Karakter Terbiyesi

Aşağıdaki makale, kırk dört yıl önce yayınlanmıştır. Hayâtî derecede önem arzeden yazıyı acaba bugünün okuma yazma bilenleri(!) ve Millî Eğitimle ilgisi olan devlet erkânı okur mu? Okusa da dikkate alan ve Allah’dan korkarak yapması gerekeni yapacak birileri çıkar mı?

”Çıkmadık candan ümit kesilmez” diyerek, merhum Banarlı Hoca’ya rahmet niyâzıyla…

*

KARAKTER TERBİYESİ(*)

Daha Milâdın sekizinci asrında,biz henüz bir Orta Asya milleti iken, Türklüğün en büyük derdi, tıpkı bugünkü endişesiydi Başta Çin olmak üzere, çeşitli câsus teşkîlâtına sâhip düşmanların, Türk bütünlüğünü içinden bölmek ve parçalamak isteyişleri…

Köktürk Kitâbeleri, bu hâin kandırışlara kapılan Türk boylarının uğradıkları felâketleri haykırır. Şu cümleler, buından 12 asır evvel, milliyetçi bir Türk hükümdârının ebedî taş’lara, içi yanarak yazdırdığı, çok acı sözlerdendir:

Çin milletinin sözü tatlı, ipeği yumuşak imiş. Tatlı sözü, yumuşak ipeği ile kandırarak uzak milletleri anca yaklaştırırmış. Yakına klonduktan sonra dafitne bilgisini onlara tatbîk edermiş.

İyi ve bilgili kişiyi, iyi ve kahraman kişiyi kandıramazmış. Fakat bir kişi yanılıp da (sözüne kansa) soyunu, milletini beşiğine kadar koymaz, yok edermiş.

(Çin’in) tatlı sözüne, yumuşak ipeğine kanıp çok Türk milleti öldü.

O yerlere varırsan,Türk milleti! Öleceksin!

Silâhlılar nereden gelip seni dağıtıp götürdü? Süngülüler,nereden gelip seni götürdü?Mukaddes Ötüken Ormanı’nın milleti! (Sen) kendin gittin!

Doğu’ya varanınız vardı…Batı’ya varanınız vardı…Vardığın yerlerde kanın su gibi yüğürüp aktı. Kemiklerin dağ gibi yığılıp yattı…Asîl oğulların kul, temiz kızların câriye oldu!

*

Târih bir tekerrürdür, sözü, nice sosyal hâdiselerin, hattâ asırlarca sonra, birbirine benzer şekilllerde tecellî edişinden doğmuştur. Türk boyları bir bütün olarak düşünülürse, yukarıda söylenenler, bugün de aynen söylenebilir. Yalnız, düşmanın adı başkadır.

Türkiye Türklüğü için ise,bu sözlerin ikinci safhası hiçbir zaman tekerrür etmiyecektir. Ama,birinci safhası, yâni kandırılmış ve aldatılmış Türkiyelilerin varlığı, bugün için de mevcud hakîkatlerin en acılarındandır.

Burada, bir hakîkati daha söyleyelim ki Fâtih Sultan Mehmed gibi, en büyük Türk Hâkanı’nın zehirlenmesi hâdisesinden başlayarak, düşman câsuslarının tesirliğ varlığı, Türkiye târihi için de bir acı hakîkattir: Osmanlı Devleti’nin sarsılışı ve yıkılışı, dâimâ yanlış bilindiği gibi, hükümdarların kötü idâresinden değildir. Yıldırım’ın, Fâtih’in, Yavuz’un ve Kanûnî’nin çocukları milletlerine her devirde ellerinden geldiği kadar hizmet etmek istemişlerdir. Fakat,asırlarca, düşmaqn câsuslarınınhîleleriyle ayaklanan tebe’aları tarafından, ya hal’edilmiş, yâhud öldürülmüşlerdir. Bizi içimizden yıkmak isteyenlerin, üstelik, büyük ülkemizi, asırlarca, her yıl ve her hudûdundan saldırarak, bir dünyâ ablukası içine bu vatanın çocuklarına artık söylenmelidir.

Milletimiz, bu ablıkadan, pek tabiî olarak büyük zarar görmüş, fakat bir dünyâ ablukası’na yer yüzünde hiçbir devlet ve milletin dayanamıyacağı kadar büyük ihtişamla ve asırlarca dayanmıştır.

