Miraç

1
48

‘’Gönlüme bir araştırmadır saldın;

saldın da araya – taraya

senin derene düştüm işte!’’

–Hazret-i Mevlânâ—

*
Nedense, insanoğlunun büyük çoğunluğu, Mîrâc’ın, kendisini ilgilendirmeyen tarafıyla uğraşarak ömür tüketmiştir. Devir devir, en fazla tartışılan ve hakkında sual sorulan konu; Hazret-i Peygamber’in, mîrâcı tenle mi yoksa başka bir türlü mü yaptığıdır. Halbuki bu husus, bizlerin üzerine vazîfe olmayan bir işdir.Zîra ‘’Namaz,müminin mîrâcıdır’’ buyruğu,biz kulların üzerine düşen vazîfeyi kesin bir üslûpla ortaya koymaktadır.Kendi mîrâcımızı gerçekleştirmenin çâresini arayacağımıza,Peygamber Efendimiz’in mîrâcına akıl erdirmeye(!) uğraşmak;insan olmaya çalışanların kârı olabilir mi?
Cümlenin Mîrac Kandili’ni tebrik ederken, gözlerimizi ve gönüllerimizi Ken’an Rifâî Hazretleri’nin sohbetlerine çeviriyoruz:
(…Resûlûllah öyle bir nûr-ı ilâhîdir ki onu anlatmaktan melekler, insanlar ve bütün mevcûdat âcizdir. Muhammed’in yoluna delil, sıdktır. Muhammed’in vuslatına delil aşktır. Muhammed bir nûr-ı hidâyettir. Muhammed’in âhı inâyettir. O,âşıkların muhabbet şarabıdır.
Binaenaleyh O’nun hâlini ve evsâfını anlamak kimsenin, ama kimsenin haddi değildir. Eğer denizler mürekkep, ağaçlar kalem olsa onun şânını, şerefini yazmaktan âciz kalır. Bir daha tekrârını getirsek yine öyle olur. Bu bilindikten sonra Muhammed mîrâcı tenle mi yaptı, yoksa tecellî ile mi? diye sormaya lüzum var mı? Tecellî nedir? Allah’ın bir vahiy kanalı olan o vücûdun bu kayıtlarla alâkası yoktur. O’nun mîrâcı her vakittir. O kendisi de:

Balık karnında mîrâcını yapanla benimki arasında fark yok! diyor.
Mîrac demek kendi vücûdundan kopup Allah’la bâkî olmak demektir. Mü’minlerin mîrâcı da namazdır. Allâhu ekber diyoruz, yâni iki elimizi kaldırarak dünyâyı da ahreti de arkaya attık, demek istiyoruz…
…Bir sâlik, kendi fıtrî yâni yaratılışından gelen var olan istîdâdının gerektirdiği mertebeye çıkınca, mîrâcını yapmış demektir. Fakat bir küçük zerrenin kendine mahsus devri ile, büyük bir varlığın devirleri bir değildir. Onun için o küçücük zerreden, büyük cisimlerin devirleri beklenemez. Ancak, her varlığın kendi fıtrî istîdâdını tamamlaması mîrâcı olduğu gibi, tamamlayamaması da mahrûmiyeti demektir.)

PAYLAŞ
Önceki İçerikEy Kul!
Sonraki İçerikAşk Şarabı İçiyorum

..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San’at Derneği’nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san’at faaliyetlerini sürdürmektedir.

1 YORUM

Yorum yapabilirsiniz...