Muharrem Ayı-4(*)

0
78
Kubbealtı Lugatı

Hz.Ali’den sonra Muâviye Şam’da duruma tamâmen hâkim olmuş ve Hz.Hasan hilâfetten ferâgat ettiği halde iktidar hırsı ile onu zehirlettirmiştir. Geriye bir tek Hz.Hüseyin kalmıştır. Bütün Peygamber evlâdı da yetmiş küsur kişi. Hiçbir hilâfet iddiâsı yok. Hatta kendisine uymak isteyenleri kabul etmiyor. O zaman Muâviye ölmüş, yerine Yezid,’’Ne olursa olsun Peygamber çocuğudur, benden üstündür’’ diye Hz.Hüseyin’i öldürme karârı alır. Hz.Hüseyin, yanına hiç silâh ve asker almamak şartıyla, yalnız âile efrâdı ile bugünkü İran’da bulunan Kûfe’ye doğru; konuşup anlaşmak amacıyla yola çıkarlar. Hz.Hüseyin’e’’Yezid’in babasına güvenilmezdi, Yezid’e hiç güvenilmez’’ derler. ‘’Bilirim ama kaderimin îcâbıdır ,gitmemezlik edemem’’ der.

Yetmiş iki silâhsız insan, İran topraklarında ‘’belâ toprağı’’ denen yere geldiklerinde yirmi bin kişi tarafından çevrilirler. İki taraf da Müslüman; ezan okuyor, namaz kılıyorlar ve savaşıyorlar. Yetmiş iki kişi akla gelmez zulümle karşılaşıyor. Bunlardan biri Ali Ekber.

Hz.Hüseyin Efendimiz’in büyük oğlu Ali Ekber, atına biner, yirmi bin kişiyi yarar, elindeki kırbayı doldurur. Kırbayı deldirmemek için sağ eline aldığında teber denilen balta ile sağ kolunu; sol eline aldığında sol kolunu keserler. Kırbayı dişleri arasına alıp geri dönmek istediğinde kırbayı delerler ve kan revan içinde döner, bir damla su içmemiştir.

 Hz.Hüseyin Efendimiz, atından düşmüş, perişan ve susuz bir halde; âile efrâdı yok olma tehlikesiiçinde feryâd ediyorlar. O sırada biri gelip, Hz.Hüseyin Efendimiz’i vurup, vaad edilen parayı almak ister. Hz.Hüseyin:’’Elini kana bulama’’ der. Adam birden uyanır:’’Bu halde bile benim iyiliğimi düşünen, çok büyüktür; beni affet’’ der, elini öper ve mücâdele etmek ister. Mücâdele sırasında yirmi – otuz ok yarası alır. Hz.Hüseyin:’’Allah yaptığını görür’’ der, adam şehid olur.

İnsan, son anda kurtulur mu, kurtulur; yeter ki büyüğe hizmet etmeyi becerebilsin.

Daha sonra dişleri öne fırlamış, tıpkı bir hayvanı andıran insan, Hz.Hüseyin Efendimiz’i şehid eder. Bütün erkekler yok edilir. Sâdece beşikteki Zeynel Âbidin kurtulur ve Ehl-i Beyt sülâlesi oradan devâm eder.

Bize göre bu bir takdir, îtiraz etmeyiz. Lânet etmekle de vakit geçirmeyiz. Önemli olan, ibret alabilmektir.

Bu devirde de Hz.Hüseyin ve Muâviye vardır. Önemli olan, sen hangi noktadasın? İnsanın nefsânî arzuları çalışmasına, vatanına olan hizmetine mânî olacak noktada ağır basıyor mu?

İçimizdeki Hüseyin, çalışma hizmet aşkıdır. Her türlü güzellik, doğruluk Hz.Hüseyin’dir. Kendimize âit arzu ve isteklerimiz; kinimiz, gurûrumuz Muâviye’yi temsil eder.

Hangi yöndeyiz?

İnsan, senelerce Muâviye’ye küfredip, onun ordusunda kalmış olabilir. Allah, bizi bundan korusun.


(*) Sâmiha AYVERDİ, Kaybolan Anahtar, Sh.234 – Kubbealtı Neşriyâtı, No:149/İST.2008

Yorum yapabilirsiniz...