Meczubun Kilimi

0
191

Meczubun birinin bir kilimi vardı. Birisine satmaya kalktı. Adam, pek kaba, dedi; yumuşaklığı âdetâ kirpi sırtına benziyor. Ucuza aldı, yürüdü. Tam o sırada yoldan bir müşteri çıka geldi. Adama, yumuşak bir kilimin var mı, dedi. Adam, tam istediğin gibisi var; sen paradan haber ver, eşsiz bir kilimdir; tıpkı ipek gibidir, yumuşacık dedi.

Sûfînin biri bu sözleri dinliyor, alış verişe kulak veriyordu. Bir nâra atıp, ey eşsiz er dedi, beni de şu sandığa koy. Çünkü burada kilim, ipek oluyor; kırık saksı parçalarıyla çakıltaşları eşi bulunmaz inci hâline geliyor. Maya bakımından ben de kırık saksı parçasıyım; belki sandığına girerim de hâlim değişir; güzelleşir, iyileşirim.

*

Hâlin değişmez, iyileşmezsen ömrün ancak bir vebâl olur sana.

Karanlıklarda ömür geçirirsin de nasıl bu hâli bilmezsin? Ne hayvansın sen, ne hayvan!

Bütün uzuvlarını din kaydıyla bağla. Kendini iyi bir hâle getirmek istiyorsan, böyle ol!

Görme, duyma, söyleme! Ancak Tanrı buyruğuyla gör, duy, söyle de kâfir olarak ölme ey Müslüman!

Seni hidâyet yolunda er görmüyorum da kâfir olarak öleceğinden korkuyorum.

Bu kemer, bu sayvan ibret içindir. Fakat sen hayvan gibi şehvetten başka bir şey görmüyorsun. Durmadan can faydası elde edeceğin bir çarşıda hep ziyan görmen gerekir mi hiç?

Yorum yapabilirsiniz...

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.