edin; balondaki safralar ne kadar eksilirse siz de o kadar yükseğe çıkarsınız. Aksi taktirde, çok alçaktan uçmak zorunda kalacağınız için; bırakın dağlara-tepelere çarpıp parçalanmayı; bodur çalılar bile sizin uçmanıza engel olur. Parolayı unutursanız da, kezâ! Bu da oyunbozanlık sayılır.

…..

İşte, benim hikâyem de böyle başladı.

Attım attım bitmedi;atmaya güç yetmedi.Safralar tükenmedi..bitmedi,tükenmedi.

Serde yalancı çıkmak korkusu var. Balonu uçururum, dedim ya!

Bir yandan yükümü, ağırlığımı azaltmaya çalışırken; öte yandan da parolayı tekrarlıyorum:

‘’Yolcu, yolunda gerek!’’

Balonumda bunca safranın bulunabileceğini işte o anda anlamaya başladım.

Ah, aman! İrtifâ kaybediyorum.

‘’Anlamaya başladım’’ der-demez, balonumun yeni bir safrayla yüklendiğini de sen fısıldıyorsun:

‘’İçin dışın murdar iken, dost neylesin senin ile?

Gönül gözün nefs ü hevâ, aşk neylesin senin ile?’’

Yorum yapabilirsiniz...