Neyimiz Olur?

0
403
Kubbealtı Lugatı

Aşağıya aldığımız yazı,1960 yılında yayınlanmıştır ve merhum Ârif Nihat Asya’ya âittir. Hoca’yı rahmet ve minnetle anıyor:’’Allah, cümleyi Noel Baba’cı âlimlerden(!) edeceğine böyle câhillerden eylesin’’ diyoruz.

–Yılbaşı neyimiz olur? Diye soruyorum.

–29 Ekim’imiz midir, 30 Ağustos’umuz mudur,

Ramazan Bayramı’mız mı, Kandilimiz mi, Kurban Bayramı’mız mı? Diye sual açmak da yersiz olmazdı.

Biz muharremlerle martlarla başlayan yıllar da biliriz . ki hiçbiri böyle şımarıklıkla böyle ayyaşlıkla böyle kumarbazlıkla açılmazdı. Hepsi efendi yıllardı.

Memleketimize herhalde Beyoğlu’ndan giren Haliç’i atlayarak Fâtih’lere Aksaray’lara sonra Rumeli’ye ve Boğaz’ı aşarak önce Kadıköy’lere Moda’lara ve sonra Üsküdar’lara ve oradan Anadolu’ya geçen bu bunak neyimiz olur:

Babamız mı, dedemiz mi, amcamız mı yoksa Avrupalılıktan pîrimiz mi?

İstanbul’un Tepebaşı’ndan Adana’nın Tepebağı’na kadar her yeri bilen her yere uğrayan bu moruk kimdir, necidir?

Bir resmine bakarsanız Havârilere öteki resmine bakarsanız Rasputin’e benzeyen bu iskambil papazı aramızda neyin nesidir, bunu hiç merak ettiniz mi?

Siz bırakın da ben söyleyeyim onun kim olduğunu: O

Haçlı Seferlerinden kalma bir kılınç artığıdır. O zaman silâhla giremediği yerlere şimdi beyaz sakalıyla saygılar ve sevgiler toplayarak girebiliyor.

O evimize girerken eşeğini kapımızın halkasına bağlayan bir Piyer Lermit’tir . Kardeşlerini Mukaddes savaşa hazırlamaktan geliyor.

O adıyla sanıyla bir misyonerdir ki şu memlekette ocağına incir dikildikten sonra kılığını değiştirmiş ve bizi avlamaya kucağında getirdiği oyuncaklarla en can alıcı noktamızdan; çocuklarımızdan başlamıştır. …

Bu cömertliğinin karşılığını istemeyecek mi sanıyorsunuz, fedakârlığının sebebini düşünmediniz mi?

Bırakın onun hakkından ben gelirim: İşte sakalını çekince gördünüz. Sakalı elimde kaldı ve altından Lüsifer çıktı.

Bilirsiniz ki casuslar da kıyafetlerini ekseriya böyle değiştirirler.

Bu mezar beğenmeyen hortlağa ya mezarını gösterin yâhut bırakın: Haç’ında çarmıha gereyim onu.

Tehlikeyi sezer de kendiliğinden gitmeye kalkarsa çıkarken ceplerini yoklamayı unutmayınız: Muhakkak bir şeyimizi çalmıştır…

Arif Nihat ASYA/1960

Yorum yapabilirsiniz...