Ofli Hoca 3

0
88

Hazırlayan:Umur KAYICAN

Oflu Hoca’ların yerel ağızla gerek Kur’an’da geçen ‘kıssa’ları, gerek hadis-i şeriflerde söz konusu olan olayları, gerekse de diğer İslâm kaynaklarında kayıtlı bulunan mevzu ve olayları ak¬tarma biçimi o kadar içten ve sanki o anda hâdiseyi yaşıyormuşcasınadır ki, kendisiyle birlikte muhataplarını da aynı şekilde ola¬ya katarlar. İnanılanı, yaşayan gerçeklik hâline getirebilen bir di¬yalektik kullanan Oflu Hocalar’a işte çarpıcı bir örnek daha:

“Zenkin pi müşrik var Me¬dine’de. Çok zenkin. Ama ka¬risi hasta. Tünyannun toktorlarini çağirdi, keturdi oraya lâ¬kin pir fayde yok. Pizum sahabe-i kiram’dan pirisi da (is¬mini da pilüyidum onuttum oni) oraya. Onilan o zenkin talka keçmek isteyi. ‘E, siz okursunuz da eyi olur hasta¬lar he mi? E ya oku da penumki eyi osun?’ Sahabe da tedi ki: ‘Okuyayim ama, eker eyi olursa ne verecesun pa-ğa?’. Tedi o zenkin müşrik: ‘Eker eyi olursa, tevelerumun içerisine kirecesun, işteduğun renkte kırk tane teve alacasun.’ Teve mübârek heyvan, eti yenur. “Temam mı?” Temam. Okudi oni peş tekke. Karisi haman şifa puldi, eyi oldi. Şifa pulinca, tedi “kit peğen al kırk tane teveyi”. Sahabe tedi “yok! O senun pilduğun kibi teyil. Pizum inanduğumuz pi peygamber var. Sellellahu aleyhi vesellem. Kidu oğa sorayim. Eker al tersa alurum. Alma tersa almam.” Kitti, dedi peygamber efendumuze “alapilür miyum olari, pahsettum onlân?” Tedi Peygamber Efendimuz: “Oooo, teşki taha çok yapsaydun. Kâfir ya. Keldi olari aldi, kedurdi Peygamber Efendimuza, sellellahu eleyhi veselleme. O da olari peltülmale, hazneye mal etti. Ama tedi sahabeye ki: “Ne okudun da eyi oldi hasta, oni soyle pağa?”

Bu misâlleri çoğaltmak ve Of’lu Hocalar’la ilgili konuyu çok daha derinlemesine ve olanca genişlikte ele almak, incelemek hem kolay ve hem de gereklidir. Fakat, bunu bu işin erbâbı yapmalıdır. Biz, kısaca şunu söyleyebiliriz:

Oflu Hoca tipi, Of’un ve topyekûn Karadeniz bölgesi insanının keskin zekâsına ve sıcakkanlılığına en çarpıcı bir örnektir. İnandığına tam inanan; âit olduğu toplumun inancına ve kısaca mukaddes saydığı şeylere saygısızlık yapılmadığı takdirde bütün varlığıyla samimiyet timsâli bir karaktere sâhiptir. Uğraştığı konu Din olduğuna göre; Of’lu Hoca, İslâmî mes’eleleri en kestirme yoldan anlatma ve çetrefil konuları çözüme kavuşturma mahâretine sâhiptir. Nitekim, üstteki örnekler bu iddiâmızın en açık belgeleridir.

Sözün kısası Of’lu Hocalar; bu büyük milletin Karadeniz bölgemizdeki kendince irfan sâhibi tipleridir. Anadolu’nun hemen her yerinde bu tip insanlara nâdiren rastlanırken Of ve Çaykara’da çokça bulunmaları bizce oraya mahsus ‘’zekâ fırtınası’’ ile izah edilebilir. Halkını iyi tanıyan bu insanlar, o halka en kısa yoldan mesaj iletmenin ve kördüğümleri çözmenin de ustası olagelmişlerdir.

Yoktu dünyada esîr olduğu hiçbir kuvvet.

Hele sen yoldaşımın hâlini görseydin o gün,

Eskisinden de perîşandı…

-Tabîî, sürgün.

Mehmet Âkif, Mandan Hoca’daki etkileyici duruşu anlatmaya devam ediyor:

“-Başta bir dalgalı fes, ta tepesinden o ibik,

Cuk oturmuş bakıyor; mavi beş on kat iplik,

Sapı yok, püskülü tutmuş da, dışından ibiğe,

Bağlamış sımsıkı “Artık bu da kopmaz ya!” diye.

Önü çökmüş sarığın, arka taraf vermiş bel;

Çağlıyor püsküle baktım, üzerinden tel tel.

Saçak altında o gözler uzanan kaşlardan;

İki şimşek dolu gök sanki, yanarsın baksan!

Sonra, hendekler açılmış gibi kat kat bir alın;

Hani, bin parça olur, düşmeyegörsün, nazarın!

İri burnundan inip savruluyor çifte duman,

El ayak bağlı, solurken bu kıyılmaz arslan.

…….

Oflu ‘hâinlere lânet!’ dağıtırken bol bol,

Kime benzetti ki, bilmem, beni ‘berhudâr ol!’

Diyerek okşadı; artık ne kadar hoşlandım,

Bilemezsin… Sıcacık bir abâ giydim sandım.

…….

—İşte gördün ya, Hocam, millet için lâzım olan,

Hoca Mandal’daki îmân gibi sağlam îmân.

Titretirsin yine dünyayı, emin ol, tir tir;

Hele sen Şark’a o imanda beş on sîne getir.

Zübbe valiye çatan hangi müderrisse, ona,

Sorarım ben ki: Açık gördüğü bir hak yoluna,

Kellesinden geçecek molla yetiştirmiş mi?

Oturup sadece, mektepleri tenkîd iş mi?

Kuru laftan ne çıkar? Tıngır elek, tıngır saç…

Mektebin açsa eğer, medresen ondan daha aç!”

Yorum yapabilirsiniz...