Kendime Mektuplar 3

0
25

Şu, durmadan konuşan, neş’eli, şen şakrak adam var ya… Onunki aslında şaşırtmaca! O,aslında âhını feryâdını şaka tülbendine sarmış; başını, bir bez parçasıyla sıkarak baş ağrısını azaltmaya çalışan muztarip kimseden farkı yok!

Palyaçolar, hep aynı hamurdan yoğrulmuşlardır. Onların sahnedeki hayâtına bakıp, dâimâ neş’e içinde ömür sürdüklerini zannetmek, ahmaklıktır.

İnanmayan, dener.

Eğer biraz cesâretin ve muhabbetten nasbin varsa, onunla perdenin gerisinde küçücük bir ânı berâber geçir!

Yüzündeki maskeyi çıkardığı zaman; kendisiyle baş başa kalıp, kendi gönlüne kıvrıldığı zaman, attırdığı her kahkahaya karşılık olarak gözyaşlarıyla diyet ödemeye başladığı zaman; acabâ sen, ona katlanabilecek misin?

‘’Biraz öncesine kadar hayâtın bütün dertlerini sana ben unutturmuştum. Seni oyalamış, eğlendirmiştim. Şimdi ise mâdem yanıma kadar geldin; o hâlde ben ağlarken sen de ağla! Ben gülerken gülüyordun ya…’’ dese:

—Peki, hay hay!

Diyebilecek misin?

Biri bana ne dedi biliyor musun:?

Eline bir avuç kar al ve ellerini iyice ovuştur; avuçlarının alev alev yandığını hissedeceksin. Donma tehlikesiyle karşı karşıya kalan kimselerin vücûdunu karla ovarlar. Düşünsene!

Fazla güldüğünde de gözlerinden yaş gelir.

Demek ki ıztırâbın kemâli, doyumsuz bir zevk… Gözyaşlarının sonucu; hayâtın bütününe sırlı bir tebessümle bakabilmektir.

Palyaço nasıl, içi kan ağlasa da vazîfe yâhut ekmek parası uğruna dıştan neş’e kaynağı gözükmeyi başarıyorsa; o şen şakrak, konuşkan adam da rol yapıyor. Seyircilerin arasından bir gün bir kişi çıkar da eğer perde gerisinde onunla baş başa kalıp; derûnundakini sorarsa işte o zaman söyleyeceği önemli sırları olacaktır.

O adam,vücûdunu karla ovmuş..o adam,yanma hâlini donma hâli gibi gösteriyor.Bir insanın buzlu suyu içişini görüyorsun ama;yanacak kadar harâretinin üzerinde hiç durmuyorsun.Sözler,harfler,kelimeler ve davranışlar birer perde!

Hayatta parmağının ucu olsun ateşe değmemiş kimseye yanmaktan söz edip durmanın ne mânâsı olabilir?

Sen, hangi gelini duvaksız yâhut çıplak gördün?

O adam da, asıl güzelliği olan derdini, sırrını ancak kendi nâmahremine gösterir.

Ne dersin, haksız mı?

Ve sen, ona tahammül edebilecek misin?

***

Hazret-i Mevlânâ:

’Bizim huzûrumuzda kırk elli yıl oturmalı, susmalı ki insan, adam olsun. İçlerinden geçeni, düşündüklerini biliyor fakat yüzlerine vurmuyoruz da bilmediğimizi sanıyorlar.’’ buyuruyor. Benim de en büyük dayanağım işte bu sözdür. Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece…

İyi ki bir dinleyenim yok…

Yok diye yazıyorum.

Dinleyen bulsaydım, bunları anlatırdım.

Herhalde bunu bildiği ve bu senaryoyu yazan da kendisi olduğu için, Sâhibimiz:

‘’—Dur, bu böyle olmaz… Ben sana kendi canından bir yoldaş vereyim de sayıklamalarını ona söyle! Dinleyecek olana da sabırdan bir kaftan giydireyim ki sana katlanabilsin. Mâdem susmayı beceremiyorsun, bâri yazmanın önünü açıvereyim. Al git; yoldaşın mı seni sürüklüyor yoksa sen mi yoldaşını, götür kendi kendini!’’demiş olmalı.

İçimden dedim ki:

—Ben kim oluyorum da kendi ihtiyârım ve irâdemle herhangi bir işe yöneleyim?Ben mürîdim..irâdem sendedir.Ben,hep isteyen! Murâdımsa, sensin! Senin has kulların,’’Kul sınanma zamanı belli olur’’ demişler. Belli ki şimdi de o sözleri beni sınamak için söyledin. Eğer bana ‘’sus!’’ demiş olsaydın,’’Ol!’’ deyince oluveren her şey gibi, değil yalnızca dilim, her bir zerremden zerre miktar ses mi çıkardı? Bunu bildiğim gibi, bana kendi canımdan yolladığın ‘’can yoldaşı’’nın da Sen’den olduğuna îmânım tam!

Her evin bir kapısı, çeşitli pencereleri olur. Senin her Dost’un, sana açılan bir kapı; her sevilen, senin seyredildiğin bir penceredir. Seni,’’dostunun’’ kapısından girilen bu gönül evinde birbirinin penceresinden seyredenlere acı! Merhamet et!

Aşkın Fâtiha’larına ancak Sen ‘’Âmin!’’ diyebilirsin… Lûtfet de âmin deyicimiz sen ol Rabbim! Hem duâ Sen’sin ve duâ da Sen’den!

Âmin demek, kime düşer?

PAYLAŞ
Önceki İçerikCeset ve Ruh
Sonraki İçerikSaadetname 7
..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San'at Derneği'nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san'at faaliyetlerini sürdürmektedir.

Yorum yapabilirsiniz...