Kanal'a Hücum 1

0
59

Yaklaşık doksan yılı aşkın zamandır bu azîz milletin evlâtlarına birer kahraman,büyük devlet adamı diye öğretilen yakın târihimizin ‘’çakma paşa’’larından ve ‘’balon devlet adamları’’ndan birisinin yalnızca bir tek ‘’mârifetini’’ özetleyen aşağıdaki makalede ‘’Kanal’’ diye söz edilen yer, Süveyş Kanalı’dır. Osmanlı’yı yıkmak için Osmanlı’nın düşmanlarıyla bile işbirliği yapan bilgisiz ve kendini beğenmiş mâcerâ heveslilerinden biri olan Cemal Paşa komutasındaki bahtsız vatan evlâtları,14 Ocağı 15’ine bağlayan gece yarısı, toplanma yeri olarak tesbit edilen ve şimdi İsrail işgali altında bulunan Gazze yakınlarındaki Bîrüssebî’den hareketle, ileri yürüyüşünü başlatmıştı.

Büyük güçlük ve sıkıntılara katlanarak 2-3 Şubat 1915’de Sahrâ’yı geride bırakmayı başaran Türk birlikleri taaruza geçti.

Beş tabur kıyıya indikten sonra Dumbaz denilen çelik kaplı teknelerle karşı kıyıya doğru ilerlemeye başlandı. Ancak, İngiliz kuvvetleri kıyının bir ucundan diğer ucuna kadar ray döşeyip tertîbat almışlardı ve rayların üzerindeki mitralyözler şiddetli bir ateşle onlara karşı koydu; kıyıya ulaşmayı başaran 600 kişi öldü yâhut esir oldu.3 Şubat sabahı Cemal Paşa, verilen ağır kayıpları ve Kanal’ı ele geçirmenin imkânsızlığını ancak anlayabilmişti. Bu harekâtta Bîrüssebî’ye giden dört Osmanlı uçağı hiçbir faaliyet göstermemiş buna karşılık Fransız ve İngiliz uçakları keşif, gözetleme ve topçu ateş tanzimi yapmak suretiyle Osmanlı kuvvetlerinin kanala karşı taarruzlarını ateş altına aldırmış, kendi kuvvetlerine hava destek hizmeti yapmışlardı.

Aşağıda bu yürek paralayıcı ‘’siyâsî ve askerî cinâyeti’’, şimdi rahmet-i Rahmân’a kavuştuğunu zannettiğimiz gerçek bir asker ve uzman olan yetkilisinin kaleminden ibretle okuyacaksınız. Yiğit vatan evlâtlarının kanlarına ve şehit cesetlerine basa basa yükselen söz konusu ‘’çakma paşa’’nın ve benzerlerinin torunları da dedeleriyle aynı yolda yürümekte ve kâh siyâsîlere ‘’akıl hocalığı’’(!) yâhut yalakalık yaparak, kâh medyada edindikleri köşeden ukalâlıklarını sürdürmektedirler. Türk irfânı, böyleleri için: ‘’Kaynatsan katranı olur mu şeker,cinsine tükürdüğüm cinsine çeker’’ diye,boşuna söylememiştir.

(Bîrüssebî’ye hareket eden Türk Birlikleri)

Şimdi, Emekli General Şemsi Rızâ ZOBU’yu dinliyoruz:

KANALA HÜCUM(*)

Bu memlekette iktidâra gelenlerin hiç birisi vatansız değildi, hepsi memleketini seven insanlardı. Harıl harıl da çalıştılar. Buna rağmen, Osmanlı İmparatorluğu’nun bir adım ileri gitmesinden vazgeçtik, koca devleti batırdılar. Bunun sebebi ne idi? Kısaca cevap vermek gerekirse ukalâlık, kendini beğenmişlik ve her şeyi ben bilirim iddiâsı diyebiliriz.

Bundan sonraki iktidarlarda da bunu görmek kaabildir.

Sultan Hamid idâresini beğenmeyenler, gizli bir cemiyet kurdular. Temeli 1890 yılında İstanbul’da Tıbbiye Okulu’nda atılmış olan bu cemiyetin merkezi, çeşitli hâdiselerden ötürü zamanla Paris’e ve nihâyet Selânik’e intikal etmişti. Meşrûtiyet’in iâdesi terânesiyle gizli çalışmaya başlayan bu cemiyetin asıl hedefinin Sultan Hamid’i devirerek, iktidârı ele almak olduğu sonraki davranışlarından anlaşılmaktadır. Bu maksada ulaşmak için Rumeli’de Bulgar, Rum v.s. azınlıklara da başvurulmuş olduğuna dâir vesîkalar mevcuttur.

Böylece sahneye çıkmış olan İttihad ve Terakkî Cemiyeti 1’inci Meşrûtiyet’in ilânı olan 23 Temmuz 1908 yılından, İmparatorluğun 1’inci Cihan Harbi sonunda mağlûp ve memleketin düşman tarafından işgaline başlandığı, Osmanlı parlamentosunun feshedildiği gün olan 21 Ocak 1918 Cumartesi gününe kadar 9 yıl,7 ay,24 gün iktidarda kalmıştır.

