Kaygusuz Abdal

0
120

KAYGUSUZ ABDAL [ v. 1444 ]

Asıl adı Alaeddin Gaybı olan Kaygusuz’ Abdal 14. yüzyılın ortalarında Alanya’ da doğmuştur. O devirde Alanya önemli bir liman’ ve ticaret merkezi, Alaiye beyliği de hatırı sayılır bir beyliktir. Alaeddin de Alaiye sancağı beyinin oğludur. ,Devrinin ilimIerini, muhıtindeki hocalardan öğrenmiştir. Ayrıca avcılık, okçuluk gibi hünerleri de vardır. Birbey oğlu olarak hareketli bir hayata sahiptir.Onu daha çok esprili şiirleri ile hatırlarız:

“Ergene’nin köprüsü susuzluktan,bunalmış Edirne minaresi eğilmiş su içmeğe'” derken kimbilir ne demek istemiştir?

Hak dostlarından bazıları naz makamından söyler, HakTeala ile senli benli konuşurlar. Kaygusuz da onlardan biridir:

Bakkal mısın terazi yi neylersin

İşin gücün yoktur gönül eğlersin ,

Kulun günahını tartıp neylersin

Geçiver suçundan bundan sana ne!” der.

Burada hem biraz cür’ et, hem de af dileyış” yalvarıpyakarış vardır. ‘

Bu arada tasavvufî gerçeği tam yerınde ifade etmekten de geri kalmaz:

”Aşıklar can içinde

Aşikar gördü Hakk’ı

İşitmenin manası

Olmaya görmek gibi.”

Bütün benzerlerinde olduğu gibi, halka mal olmuş bu tür gönül adamlarının menkıbevı hayatları daha süslü ve daha ilgi çekicidir. Buna göre Alaeddin Gaybı, bir gün avlanmaya çıkar, bir geyiğe rastlar ve ona bir ok fırlatır. Ok, geyiğin koltuğuna saplanır; geyik kaçar, Gaybı peşinden kovalar. Kaçan hayvan Elmalı’ daki Abdal Musa Dergahı’ na girince, Alaeddin de peşinden içeri dalar. Dergahta şeyh Abdal Musa, koltuğunun altından bir ok çıkarıp; “Bu senin midir?” der.Alaeddin kendi okunu tanır ve anlar ki, şeyh geyik şekline girmiştir ve amacı, avcıyı avlamaktır.

Sonunda beyliği, şanı şöhreti terk edip Abdal Musa’ya mürid olur. Babası onu tekrar geri getirmek isterse de başaramaz. Nihayet durumu kabullenir. Abdal Musa, Orhan Gazi zamanında gazalara iştirak eden bir gazi,derviştir. Bursa’ nın fethinde de bulunmuştur.

Bu kişilerin lakapları arasında yer alan “abdal” kelimesi, o devirlerde olumlu bir anlam taşımakta olup; tasavvufta bir topluluğun adı olarak kullanılırdı. Kötü huylarını iyiye, geçici varlıklarını gerçek varlığa tebdil edenler demekti. Anadolu’ nun fethinde görev alan müslüman Türk derviş gruplarından biri de “Abdalanı Rum” yani “Anadolu abdalları” diye anılır.

Alaeddin Gaybı, “Kaygusuz” lakabını bu tarihten sonra ve şeyhinin isteği ile alır. Abdal Musa Dergahı’nda kırk yıl hizmette bulunur, şeyhinin arzusuyla bir grup arkadaşıyla birlikte Mısır’a gider. Orada Nil nehri kıyısında dergahını kurar, bir süre irşadla meşgul olur. Daha sonra hac yolculuğuna çıkar; Mekke ve Medine’ de kalır, Suriye ve Irak’ı dolaşır. Tekrar Anadolu’ya gelir. Şiirlerinde bulunan bazı yer adları na bakılırsa 1424,1430 tarihleri arasında Rumeli bölgesinde dola~tığı söylenebilir. Ölüm tarihi tahmını olarak 1 444’tür.

Şathiye türü şiirlerinde Allah ile samimı bir eda ile konuşur gibidir. Dünyanın fanı zevklerine kapılan insanları alaylı bir dille yerer. Eserlerinin bütününe bakıldığında, asıl ilham kaynağının Kur’ an ve Hz. Peygamber’in hadisleri olduğu görülü.

Oıgunlaşma yolunun ve tasavvuf ahlakının amacı ‘‘edep “li olabilmektir. Eskiler şöyle der:

”Eh/l-i diller arasında”aradım kıldım talep

Her hüner makbul imiş; illa edep, illa edep.”

Kaygusuz’ un bu konudaki mısraları ne kadar sade ve içtendir:

Gel Hakk’a olma asi

Ta gide gönlün pası

Dört kitabın manası

Var edep öğren edep.

Gaflet içinden uyan

Edepsiz olma ey can

Edeptir asl-ı iman

Var edep öğren edep.

Edep gerektir ere

Ta yolu doğru bula

Edepsiz olma yere

Var edep öğren edep.

Kaygusuz Abdal uyan

Aşkı bil aşka dayan

Şöyle demiştir diyen

Var edep öğren edep.

Tasavvuf düşüncesinde insana çok değer verilir. İnsan, yaradılışın son amacıdır.. O en güzel biçimde yaratılmıştır ve yer yüzunde AlIah’ı temsil eder, yani halifetullahtır. Kaygusuz Abdal’da insan tasvıri ve Övgüsü şöyle ifade bulmuştur:

Bu adem dedikleri

El ayakla baş değil

Adem manaya derler

Suret ile kaş değil.

Gerçi et ve deridir

Cümlenin serveridir

Hakk’ın kudret sırrıdır

Gayra bakmak hoş değil.

Adem mana~yı mutlak

Ademdedir nutk~ı Hak

Ademden gafil olma

O hayal ya düş değil.

Adem gerek su gibi

An olsa arınsa

Adem oldur ey hoca

Nefsi de serkeş değil.

Ademdedir küllli hal

İlm ü hikmet güft ü kal

Adem katinda alem

Dane~i haşhaş değil.

Adem oldur ey hoca

Gıdası mana ola

Maksud ademden dahi

Çöp veya tutmaş değil.

Kendi özünü bilen

Maksudun bulan kişi

Hakk’ı”bilen doğrudur

Yalancı kalleş değil.

Bu Kaygusuz Abdal’!a

Aşık demen dünyada

Nakş u suret gözedir

Maksudu nakkaş değil.

___________________

(*)Prof.Dr.Mehmet DEMİRCİ,Gönül Dünyâmızı Aydınlatanlar,Mavi Yayıncılık,İst.2005

PAYLAŞ
Önceki İçerikGönül Kasesi
Sonraki İçerikNe Var?

..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San’at Derneği’nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san’at faaliyetlerini sürdürmektedir.

Yorum yapabilirsiniz...