Hocalı Katliamı 1

0
54

TÜRK’ÜN YÜREĞİNE AÇILAN ERMENİ YARASI;

HOCALI KATLİAMI

26 Şubat 1992 târihi Türk dünyası ve Azerbaycan için en acılı günlerden biri olmanın yanı sıra aynı zamanda insanlık târihi için de kelimenin tam anlamıyla siyah bir sayfadır. Azerbaycan’ın Hocalı kentinde sivil halka
karşı Ermeniler tarafından gerçekleştirilen katliamlar yakın târihin en korkunç, en acımasız olaylarıdır.

Bugün sözde soykırım iddialarıyla Türkiye’yi suçlayan Ermenistan’ın Devlet Başkanı Robert Koçaryan’ın direktifleri doğrultusunda Ermeniler Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde 7 bin kişilik nüfusa sahip ve coğrafî konumu itibariyle bölge için stratejik önemi olan Hocalı kentini ele geçirmek için 25 Şubat gecesi katliam gâyesiyle harekete geçmiştir.

Hocalı’nın işgâli sonucu sivil, eli silâhsız, Azerbaycan Türkleri çocuk, kadın, ihtiyar ve genç ayrımı yapılmadan Ermeniler tarafından katledilmiştir. Resmî verilere göre, o gece 613 kişi hunharca katledilmiş; bunlardan 83 çocuk, 106 bayan acımasız yöntemlerle işkence yapılarak öldürülmüştür. Ayrıca, 487 kişi ağır yaralanmış ve 1275 kişi ise rehin alınmış, geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canını kurtarmıştır. 26 çocuk tamamen ve 130 çocuk ise kısmen öksüz kalmıştır. Ermeniler şehitleri özel acımasızlıkla, gözlerini oyarak, kafataslarının derisini yüzerek ve vücutlarının farklı organlarını keserek öldürmüştür. Küçücük çocukların gözleri oyulmuş, hâmile kadınların karınları yırtılmış ve insanlarımız diri diri toprağa gömülmüştür. Hattâ şehitlerin bir çoğunun cesetleri yakılmıştır.

Soykırımın ilk günlerinde, 2 Mart’ta Hocalı’nın adını ilk kez duyan, bu şehrin masum ahâlisinin başına getirilen felaketleri kaleme alıp, yayınlamak isteyen yabancı gazeteciler olay yerine gelmeye başladılar. Onlara cesur gazeteci, Hocalı felâketini ilk kez dünyaya yayımlayan Cengiz Mustafayev eşlik ediyordu. Cen­giz ikinci kez Ketik ormanında, Nahçıvanık yolundan üst üste yığılmış cesetleri, başının yarısı soyulmuş bebekleri, gözleri çıkarılmış çocukların resimlerini çekiyordu.

Hocalıyı ölüm sessizliği sarmıştı, kar üstünde yatan cesetler vahim bir durum arz ediyordu. Her yerden kan kokusu geliyor­du. Vahşiliğe, gaddarlığa bakıldığında Daşnakları bile geride bırakan Ermeni-Rus askeri birliklerinin uyguladıkları katliam yabancı gazetecilerin dehşete kapılmasına yol açmıştı, bazıları elle­riyle gözlerini kapamış, helikoptere doğru kaçmışlardı. Kendini kaybeden gözyaşlarını tutamayanlar vardı.

Kanlı olayları gözleri ile görüp kameraya alan Fransalı Janiv Yunet ,”biz Hocalı fâciasına şâhit olduk. Yüzlerce ceset gördük. Bunların içinde kadınlar, yaşlılar, çocuklar ve kenti savunanlar vardı. Emrimize helikopter verildi. Gökyüzünden gördüklerimizi kameraya alıyorduk, Hocalı ve etrafını kaydediyorduk. O zaman Ermeniler helikoptere ateş açtılar ve biz çekimi yarım bırakarak geri çekilmek zorunda kaldık. Ben savaş hakkında çok şey duymuştum. Alman Nazilerinin gaddarlığını okudum ancak Ermenilerin masum halkı ve 5-6 yaşındaki çocuklan öldürmekle vahşilikte onları bile geride bırakmışlardı. Biz hastanede, vagon­larda, hatta çocuk bahçelerinde ve sınıflarda çok sayıda yaralı gördük.

“Başları kesilmiş insan cesetleri”… Bu manzarayı çalıştığı Izves­tiya gazetesinde V. Bellax şöyle kaleme alıyor: “Zaman zaman Ağdam’a cesetler getiriliyordu. Târih boyun­ca böyle bir şey görülmemişti. Cesetlerin gözleri çıkarılmış, ku­lakları ve başları kesilmişti. Bir çok ceset tanklarla sürüklenmişti, işkencelerin haddi hesabı yoktu”.

Haydad, ASALA Ermeni terör örgütlerinin mâlî desteği ile “artsak işi”ne destek vermek, kanla kurmak istedikleri “Büyük Ermenistan”a hizmet için Hocalı’ya gelen Avrupalı Ermeni gaze­tecileri fâciayı Azerbaycanlıların yaptıkları yolunda bilgilerle dün­ya kamuoyunu aldatmaya çalışıyorlardı. Ermeni askerlerinin, büyük askerî birliklerinin soykırım yapmadıkları, askerî operasyon sırasında 14 kişinin öldürüldüğü hakkında uluslararası kamu­oyuna verilen bilgiler olaylara, hakîkate dayalı olmadığı için bu çabalar boşa çıkmıştır. Vahşeti, kan gölünü ilk kez gören Avrupa Ermenisi olan gazetecilerden biri işlenen fâciayı olduğu gibi ak­tarmaya çalışmıştı: “Hocalıda katlettikleri 100 kişiyi yan yana di­zerek köprü yaptılar. Ben bu köprüdeki cesetlerin üzerinden ge­çerken, ayağımı körpe bir çocuğun göğsüne basınca öyle bir tit­redim ki, fotoğraf makinem, bloknotum, kalemim yere düşerek kana boyandı. Kendimi tamâmen kaybettim. Bedenim tir tir titre­di.” Belki de bu Avrupalı Ermeni’nin soykırım olayını tasdiklemesi, kaleminin bu günahsız çocuğun kanına bulanması yüzündendir.

