Muharrem Ayı-5(*)

0
62
Kubbealtı Lugatı

Fuzûlî’nin eseri olan Saâdete Ermişlerin Bahçesi adlı eserde şöyle anlatılır:

Rivâyete göre Hz.Hüseyin doğduğu zaman Cenâb-ı Hak tarafından Cebrâil iki vazîfe ile Hz.Muhammed’e gönderilir. ‘’Git Resûlümü bu doğan çocuktan ötürü tebrik et ve sonra şehitlik için baş sağlığı dile!’’ Cebrâil Hz.Muhammed’e önce tebriklerini sonra tâziyesini bildirir. Hz.Muhammed hayretle:

–Ey Cebrâil kardeşim. Kutlamanın sebebini anladım ama hangi şehit için baş sağlığı diliyorsun?

Cebrâil cevap verir:

–Bu mazlumu senden sonra Kerbelâ çöllerinde cefâ kılıcı ile şehit edecekler.

Hz.Muhammed bu haberi alınca ağlamaya başlar. Yanında Allah aslanı Ali vardır. Hemen ellerine kapanıp sorar:

–Ey güzeller güzeli. Niçin mübârek gözlerinden yaşlar iniyor?

Hz.Muhammed aldığı haberi can kardeşi Ali’den saklamadı, olduğu gibi anlattı ki şimdi Allah aslanı da ağlıyordu.

Bu sefer kadınlar sultânı Fâtıma sordu:

–Ya Ali seni böyle sel sel ağlatan nedir?

Hz.Ali,Resûl’den dinlediğini Fâtıma Anamız’a olduğu gibi anlatır. Hz.Fâtıma gözlerinden inen yaşlarla aziz babasının önüne diz çöker.

–Babam, babam! Ali’nin senden öğrenip bana anlattıkları nedir?

Hz.Muhammed boynunu büktü:

–Bana da Cebrâil anlattı!..

–Yâ Resûl bu iş ne vakit olur?

Resûl cevap verir:

–Benden, senden, Ali’den ve Hasan’dan sonra.

Hz.Fâtıma,iyi ama diye kendi kendine sordu?Bu musîbet vukûa geldiğinde benim mazlûmum için kim tâziyette bulunsun?

Rivâyet ederler ki bu suale hâtiften şöyle cevap gelir:

–Ey kadınların en güzeli ve en azîzi! Âhir zaman ehlinden, Peygamber soyuna bağlı olanlar senin oğluna, kıyâmete kadar ağlayacaklar.

***

Hz.Hüseyin şehit olmuştur. Hânedan Medîne-i Münevvere’ye döndüğü zaman karşılarlar. Ve Yezid, Zeynel Âbidin’i yanına çağırarak:

–Ey Zeynel Ağabeydin! Dedi, benim oğlum sana komşu oldu. Onunla güreşebilir misin?

İmam Zeynel Âbidin:

–Güreşmek kolaydır, dedi, fakat ikimize de birer silâh ver, sonra da emreyle kapışalım. Yenen, yenileni öldürsün.

Onlar böyle konuşurken birden bire nakkâre sesleri duyuldu. Bu sesler o kadar gürültülüydü ki bulundukları yer âdeta zelzeleye uğramış gibi oldu. Yezid’in oğlu:

–Zeynel Âbidin, dedi, bu nakkâreler babam için her nöbet böyle çalar. Sizin nöbetiniz yok mu?

Zeynel Âbidin:

–Biraz sabret, dedi.

Nakkâreden sonra müezzinler Allâh u Ekber’e başladı. Orada hazır bulunanların kulaklarına velveleli akisler bırakan bu sesleri işâret eden İmam Zeynel ‘Abidin:

–Ey Yezid’in oğlu! Bu da işte bizim nöbetimizdir ki kıyâmete kadar hiç değişmeden devam eder…

Evet, Müslümanlıkta mâtem yoktur. Ama Hz.Peygamber torununa ve hânedan soyuna yapılan zulümlerden, çektikleri sıkıntılardan dolayı, hürmeten 1 Muharrem’den 10 Muharrem’e kadar bol su harcanmaz, temizlik, çamaşır, banyo gibi işler yapılmaz, yeni bir şey alınmaz, hediyeleşilmez, düğün ve eğlence yapılmaz.

(*) Sâmiha AYVERDİ, Kaybolan Anahtar, Sh.234 – Kubbealtı Neşriyâtı, No:149/İST.2008

Yorum yapabilirsiniz...