Keşanlı Güzel

0
207

Ey târihî kadın, ey ecdad zaferlerini gözlerinde biriktirmiş hazîne kadın,

ey Keşanlı güzel!

Miyânemize bir ezelî yâr olarak giriverdin. Tadında, tutumunda, geçmiş devirlerin âşinâlığı buram buram tüterdi.

Duyduk duymadık diyen kalmasın. O kâh savaştı, kâh barış.

Dövüşen, yarışan insandı. Dünyâda,dünyâ dışına yol arayandı.

Günün birinde, o serhatler çocuğu, o,ateş misâli Rumeli kadınının yolu yolumuza düştü. Ezel buyruğunun işine karışılmaz ki…

Her kulun bir oyun oynadığı bu dünyâda, o da, köle beyi seçmiş olacak ki her yakaladığını el yordamıyla yoklayıp, aradığını bulmaya çalışırken bir boy eli elime değdi.

Her tuttuğu eli,bağlı gözleriyle,Münker-Nekir gibi,istintak edip geri çevirmek âdeti idi. Bana da sordu: Kimsin sen?..dedi.

–Aradığın değilim, ammâ onun meydancısıyım. Gel de seni, ömür boyu peşinde olduğun âşinâya götüreyim… dedim.

İçinde, ecdat mîrâsının haşmeti çakan güzel gözlerini üstümde tuttu.

–Götür!..dedi. …

Doğru söylüyor, essahtan istiyordu. Hâlâ gözleri bağlı idi. Ammâ gönül gözü, göreceğini görmüştü. Zâten hiç hilâf demez yalan bilmezdi.

Gördüğünü de râst görenlerden, bildiğini tam bilenlerden, inandığına tam îman edenlerdendi.

Çağrıldığı yere gitti. İnsanoğlu, bir kere oraya çağrılmaya görsün.

Ayağı yoksa, başıyla da gider.

Gitti. Ve girdiği kapının eşiğinde dünyâsını bırakıp dışarıya tertemiz çıktı.

Gözlerindeki bağ çözülmüş, yıllar boyu, demir asâ, demir çarık, sağda solda, yerde gökte, sevgide sevgilide aradığını bulmuş, bildiğini unutmuş, bilmediğini öğrenmiş, cânı da, cihânı da bir pula satıp, ebedîler içinde ebedîleşmişti.

(*)Dile Gelen Taş,Sh.81-82/ Sâmiha AYVERDİ

Yorum yapabilirsiniz...

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.