Ne Oldu Bize?

3
64

(…Gene ithal malı bir anneler gününün, bizim için yüz kızartıcı alışkanlığı ile karşı karşıya bulunuyoruz.

Anneler günü de ne demek?

Bu, dikilir dikilmez meyve veren sihirli bir ağaç gibi, cemiyet tarlasında kendini göstermesi ile boy atması bir olan yabancı, sun’î yapmacıklı ve taklit bir âdettir.

Türk, garplı gibi, anasını senede bir gün hatırlamaz. Bizde, yılın üç yüz altmış beş günü hep analarımızın günüdür.

Yaşlılığında anasını huzur evine atan garplı, ya postahânelerde hazır bekleyen telgrafın altına imzâsını koyarak annesinin adresine yollar veya en kabadayısı, bir hediye ile anasının karşısında şöyle bir çakıp geçer.

Türk’ün anası, gençliğinde, ihtiyarlığında, sağlığında, hastalığında evlâdını baş ucunda hâzır ve nâzır bulur. O,evin bereketidir, baş tâcıdır.

Köşesinde, sanki hayâl gibi, gölge gibi sessiz ve güçsüz oturursa da, gönlünden, evlâtlarının üstüne akan bir hayır duâ çeşmesi gece gündüz çağlar durur.

Müslüman-Türk âilesinde ‘’Cennet anaların ayakları altındadır’’ îkazı, gerçekten de evlâdı, ananın ayağı altına yatırarak, onu, daha dünyâda iken, huzur ve vicdan cennetine kavuşturur.

Türk cemiyetinin asil ve nezih çizgilerini çok iyi bilen, bildiği kadar da içinde yaşayan ve bugünün içtimâî keşmekeşinden ise aşırı ölçüde tedirginlik duyan bir zat tanırım. Dâimâ menfîdir, ümitsizdir, hâle de geleceğe de âit her gayret ve himmet karşısında:’’Faydasız!’’ diyerek muhâtabının içini karartacak kadar kötümserdir.

Geçen seneler, sessiz sedâsız hacca gittiğini duyduk. Avdetinde, ağzından işitmeye alışık olmadığımız bir hüküm çıkarak herkesi şaşırttı. Anlattığı hâdise şu idi: Bir genç, kötürüm babasını da berâberinde hacca getirmiş ve hasta adam, yürüyemediğinden, tavâfı, babasını sırtında taşıyarak yaptırmış. Dostumuz:

–Demek daha bitmemişiz, arada böyleleri de kalmış… şaştım doğrusu… diyerek, cemiyette hâlâ bir sütü temiz evlât örneği görmüş olması, onu gerçekten şaşırtmış bulunuyordu.

*

Ama ben hiç şaşmadım. Türk ahlâk ve karakterini, hırsız korkusundan mücevherini çıkınlayıp koynunda saklayacak kadar titizce muhâfaza eden bir zümre elbette ki mevcuttu.

Şuursuz ve taklitçi kütlenin müzelik mumyalar gibi gördüğü bu üstün Türk ahlâk, an’ane ve îmânı millî ve târihî bereketleri, Amerikalının, Avrupalının senede bir kere hatırladığı anasını, Türkün üç yüz altmış beş gün fâsılasız unutmadığını, elbette bir gün dünyâya duyuracaktır.

—————————–

(*)Sâmiha AYVERDİ, Ne İdik Ne Olduk, Sayfa:61-65/Kubbealtı Neşriyâtı No 136-İST.

 

PAYLAŞ
Önceki İçerikSefer 19
Sonraki İçerikNesine Küfredeyim?
..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San'at Derneği'nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san'at faaliyetlerini sürdürmektedir.

3 YORUM

Yorum yapabilirsiniz...