Hocalı soykırımını Karabağ’da hayata geçi­ren, “Haydad” terör grubunun başkanı Suren Paşayan’dır. Paşayan, “canavar” lakabıyla tanınmaktadır. Türklere karşı gaddar­lığı, amansızlığı ile övünüyordu. İlginçtir ki bahsedilen gaddarlık ve akılları durduracak katliam manzaraları 1915’te Ermeni çetecilerinin Anadolu’da sergilediği vahşete oluş şekilleri itîbariyle inanılmaz benzemektedir. Türk’ün târihinde asla yeri olmayan masum katliamları, ırza tecâvüz, yaşlı ve hamilelere işkence şekilleri korku filmlerinde bile göremeyeceğiniz bir yaratıcılıkta gerçekleştirilmiştir.

İsterseniz hiç uzatmadan, bir inkârla karşılaşmadan hemen dünyanın belli başlı yayın organlarına yaşananlar nasıl aksetmiş, bir göz atalım:

Washington Post: ” Dağlık Karabağ kurbanları Azerbaycan’da toprağa verildiler. Kaçkınlar, Ermeni saldırısında yüzlerce kişinin öldürüldüğü söylüyorlar. Yedi kişinin ceseti bugün gösterildi, bun­ların ikisi çocuk, üçü kadındır. 120 kaçkın Agdam hastanesinde­dir, vücutlarında çok sayıda derin yaralar bulunmaktadır.”

The Times: ” Ermenliler yüzlerce kaçkın âilesini katlettiler. Sağ kalabilenler Ermenilerin 450’den çok Türk’ü katlettiğini, öl­dürülenlerin çoğunun kadın ve çocuk olduğunu bildiriyorlar. Yüzlerce, hattâ binlerce insan kaybolmuştur.

The Times: “Katliam açığa çıktı. Daglik Ka­rabag’in yamaçlarında aralarında kadın ve çocuklar olan 60’dan çok ceset ortaya çıkmıştır, bu ise Ermenilerin Azerbaycanlı mül­tecileri katlettiği yolundakı haberleri doğrulamaktadır. Hâlâ bulu­namayan yüzlerce kaçkın vardır.”

lzvestiya : Video kamera, kulakları kesilmiş çocukları göster­di. Yaşlı kadınlardan birinin yüzünün yarısı kesilmişti. Erkekle­rin kafa derisi yüzülmüştü.”

Sunday Times: “Thomas Tolts Ermenilerin yaptığı katliamlar hakkında bilgi veren ilk raportördür. Hocalı yalnız Azerbaycan şehri olmuştur. Barış zamanı tarımla meşgul olmuş binlerce Azer­baycanlının evi olmuştur. Geçen hafta yeryüzünden silinmiştir.”

Financial Times: “Ermeniler, Agdam’a giden göçmen kâfi­lesini kurşunladılar. Azerbaycanlılar 1200 ceset saydılar. Li­van’dan gelen raportör, zengin Ermenilerin Karabağ’a silah ve adam gönderdiğini tasdik ediyor.”

Izvestiya: “Binbaşı Lenold Kravest: Ben kendim yamaçta 100’e yakın ceset gördüm. Erkek çocuklardan birinin başı yoktu. Her yerde özel gaddarlıkla öldürülmüş yaşlı kadın ve çocuk ce­setleri gördüm.”

Le Monde: ” Agdam’da bulunan yabancı gazeteciler Hoca­lı’da öldürülmüş kadın ve çocukların arasında 3 kafa derisi soyul­muş, tırnakları sökülmüş ceset görmüşler. Bu Azerbaycan tebli­gâtı değil, gerçektir.”

Valer Aktüel Dergisi : ” Bu otonom bölgede Ermeni Askeri birlikler Yakin Doğu’da olanlarla birlikte en çağdaş askeri teçhi­zata ve hava araçlarına sahiptiler. ASALA, Suriya ve Livan’da as­kerî malzeme ve silah ambarlarını yok etmiş, 100’ün üzerinde Müslüman köyünü katletmişlerdir.

Krua I’Eveneman Dergisi : “Ermeniler Hocalı’ya saldırdılar. Tüm dünya tanınmaz hale gelen cesetlerin şahidi olmuştur. Azer­baycanlılar 1,000 kişinin öldüğünü söylüyor.”

Kolos Ukraini: V Stacko: “Savaşın yüzü olmuyor. Yalnız çokça maske, kanlı gözyaşları, ölüm, bedbahtlık, yıkımlar… Hocalı’ da bebekleri ne için katlettiler?, Ya anneleri? Allah insanı cezâlandırmak isteyince onun aklını alıyor.”

Nie gazetesi: Bulgaristan’da çıkan bu basın organı Hocalı soykırımına hasredilmiş bir özel sayı yayınlanmıştır.

Violetta Parvanova: “Hocalı insanlığın faciasıdır.”

Yabancı ülke gazeteleri ile konuşan, aslen Hocalılı olan, soy­kırımda annesini, yakın akrabalarını kaybeden yazar Serriye Müslümkızı hatırlıyor : “Hocalı’ya dünyanın muhtelif ülkelerin­den onlarca yabancı gazeteci gelmişti. Onlar kanlı olayları gözle­ri ile görüp dehşete düşüyorlardı.

Yorum yapabilirsiniz...