|
R.Tekin UĞUREL tarafından yazıldı
|
|
Pazar, 04 Ocak 2009 19:15 |
|
(Biz, ceylân gözlüleri,Defterleri sağdan verilenler İçin yeniden yaratmışızdır;Onları bâkire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.) -Vâkıa Sûresi,35/38- * (Onlara, ceylân gözlü Eşler veririz.) -Tûr Sûresi,20- * (Çadırlar içinde Ceylân gözlüler vardır.) -Rahman Sûresi,72)-
Ceylân olmak gerek… Ama, ceylân olmak da kimsenin elinde değil! Misk, belki yüzlerce çeşit ceylân içinde sâdece bir cinse nasîb olan bir meziyet. Huten Ormanları’nda yetişen ve adını da bu meziyetinden alan ‘’Misk Âhûsu’’ olarak yaratılmak gerek. Misk âhûsu demek; Avcı’nın seçtiği,beğendiği av demektir.İşte bu seçilmişlik, o ceylânı üstün ve kıymetli kılar.Aranan,peşinde koşulan bir varlık hâline getirir.Çünkü onu,Avcı,tâ ilk günden;’’Belî!’’ denilen anda beğenmiştir.
|
|
|
R.Tekin UĞUREL tarafından yazıldı
|
|
Pazar, 04 Ocak 2009 08:49 |
Sayfa:2 İşte, bundan dolayı, defter beni cezbetti; onu, âdetâ mukaddes bir kitapmış gibi aldım. Öpüp, başıma da götürebilirdim, ama, çevremdekilerin yadırgayacağı âşikârdı.
|
|
R.Tekin UĞUREL tarafından yazıldı
|
|
Cumartesi, 03 Ocak 2009 20:01 |
|
*En güvenilir hadîs âlimlerinin ittifakla naklettiği bir başka hadîs de şudur: (Şu bir gerçek ki ben yakında ölüm aracılığıyla Hakk’a dâvet olunup gideceğim. Size iki ağır emânet bırakıyorum; Allah’ın Kitabı, akrabâm. Allah’ın Kitabı, gökten yere uzatılmış bir iptir. Akrabâm ise Ehl-i Beyt’imdir.)
|
|
Yönetici tarafından yazıldı
|
|
Cumartesi, 03 Ocak 2009 19:56 |
|
Hz.Ali’den sonra Muâviye Şam’da duruma tamâmen hâkim olmuş, Hz.Hasan, hilâfetten ferâgat ettiği halde iktidar hırsı ile onu zehirletmiştir. Geriye bir tek Hz.Hüseyin kalmıştır. Bütün Peygamber evlâdı da yetmiş küsur kişi, hiçbir hilâfet iddiası yok. Hattâ kendisine Halîfe olarak uymak isteyenleri kabul etmiyor.
|
|
Yönetici tarafından yazıldı
|
|
Salı, 30 Aralık 2008 12:47 |
|
Peygamber Efendimiz Asr-ı Saâdet’de, geldikleri zaman bütün peygamberlerin ana vasıflarını üzerinde toplamış en büyük insan olarak geldi. Onun için de sâdece dinî yol gösterici değil, aynı zamanda devlet başkanı idi. Devler kurmuştu, ilk anayasayı Peygamber Efendimiz yaptı ve uyguladı. Bu hukukî bir anayasa idi.Yahudi,müşrik ve Müslümanlar arasında üçlü bir şekilde tatbîk edilmiştir. Asr-ı Saâdet,her şeyin vahiy ile halledildiği,her müşkülün Peygamber Efendimiz’e sorularak çözüldüğü,hiç kimsenin de îtiraz etmediği huzur içinde yaşanan bir devirdi.Harp var,şehitler var,işkenceler vardı.Ama Müslümanlar da mevcuttu.Çünkü ikilik ve nifak yoktu.Peygamber Efendimiz’in irtihallerinden hemen sonra,Hz.Ebû Bekir,büyük şahsiyeti ile kargaşayı önlüyor.Arkadan Hz.Ömer devri,tam bir fütûhat devri.Çölde yaşamış insanların eline altın ve ülkeler yağıyor.Hz.Ömer,altı milyon kilometrekarenin tek hâkimi,bütün Arap Yarımadası’na hükmediyor ve tek elbisesi var.Harp ganîmeti olarak gelen elbise hakkı ile oğluna elbise yaptırıyor. Hz.Osman,son derece iyi niyetlidir.Ama idâreci değildir.İstismar edilir.Muaviye,vahiy kâtibi olacak kadar akıllı bir adam.Günde elli vakit namaz kılıyor.Bunu Hz.Peygamber’e söylediklerinde: ‘’Beş vakit kılsın,sonunda bıkar’’ buyuruyorlar.İfrâta varan her hâdise pişmanlıkla sonuçlanır.Onun için derler ki;’’birine borç vereceğin zaman,arkasını aramayacağın kadarını ver.’’ Sonunda Hz.Osman şehid edilir. Hz.Osman’ı şehid edenler arasında sahâbe çocukları da vardır. Hz.Osman’ı kapıda Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin Efendimiz korumaktadır. Lâkin Hz.Osman’ı, damdan girerek şehit ederler.
|
|
|
|
|
|
|
Sayfa 94 > 97 |