Hz. Ali(k.v). Efendimizin Mektubu 1

0
258

10309349_798381866848550_3269053105157037690_nBu metin Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa(s.a.v)’nin damadı ve halifesi Hz. Ali(k.v) Efendimizin, büyük oğlu Hz. Hasan Efendimize ömrünün sonunda yazdığı mektup Nechü’l Belâğa’dan alınmıştır. İşte size fiiliyata yönelik bir irşat ve hayatı nasıl yaşamamız gerektiğine dair tavsiyeler,

Oğulcağızım, sen vücudumdan, canımdan bir parçasın, ne zaman sana baksam, tıpkı kendime bakıyor gibiyim. Sana bir musibet gelse sanki bana gelmiş olur, ölüm sana gelip çatsa ben ölmüşüm gibi olur. Senin işlerin benim işlerim gibidir. Bu yüzden bu tavsiyeleri kâğıda döküyorum. Ona riayet etmeni, onu muhafaza etmeni istiyorum. Ölürüm veya kalırım; ama bu vasiyetnamemin sende kalmasını istedim.

Oğlum, evvela Allah’tan kork. Onun itaatkâr kulu ol. O’nu aklında daima zinde tut. Seni O’na bağlayan ipe sarıl ve onu hep iyi muhafaza et. Hangi bağ bu bağdan daha sağlam ve uzun ömürlüdür, hangi bağ bu denli ihtirama ve mülahazaya layıktır ki onun yerini tutsun?

Faydalı öğütleri tut, kalbini onlarla tazele. Takvayı benimse ve aşırı istekleri onun yardımıyla öldür. Allah’a ve dine olan muhlis imanınla bir karakter inşaa et. İnatçı, tedavisi güç, itaat sevmeyen nefsi ölümü anmakla alçalt; hayatın ve o hayatın indinde sevgili olan her şeyin faniliğini gör; belaların ve talihsizliklerin ne denli gerçek olduğunu ve, şartların ve zamanların değişkenliğini fark et. Gelmiş geçmiş kavimlerin tarihini oku. Harap olmuş şehirler, yıkılıp gitmiş saraylar, çökmüş imparatorluklar ve geçmiş kavimlerin çürüyüp bozulmasına sebep olan şeyleri gör ve anla. Sonra o insanların amellerini ve ikbal zamanlarında neler yapıp ettiklerini, neler başardıklarını, işlerini güçlerini nerede ve ne zaman başlattıklarını ve nasıl sona erdirdiklerini ve herşeye rağmen şu an nerede olduklarını tefekkür et. Hayatta ne kazandılar ve insanlık refahına ne katkıda bulundular? Şayet bu meselelere dikkatlice kafa yorarsan görürsün ki onlar sevdiklerinden, dostlarından ayrıldılar ve yalnız bir şekilde gurbet ellere göçtüler i sen de yakın bir zamanda onlar gibi olacaksın.

Ebediyet yurduna iyi azık hazırlamaya dikkat et. Ebedî nimetleri, bu fani dünyanın zevki için kaybetme. Bilmediğin şeyler hakkında konuşma. Üstüne vazife olmadığı veya kılınmadığı zamanlarda kimse hakkında zanda bulunup görüş belirtme. Sapkınlığa çıkma ihtimali olan yola gitme. Cehalet sahrasında kaybolma ve maksadın unutulma tehlikesi varsa o yolu terk etmek, ilerleyip de bilinmez tehlikelere ve öngörülmeyen risklere maruz kalmaktan yeğdir.

İnsanlara iyilik etmeleri ve faziletli bir hayat yaşamaları için tavsiyelerde bulun, zira bu tavsiyelerde bulunmak senin hakkındır. Sözlerin ve amellerin dünya için, habislikten ve alçaklıktan nasıl uzak durulması gerektiğinin bir dersi olsun. Kötülük ve günahlara batmışlardan uzak durmak için elinden geleni ardına koyma. Her ne zaman gerekirse Allah’ın davası için mücadele et. İnsanların sana gülmelerinden, hareketlerini kınamalarından veya iftira atmalarından korkma. Hakikati ve adaleti korkusuzca teyit ve ikame et. Cefalara sabır ile katlan, hakikat yolunda karşına çıkan engelleri cesurca göğüsle ve hakikati hep aziz tut. Her nerede olursan hakikat ve adalet davasına sarıl. İslam itikadına, hukukuna ve fıkha vakıf ol, bu dinin ahkâmını tam olarak belle.

Cefalara,belalara ve talihsizliklere karşı metanet sahibi ol. Bu sabır ve metanet ahlakın en yüksek zirvelerindendir, karakter asaletindendir. Bir insanın tekâmül ettirebileceği en güzel alışkanlıktır. Allah’a dayan, her bela ve sıkıntıda aklın, ilk sığınak olarak O’nun muhafazasına sarılsın. Böylece kendi ve işlerini en Âla Vekil’e ve en Kudretli Muhvafız’a emanet etmiş olursun. Allah’tan gayrısına yardım ve muhafazasını zinhar aramayasın. Dualarını, taleplerini, yakarışlarını, ricalarını O’na ve sadece O’na hasret.Zira kabul edip ihsan etmek veya reddedip mahrum bırakmak ancak ve ancak O’nun kudretindendir. O’nun ihsanlarını ve irşadını ne kadar isteyebiliyorsan iste…

Kaynak: Toynak Sesi Duyunca Zebra Gelsin Aklına(Tasavvuf Sohbetleri), Shems Frıedlander, s.157-161

Yorum yapabilirsiniz...