Nihâyet, Birinci Cihan Harbi sonunda, mukadder yıkılışına doğru yürürken, Çanakkale’de, asırlardan beri kendisini yok etmek isteyenlerin topuna birden tam bir Türk dayağı atarak yıkılmış ve yıkılmasıyle, taptâze bir Türk Devleti hâlinde canlanması bir olmuştur.

İşte, büyük millet, bu demektir.

*

Şimdi ise, aynı büyük millet,mühim bir kısım gençliğinin, (bâzı ihtiyarların da yardımıyle) yeniden ve hâince aldatıldığına, yüreği parçalanarak şâhid oluyor. Bunun sebebi, millî eğitim yoluyle,gençlerimize, hiçbir yalanın kandıramıyacağı kadar sağlam bir karakter terbiyesi veremeyişimizdir.

Çünkü bir milletin gençliği, ancak, kendi târihî mîzâcına ve üstün vasıflarına göre terbiye edilir. Bu sebeple önce terbiyecilerimiz bilmelidirler ki, Türk milleti, târihin hiçbir ânında, başka milletlerden geri veyâ küçük olmamıştır.

Çanakkale’ye asrın en üstün silâhlarıyle saldıran,Büyük millet(!)lerin ordu ve donanmalarını bir arada yenen bir milletin ne millet olduğunu, çocuklarımıza, içi boş lâkırdılarla değil, som gerçekler hâlinde tanıtma gücünden mahrum bir millî eğitim, elbette bugünkü netîceyi alırdı.

Târih var olalı beri hâkim millet, efendi millet olarak yaşamış bir ırkın çocuklarına, yalnız teknikte bizi geçmiş fakat millî fazîletlerde ve insanlıkta hâla geçememiş olanları, her bakımdan bizden üstün gösterme yarışında bir terbiye, aslâ Türk terbiyesi değildir.

Millî karakter terbiyesi, Türk çocuklarına kendi asil vasıflarını ve millî fazîletlerini, el ile tutulacak kadar sağlam delillerle gösteren terbiyedir.

Her türlü kalkınmayı mümkün ve muvaffak kılacak bir millî güven, bizim gençliğimize böyle bir terbiye ile verilebilir.

Bir misâl olmak üzere burada, millî karakterimizi ve bilhassa târihteki muvaffakıyetlerimizin sırlarını isimlendirmiş bir kelimenin en muhtemel mânâsı üzerinde durmak istiyoruz:

Eski Türk devletlerinden biri Köktürk’ler, bir diğeri de Uygurlar’dı. Bu devletlerin kendilerine ad seçtikleri Türk ve Uygur kelimeleri,eski Türkçenin dikkate değer sinonimleridir. Yâni aynı mânâdadırlar.

Köktürk kitâbelerindeki şu cümlelerden bu hakîkat anlaşılır: Türgiş Kağan, törüklerimden (türklerimden), milletimdendi.” ”Otuzbir yıl törüklerime,milletime, onların iyiliği için il kazandım.”

Evet, Türk demek, Törük demektir. Yâni kendi devletinin töre(törü)lerine, kanunlarına, nizamlarına, onları severek ve yaratarak uyan, itâat eden disiplinli millet demekti,r. Tıpkı Uygur tâbiri gibi.

Türk çocuklarının bu en büyük millî karakterlerini diriltmek için, onlara Türk yâni törük oluşlarını büyük bir haz gibi tattırmamız gerekir. Bunun için de çocuklarımıza örnek olacakların, bizzat bu mânâya uygun insanlar olmaları birinci şarttır. Bunun aksine örnek olan,bilgisiz ve başıboş bir tutum, Türk mizâcını da Türk dili gibi perişan edebilir.

Unutmayalım ki bundan 1200 sene evvel yazılan Köktürk Kitâbeleri bile:

(Düşmanlar) iyi ve bilgili kişiyi,iyi ve kahraman kişiyi kandıramazlar! diyor.

……………..

(*)Nihad Sâmi BANARLI, Kubbealtı Akademi Mecmûası, Yıl:2 , Sayı 1, Ocak 1973



Henüz Yorum Yapılmamış.

Bir Yorum Yapın