Sayıklamalar

 R.Tekin UĞUREL
R.Tekin UĞUREL

Tavsiye Edilen Bağlantılar


Âriflerden

İSLÂM’IN alfabesi haramdan sakınmaktır.

Kimler çevirimiçi

Şuanda 2 konuk çevrimiçi

Ziyaret Sayacı

Bugün80
Dün100
Bu Hafta775
Bu ay489
Tümü48013
DERTLİ DOLAP

Dolap niçin inilersin
Derdim vardır inilerim
Ben Mevlaya aşık oldum
Anın için inilerim

Benim adım dertli dolap
Suyum akar yalap yalap
Böyle emreylemiş çalap
Derdim vardır inilerim

Beni bir dağda buldular
Kolum kanadım yoldular
Dolaba layık gördüler
Derdim var inilerim

Ben bir dağın ağacıyım
Ne tatlıyım ne acıyım
Ben mevlaya duacıyım
Derdim vardır inilerim

Dağdan kestiler hezenim
Bozuldu türlü düzenim
Ben bir usanmaz ozanım
Derdim vardır inilerim

Dülgerler her yanım yondu
Her azam yerine kondu
Bu iniltim Haktan geldi
Derdim vardır inilerim

Suyum alçaktan çekerim
Dönüp yükseğe dökerim
Görün ben neler çekerim
Derdim vardır inilerim

Yunus bunda gelen gülmez
Kişi muradına ermez
Bu fanide kimse kalmaz
Derdim vardır inilerim...

 

YUNUS EMRE



DertliDolap
MİSK ÂHUSU
R.Tekin UĞUREL tarafından yazıldı   
Pazar, 04 Ocak 2009 19:15


 

  (Biz, ceylân gözlüleri,Defterleri sağdan verilenler
İçin yeniden yaratmışızdır;Onları bâkire, eşlerine 
şkün ve hepsini bir yaşta
kılmışızdır.)
                                                       -Vâkıa Sûresi,35/38-
                                                                         *
  (Onlara, ceylân gözlü 
 Eşler veririz.)
                                                                -Tûr Sûresi,20-
                                                                         *
  (Çadırlar içinde 
  Ceylân gözlüler vardır.)
                                                      -Rahman Sûresi,72)-         

                                                                       

Ceylân olmak gerek…

Ama, ceylân olmak da kimsenin elinde değil!

Misk, belki yüzlerce çeşit ceylân içinde sâdece bir cinse nasîb olan bir

meziyet.

Huten Ormanları’nda yetişen ve adını da bu meziyetinden alan

‘’Misk Âhûsu’’

olarak yaratılmak gerek.

 

Misk âhûsu demek; Avcı’nın seçtiği,beğendiği av demektir.İşte bu

seçilmişlik,

o ceylânı üstün ve kıymetli kılar.Aranan,peşinde koşulan bir varlık

hâline

getirir.Çünkü onu,Avcı,tâ ilk günden;’’Belî!’’ denilen anda 

beğenmiştir.

 
GÜL AĞACI
R.Tekin UĞUREL tarafından yazıldı   
Pazar, 04 Ocak 2009 08:49

Sayfa:2

         İşte, bundan dolayı, defter beni cezbetti; onu, âdetâ mukaddes bir kitapmış gibi aldım. Öpüp, başıma da götürebilirdim, ama, çevremdekilerin yadırgayacağı âşikârdı.

 
EHL-İ BEYT- 2
R.Tekin UĞUREL tarafından yazıldı   
Cumartesi, 03 Ocak 2009 20:01

*En güvenilir hadîs âlimlerinin ittifakla naklettiği bir başka hadîs de şudur:

 (Şu bir gerçek ki ben yakında ölüm aracılığıyla Hakk’a dâvet olunup gideceğim. Size iki ağır emânet bırakıyorum; Allah’ın Kitabı, akrabâm. Allah’ın Kitabı, gökten yere uzatılmış bir iptir. Akrabâm ise Ehl-i Beyt’imdir.)
 
MUHARREM AYI-3
Yönetici tarafından yazıldı   
Cumartesi, 03 Ocak 2009 19:56

 

Hz.Ali’den sonra Muâviye Şam’da duruma tamâmen hâkim olmuş, Hz.Hasan, hilâfetten ferâgat ettiği halde iktidar hırsı ile onu zehirletmiştir. Geriye bir tek Hz.Hüseyin kalmıştır. Bütün Peygamber evlâdı da yetmiş küsur kişi, hiçbir hilâfet iddiası yok. Hattâ kendisine Halîfe olarak uymak isteyenleri kabul etmiyor.
 
MUHARREM AYI-2
Yönetici tarafından yazıldı   
Salı, 30 Aralık 2008 12:47

Peygamber Efendimiz Asr-ı Saâdet’de, geldikleri zaman bütün peygamberlerin ana vasıflarını üzerinde toplamış en büyük insan olarak geldi. Onun için de sâdece dinî yol gösterici değil, aynı zamanda devlet başkanı idi.

Devler kurmuştu, ilk anayasayı Peygamber Efendimiz yaptı ve uyguladı. Bu hukukî bir anayasa idi.Yahudi,müşrik ve Müslümanlar arasında üçlü bir şekilde tatbîk edilmiştir.

Asr-ı Saâdet,her şeyin vahiy ile halledildiği,her müşkülün Peygamber Efendimiz’e sorularak çözüldüğü,hiç kimsenin de îtiraz etmediği huzur içinde yaşanan bir devirdi.Harp var,şehitler var,işkenceler vardı.Ama Müslümanlar da mevcuttu.Çünkü ikilik ve nifak yoktu.Peygamber Efendimiz’in irtihallerinden hemen sonra,Hz.Ebû Bekir,büyük şahsiyeti ile kargaşayı önlüyor.Arkadan Hz.Ömer devri,tam bir fütûhat devri.Çölde yaşamış insanların eline altın ve ülkeler yağıyor.Hz.Ömer,altı milyon kilometrekarenin tek hâkimi,bütün Arap Yarımadası’na hükmediyor ve tek elbisesi var.Harp ganîmeti olarak gelen elbise hakkı ile oğluna elbise yaptırıyor.

Hz.Osman,son derece iyi niyetlidir.Ama idâreci değildir.İstismar edilir.Muaviye,vahiy kâtibi olacak kadar akıllı bir adam.Günde elli vakit namaz kılıyor.Bunu Hz.Peygamber’e söylediklerinde: ‘’Beş vakit kılsın,sonunda bıkar’’ buyuruyorlar.İfrâta varan her hâdise pişmanlıkla sonuçlanır.Onun için derler ki;’’birine borç vereceğin zaman,arkasını aramayacağın kadarını ver.’’

Sonunda Hz.Osman şehid edilir. Hz.Osman’ı şehid edenler arasında sahâbe çocukları da vardır. Hz.Osman’ı kapıda Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin Efendimiz korumaktadır. Lâkin Hz.Osman’ı, damdan girerek şehit ederler.

 

 
« BaşlatÖnceki91929394959697SonrakiSon »

Sayfa 94 > 97