İttihad ve Terakkî Partisi’nin kutbunu(başını) üç kişi teşkîl ediyordu. Tal’at, Enver ve Cemal Paşa’lar. Bu zevâtın dediği dedikti. Birinci Cihan Harbi süresince Osmanlı İmparatorluğu’nu bu üç kişi idâre etmişti. Bunlar kimdi, kısaca arzedelim:

1) Tal’at Paşa: Partinin birinci adamı, lideri olup, Selânik P.T.T. Başmüdürlüğü’nde başkâtip idi. İhtilâl sırasında 34 yaşında bulunuyordu. Elinde yalnız Edirne Askerî Orta Okulu’ndan alınmış bir diploması vardı. Bir müddet de Fransız mektebine devâm etmişti. Bu zât önemli devlet hizmetlerinde de bulunmamış olduğundan, kendi kendisini yetiştirmeye imkân ve vakti yoktu. Tal’at Bey, posta başkâtipliğinden, koca imparatorluğun Dâhiliye Nâzırlık (İçişleri Bakanlığı) makamına oturdu.

2) Enver Paşa: 1908 ihtilâlinde Kurmay Binbaşı idi.1914 yılı başında, vakitsiz ve uydurma kıdemlerle birden yükselmişti. Paşalığı ise şahsen kendisinin ve İttihad ve Terakkî Partisi’nin, Sadrâzam Prens Halim Paşa üzerine yaptıkları tazyik(baskı) netîcesinde sağlanmıştı. Bu sûretle Kolordu Kurmay Başkanlığından Harbiye Nâzırlığı’na ve aynı zamanda Başkomutan vekilliğine yükselebildi. Ama Tümen, Kolordu değil, Tugay Komutanlığı dahî yapmamıştı. Bu arada Sultan Reşad’ın kardeşinin kızı Nâciye Sultan ile de evlenmişti.

3) Cemal Paşa: İhtilâl sırasında bu da Kumay Binbaşı idi.Belki iyi yetişmişti,fakat devlet idâresine âit bilgi ve tecrübesi,rütbesi kadardı.İlk hizmeti Mahmud Şevket Paşa’nın sadâreti sırasında İstanbul Muhâfızlığı ile başlamıştı,onun katli hâdisesinde,politika sahnesinde esaslı olarak görünmektedir.Cemal Paşa’nın kendisini çok beğenen bir insan olduğu,gerek icraatından,gerekse hâtırâtındaki ifâde tarzından sarih(açık,net) olarak anlaşılmaktadır.İktidârı ele aldıkları vakit,ilk hamlede Enver Paşa ile rekabete girmişse de sonra onun dümen suyunu tâkip zorunda kalmıştır.

(Yandaki fotoğraf,Süveyş Kanalı’na doğru yürüyen kahraman askerlerimizi gösteriyor.)

Her ne hâl ise, maksadımız İttihad ve Terakkî’nın târihini yazmak değil, iktidarda iken yaptıkları çılgınca hareketlerden biri olan KANAL SEFERİ’nin 55’inci yılı münâsebetiyle, o günleri hatırlamaktır. Kanal harekâtını anlatıp târih konferansı da verecek değiliz.

Kanal harekâtı, Mısır seferinin ilk parçasıdır. Cemal Paşa’nın ifâdesine göre, Başkomutan vekîli Enver Paşa’nın bu husustaki fikri şöyledir:

‘’—Mısır seferinden maksadımız, İngilizler’in Batı cephesine sevk etmekte oldukları Hind tümenlerini Mısır’a bağlamak –onları orada durdurmak- ve böylece Alman ordusunun yükünü hafifletmektir.’’

Bu harekâtın icrâ ve idâresi maksadiyle Cemal Paşa, Bahriye Nâzırlığı uhdesinde-kendisinde, üzerinde- kalmak üzere, Suriye’deki 4’üncü Ordu Komutanlığı’na tâyin edilmiştir. Cemal Paşa, Haydarpaşa’da kendilerini uğurlamaya gelenlere bir nutuk çekerek Mısır’ı İngilizler’in ellerinden kurtaracağını beyanla-söyleyerek- yola çıkmıştı. Halk da arkasından:

— Mısır’aaa,Mısır’aaa,diye bağırdı.

(Yandaki fotoğraf,İbn-i Amer Çayırı’ndaki Türk birliklerini gösteriyor)

Şimdi ben sizlere, Kanal Seferi’ni yapacak ve İngilizler’i Mısır’dan kovacak olan Osmanlı kuvvetleriyle, Mısır’daki İngiliz kuvvetleri hakkında kısaca bilgi vereceğim. Bu bilgiye göre Kanal Seferi bir başarı vaat eder mi idi, yoksa etmez mi idi, buna siz okuyanlar karar verin. Sonra da sizleri Cemal Paşa ile konuşturacağım.

* (*)Hayat Târih Mecmuası,1 Ağustos 1970,Cilt:2 Sayı:7

PAYLAŞ
Önceki İçerikDilenci
Sonraki İçerikHanya Konya

..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San’at Derneği’nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san’at faaliyetlerini sürdürmektedir.

Yorum yapabilirsiniz...