Ofli Hoca 1

0
201

“Derin hocalar çıkar/ Of ile Çaykara’dan,

Allah’um ayirmasun / Pizi muslimanluktan”

Hazırlayan: Umur KAYICAN

m.cans_z.4İnsan topluluklarının yaşadığı coğrafyanın her karesinde ayrı bir insan ve kültür tipi bulunmasına ve her birinin diğelerinden farklı yapısına rağmen bunlardan da öne çıkan bâzı tipler vardır. Buna örnek, belki de en başta Of’tur diyebiliriz.

Of’un belki de Trabzon kadar eski târihi; bu bölgenin derin kültüründen kaynaklanan zengin izleri günümüze kadar taşımıştır. İnsanın olduğu her yerde onun hayatla olan ilişkisi, coğrafî şartlar ve diğer unsurlarla olan alışverişi orada kendine has bir kültürün ve insan tipinin ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Of ve Trabzon bölgesinin insanına âit karakteristik özellikleri yansıtan tiplerin başında da Of’lu Hoca gelmektedir. Yani Of’ta yetişen, Of’un yetiştirdiği ve ülkemizin her ilinde, her ilçesinde, birçok köyünde, hattâ yurtdışında bile adı ve muhtevâsı tescillenen’’ Ofli Hoca’’ ne yazık ki bugüne kadar gerçek hâliyle yazılmamış, konuşulmamış ve üzerinde durulmamıştır. Onun için de Oflu Hoca’nın adı mizahın, tebessümün sınırlarıyla kayıtlı kalmıştır. Bugün de aynı anlayış sürmektedir.

Bunun en enteresan derleme örneklerinden birisi ‘’Ofli Hocanın Sohbetleri-Şeriatta Ayıp Yoktur’’ isimli kitaba konu olan anlatım biçimleridir. Ayrıca Oflu Hoca’yı özne olarak alan fıkralar, türküler, filmler, vs. de bu türdendir. Oflu Hoca’yı gerçek muhtevâsından, gerçek özelliklerinden saptırıcı bu tür örnekler onu orijinal kimliğinden uzaklaştırmaktadır.

Amerikalı Antropoloji Profesörü Michael E. Meeker’a göre Oflu Hoca ifadesi ‘Of yöresinde eğitim almış kimse” demektir. Of, medreseleriyle o kadar meşhurdur ki başka yörelerden gelip Of’ta eğitim almak ve Oflu Hoca olarak anılmak prestij ve mükemmellik göstergesidir.

Trabzon’un 1461’te Fâtih Sultan Mehmet tarafından fethedilmesiyle Of da Osmanlı topraklarına katıldı. Trabzon Rum İmparatorluğu döneminde dünyânın birçok tarafına Hıristiyan din adamı yetiştirip ihraç eden Of (ve Çaykara) bölgesi, fetihten sonra bir mütekâbiliyet olarak aynı yoğunlukta medreselerle donatılmış, Müslüman âlimlerin, hocaların yetişmesine sebep olmuş ve bunları ülkemizin her tarafına hattâ ülke sınırlarının dışına taşımıştır.

Osmanlı belgeleri (Tahrir Defterleri, Şer’iyye Sicilleri, Ahkâm Defterleri, vs.) bu gerçeği ortaya koymaktadır.

Of’un muhâfaza ettiği, tâviz vermediği, varlığını onunla kaim gördüğü “İslâmî değer ve ilkeleri” müstakim bir tavır halinde müdafaa eden, onları kendinden emin bir özgüvenle kendine özel diyalektiğiyle aktarmaktan çekinmeyen Oflu Hoca tipi bugün de varlığını, tesirini, câzibesini sürdürmektedir.

“Derin hocalar” deyiminin kendisiyle bütünleştiği Oflu Hocalar’ın hayâtı sâdece klasik İslâmî ilim geleneğinin Doğu Karadeniz’deki devamlılığı ile de sınırlı değildir. O aynı zamanda günlük hayatla bütünleşmiş, her biri bulunduğu yörede geçerli mesleklerde mâhir bir realiteler adamıdır. Çok önceleri kalaycılık, odun kömürcülüğü, daha sonra ahşap ve taş ustalığı, balcılık, vs. gibi mesleklerle de uğraşmışlardır.

Oflu Hoca; İslâmî kültürümüzün yaşayan mahallî örneklerinden birisidir aslında. Özellikle de Cumhuriyet döneminin ilk 27 yılında, dallarıyla irtibatı kesilmeye çalışılsa bile henüz kökleri muhâfaza edilen klâsik İslâm kültürünün o bölgedeki temsilcisi ve taşıyıcısı olmuştur. Bu konuda Trabzon’la ilgili en önemli eserlerden birisini yazan (Trabzon Şehrinin İslâm¬laşma ve Türkleşmesi 1461-1583) Amerika’lı Osmanlı Târihi Profesörü Heath W. Lovvry’nin, “Oflu Hocalar, Kur’an Kursları gibi faaliyetlerle İslâm’ı o bölgede canlı tutmuşlardır” sözü önemli bir gerçeğe işâret eder. Özellikle İsmet Paşa devri olarak belirtilen, Ezan’ın Türkçe okunduğu, Kur’an ve medrese öğreniminin yasaklandığı dönemde Oflu Hocalar önemli fonksiyonlar icrâ etmişlerdir. Bu konuda; hâlen yaşayan ve hâfızlığını 9 yaşında babasının gözetiminde tamamlamış Hâfız Osman Düzenli o yıllarla ilgili olarak şunları söylüyor:

“İsmet Paşa zamânına, Kur’an kursinda, çameye okumak yasak idi. Hau altiyana Hacişerifun pi evi var. Eski pi ev idi. Orda okurduk. Pi da nöbetçi koyardiler Mağaraşa. Eğer jandarma körinursa kelur haber verurdiler. Öyle fena zamanlar idi o zamanlar. Allah’un kelâmini öğrenmek pile yasak idi. Rahmetli Mola Sâlih varidi hoca idi, çecuk okuturdi. Sindi da öyle yapmak işteyiler. ‘*

Bu dönemdeki yoğun baskılara rağmen Oflu hocalar bir misyoner gibi her türlü baskıya rağmen eski İslâmi kültürden kopuşa karşı direnmişler ve nesiller arası köprü görevi görmüşlerdir. Bu dönemde Of’lu Hocalar’ın çabalarıyla klasik İslâm îtikat, ibâdet ve kültürü¬nün halka yönelik kitapları olan Mızraklı İlmihal, Enesül Âbidin, Necat’ül Mü’minin, Hüccetül İslâm, tefsirlerden Mevâkip, Tibyan ile Muhammediye, Ahmediye ve Sırr-ı Nebî yoğun olarak evlerde muhâfaza edilir ve okunurdu.

Mahallî tavır, diyalekt ve gene mahallî örneklerle yüklü bir Oflu Hoca tipolojisine klâsik İslâm kültüründe de referans olarak rastlamaktayız. Meselâ Hz. Mevlâna’nın Mesnevî’sinde, Ahmet Eflâki’nin Menakıb-ül’ Ârifin’inde, Şems-i Tebrizi’nin Makalâf’ında, Sâdi’nin Bostan ve Gülistan’ında ve daha birçok kaynak eserlerde bu tarzın değişik örnekleri bulunmaktadır.

Yorum yapabilirsiniz...

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.