Muhtemeldir

0
211
Kubbealtı Lugatı

Pek çok arayanım oldu, fakat aradığım aramadı.

Oldum olası daha ziyâde, aramadığımı buldum; hâlen de bulamadığımı aramaktayım.

Bulanı arayan, aslında arayanı ararmış. Arayanı bulan da arananda bulanmış. Arayan, arananda arar… Bulan da bulunanda bulursa; arayan bulan kimdir, aranıp bulunan kim?

Henüz vakit erken, öğleye varmadık; geceye ermedik.

Aradığım arayabilir ve ben dâima aramadığımı bulabilirim.

Bâzen bakar bakar da derim: arayan zaman mı yoksa ben miyim?

Hep zamana bağlı bir ümit oltasında avladığım nedir?

Yoksa insan, bir minicik yem midir?

Koca bir varlık, nasıl olur da parmak kadar bir kaya balığına fedâ edilir?

Yok, eğer bulmam gerekeni aramaksa hüner; onu kendim aramalı, zaman denilen kâhyaya emânet etmemeliyim.

Aradığımı arıyor olmam, arananın küçücük bir kaya balığı olduğunu göstermez! İnsan diye yaratılmış olmamdan anlıyorum ki bir solucanın başaracağı işi üstlenip, varlığımı heder edemem.

Aradığım, zaman deryâsında koca bir ümittir. Ümitler vakitlere, vakit de ümitlere gebedir.

İstediğin kadar büyük balık tutmaya heveslen, nasîbin bir ebedir.

Beklediğin ses, tek kelime:’’sobe!’’dir. Biz, zaman kuyusunda bu sesi aramakta, sormakta, bulmaktayız. Aradığımızı bulamayıp, aramadığımızı bularak… bunları bulmak için arayanı arayarak deriz ki: ömür tüketmekteyiz.

Hayır!

Var olan şeyler tükenir, hayâller tükenmez! Ömrü-vakti-zamanı kim görmüş şimdiye kadar?

O halde arayan, aranandır; bulan da bulunan! Hem avlayan, hem avlanan,hep insan..hep insan.

Sus artık!

Aradığın seni arayabilir, aramadığın,’’sobe!’’ diyebilir.

Muhtemeldir, muhtemeldir.

Yorum yapabilirsiniz...