Hikmetler 18

0
237

Seninle, gerçek anlamda ancak senin ayıplarını bilen sohbet eder ki, bu da Kerem Sâhibi Mevlâ’dan başkası olamaz. Sohbet ettiklerinin en hayırlısı, ona senden dönebilecek hiçbir şey istemeyen, ancak seni isteyen Allah’tır.
*
Eğer kesin bilginin ışığı sende doğsaydı; daha göçüp gitmeden âhıretin sana nasıl daha yakın olduğunu, dünyâ güzellikleri üstündeki fânîlik güneşinin nasıl tutulduğunu görürdün.
*
O’nunla birlikte bir varlığın var oluşu, seni O’ndan perdelemiştir. O’nunla birlikte bir varlığın var olduğunu zannetmek de öyle!
*
O’nun, oluşlar içindeki zuhûru olmasaydı o perdeler üzerine bakış söz konusu bile olmazdı. Eğer sıfatları doğrudan tecellî etseydi,

kâinattaki bütün oluşlar dağılıp hiçliğe giderdi.
*
Bâtın olduğu için her şeyi açığa çıkardı. Zâhir olduğu için de her şeyi dürüp, gizledi.
*
Varlıklar hakkında düşünmen için sana izin verdi. Fakat o varlıkların zâtlarıyla birlikte durmana izin vermedi. ‘’Göklerde olana bakınız.’’(1o/101) diyerek sana anlayış kapılarını açtı. Yoksa sırf göklerde olan varlıkları sana göstermek için ‘göklere bakın’ demedi.
*
Kâinat, O’nun vâr etmesiyle var, Zâtının Birliğine göre ise mahvolmuştur, yok hükmündedir.

Yorum yapabilirsiniz...