MERSİYE ve SELÂM

0
198

Bizim kültürümüzde ”mersiye”nin ne zaman ve kimler için yazılıp
okunduğu herkesçe ma’lumdur. Ama ben, bunların hiçbirinden bahsedecek
değilim. En son yaşanan ve yıllardan beri devâm ettiği hâlde vatan
hâinleriyle onların işbirlikçisi ”gayr-ı Türkler”in yalnızca
seyredip, bir sırtlan iştihasıyla ağızlarının salyasını akıttığı şu
şehit cenâzelerinden söz ediyorum; o şehitlerin bende uyandırdığı öfke
seliyle, onların ve koca bir milletin vicdânında okunan ”ağıtlar
ötesi bir mersiye”den dem vuruyorum.

Söz konusu mersiye, aslâ şehitlerimiz için değildir! Onlara ”ölü”
denmeyeceğine olan inancımız hiçbir devirde sarsılmadı, sarsılmayacak.
Yıllardan beri bizi yönettiğini zannedenler buna inanmasa da, biz
inanıyoruz ve inanmaya devâm edeceğiz.
Yukarıda,”ağıtlar ötesi bir mersiye” dedim. Çünkü, mersiyenin
muhâtapları çoktan ölmüşlerdir millet nazarında ve arkalarından edilen
küfürler ve lânetler Kaf Dağları’nı aşalı çok olmuştur. Zirâ onlardır
bu milleti şimdiki hacâlete düşürenler.
Türk milletidir ölen, Türk’ün haysiyetidir aşağılanan; Türk
Devleti’dir hakaretlere uğrayan ve Türk evlâtlarıdır üç beş ne idiğü
belirsiz menfaat düşkünü için fedâ edilen!
Kimdir bu ne idiğü belirsizler?
Hepsine buradan ve ölsem de öte dünyâdan selâmlar(!) göndermeye devâm edeceğim!
Selâm(!) size Amerikan uşakları!
Selâm(!) size, Irak’ta iş tutan Barzani ve Talabani uşakları!
Selâm(!) size, Talabani’ye ve Barzani’ye pasaport
veren;
Yıllarca bu iki köpeğe para yollayan ”Türk(!) büyükleri”!
Selâm(!) size, gazete köşelerinde, televizyon ekranlarında
Ermeni’ye, Kürd’e hayranlık nutukları atan; Dink’lere Apo’lara
Methiyeler düzen gayr-ı Türk güruh!
Sana da bol selâm(!) Pamuk oğlan! Senin gibilerin topuna selâm(!)…
Gayr-ı Türkler’e ganî selâm(!).
Analarınıza, atalarınıza, ecdâdınıza selâm(!).
Çuvalcısına selâm(!),çuvalcı olmayanına selâm(!)…PKK kılığına girmiş
Coni’lere ve onların çok saygıdeğer karılarına-metreslerine selâm(!)..
Osman’a selâm(!),Sırrı’ya selâm(!),Aysel’e, Ahmet’e ve onları
yıllardır bağırlarında besleyen ve en sonunda da ”harîm-i
ismetimize” kadar sokanlara selâm(!)
(Şehit çocukları aç kalmasın!) kampanyalarını bir matah sananlara da
selâm(!);sanki şehit çocukları açlıktan veya pabuçsuzluktan
şikâyetçiydi. Mes’elenin yalnızca para olmadığını size nasıl anlatmalı
acaba? Gün yirmi dört saat Türk Milleti’nin ve Türk Devleti’nin
mukaddes nesi varsa onlara gazetelerinden, televizyonlarının
ekranlarından saldırıp, peşinden de şehit Mehmetçik’lerin ve onların
geride bıraktıklarının hâmîsi kesilenler; sizlere selâmlar(!)
yollamayı sürdüreceğim. Bu, benim ve her Türk’ün bundan böyle boynunun
borcudur.
Ve bir gün –eğer ömrüm de vefâ ederse- aslını neslini araştırmadan
Türk olmayan hiçbir ferdi önemli mevkîlere getirmemenin bir îman ve
vatan borcu olduğunu öğreteceğim torunlarıma!
Ve sizin gibilere selâm(!) etmeyi bir miras olarak onlara devredeceğim!

MERSİYE

Hudâ, ki rûz-i ezelden asîl kıldı bizi,
Resûl-i Ekrem’e birgün vekîl kıldı bizi;

Taraf taraf, yedi iklîmi Hakk’a da’vette
Delîl kıldı bizi;

Sonra, bilmem ne oldu: baht-ı siyah,
Hacîl kıldı bizi…

O hacâletle büktü boynumuzu
Ve melûl ü melîl kıldı bizi…

Düştü, bir bir kopup, kanadlarımız…
(Azîz-i vakt idik… a’dâ, zelîl kıldı bizi!)

Bize heybet veren, Celâl’inden,
Nice yıllar, celîl kıldı bizi,

Kâinâtında Zât-ı Akdes’ine
Halîl kıldı bizi.

Sormayın, sormayın fakat: şimdi,
Hangi eller, sefîl kıldı bizi?

-Ârif Nihat ASYA-

PAYLAŞ
Önceki İçerikBİR AVUÇ TÜRK’ÜN MEKTUBU
Sonraki İçerikBardakçı-zâde’nin marifetleri!..

..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San’at Derneği’nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san’at faaliyetlerini sürdürmektedir.

Yorum yapabilirsiniz...