Kırılabilirim

0
193

19.

Muhammed İkbâl’e sordular:

—Bize rubâilerinizden birkaçını lûtfeder misiniz?

(Âşıkların nasîbi, durmadan yanmaktır. Buna o derece seviniyorum ki; Ne iyi ettin de aramak ıztırâbına derman yaratmadın, Yârabbi!)

(Sözün cinsi, müşterinin idrâkinin miyârıdır. Kimse benim malımı satın almadı; ne kadar bahtiyârım.)

(Ok, mızrak, hançer ve kılınç istiyorum. Sen benimle gelme; ben, Hazret-i Hüseyin’in gittiği yola gitmek istiyorum.)

(Dediler ki: Dilini tut,bizim sırlarımızı söyleme!..Hayır,dedim,yüksek sesle Tekbir almak istiyorum!)

(Zünnâra tesbih tânesi dizmeyi öğren! Eğer, biri iki görüyorsan; kör olmayı öğren!)

(Puthâne kapısını çaldım; muğbeçeler:’’Gönlünde bir ateş alevleyip kıvranmayı öğren’’ dediler.)

(Toprağından, gizli bir ateşin feryâdını iste! Başka bir tecellî, arzuya lâyık bir şey değildir.)

(Nazirî’nin mısrâ’ını, Cemşîd mülküne değişmem. O diyor ki: ‘’Öldürülmeyen birisi, bizim kabîleden değildir.’’)

(İnsanı büyüleyen akıl, sana hücûm için asker yığmışsa, hiç endîşe etme! Zirâ aşk, yalnız değildir.)

—Lûtfen, biraz daha?

(Şarap içen rindlerin halkasına gir! Mücâdele adamı olmayan bir pîre biat etme!)

(Cebrâil’i, ele alışmış bir serçe hâline getirmek; kanadını, ateşten kıvrılmış bir kıl ile bağlamak kabildir.)

(Ben, kimseye niyâz etmeyen, her şeyden müstağnî olan bir fakirim. Benim meşrebim şudur: Kırılabilirim, fakat kırığımı tedâvi için, aslâ ilâç istemem!)

(Gönül hikâyesi söylenemez, ciğer derdi gizlenmelidir. Ey esrâra vâkıf ârifler, coşıyorum, vecde geliyorum. Nerelerde bağırıp feryâd edeyim?)

(İkbâl, ne şehrin şeyhidir; ne şâirdir, ne de sofîdir. O,yol üstünde oturmuş bir fakirdir ve gönlü zengindir.)

(Türk fidanı, Avrupa yıldırımının tesiri altında yeşerip meyve verdi. Mustafa’nın zuhûruna sebep, Ebû Lehep’tir.)

(Benim şiirimdeki ruh ve mânâyı takdîr için, onu Hind ve Acem ölçüsüne vurma! Bu inci, gece yarıları döktüğüm gözyaşlarındandır.)

Yorum yapabilirsiniz...

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.