Ofli Hoca 4

0
208

Oflu Hocalar klasik İslâm ilimlerinin yanında görev yaptıkları bölgelerde halkı aydınlatmanın da sembolü olmuşlardır. Bunu bakış açıları ile olduğu kadar müsbet ilimlere olan düşkünlükleriyle de gerçekleştirmişlerdir. Bu konuda İkinci Dünya Savaşı sırasında Rus ordusuna subay olarak katılıp bir süre Almanlara karşı savaştıktan sonra batıya ilticâ eden Kırım asıllı bir zâtın oğlunun konuyla ilgili hâtırâsı şöyledir: (Babam, zorlu harp yıllarında cepheden cepheye koşarak çok kötü günler geçirdi. Savaşın ortalarında batıya ilticâ ettiğinde uzun süre vatansız dolaştı. İltica isteği birçok ülke tarafından geri çevrildi. Güç bela Ürdün tarafından verilen kabul üzerine yaklaşık on yıl kadar bu ülkede yaşadı. Daha sonra 1950’lerde Türkiye tarafından iltica talebi kabûl edilerek Eskişehir’e yerleştirildi. Doğduğum bu ildeki çocukluğum esnâsında kendisinin Kırım’da geçirdiği çocukluk dönemine ilişkin hâtıralarını anlatırken Oflu hocalardan bahsederdi. Babamdan öğrendiğime göre bu hocalar sâdece dînî bilgiler vermekle kalmayıp matematik, geometri gibi temel derslere âit bilgileri de çocuklara öğretir/ermiş. Meselâ babam bir saman balyasında ya da koni biçimindeki bir ot yığınının ne kadar hacme sâhip olduğunu bu hocaların öğrettiği hesap yöntemleriyle öğrendiğini ve bu konudaki bilgilerinin hâlâ hâfızasında tâze olduğunu anlatmıştı. Dolayısıyla bu hocalardan sâdece dînî bilgiler değil, hayâtın zorluluklarını aşmada gerekli olan temel bilgileri de edindiğini ve kendirlilerini hayırla yâd ettiğini anlatırdı.)

Kars’ın merkeze bağlı Büyükdikme köyünden emekli bir öğretmen anlatıyor:

(Bizim kon köyümüzde halkın dinî hassasiyetleri oldukça güçlüdür. Köyümüzün hem eğitim hem de kültürel-ekonomik seviyesi diğer köylerimden hissedilir derecede farklıdır. Bunda da köyümüzde uzun süre ve istikrarlı bir şekilde görev yapan bir Oflu hoca¬nın insanların ufkunu açma ve onlara olumlu telkinlerde bulun¬masının büyük katkısı bulunmaktadır. Köyümüz hem muhafaza¬kâr, değerlerlerine sâhip, hem de dinî hassasiyet konusunda oldukça ileri düzeydedir. Sebebi de şudur: Bundan yıllar önce belki elli yıl kadarr önce köyümüze yerleşerek âdeta içimizden birisi hâline gelen Oflu bir hoca.. Kendi çocuklarının hepsine üniversite tahsili yaptırdığı gibi, köyümüzün bütün gençlerini okutmuş, köyün bütün halkını eğitmiş, kendilerine temel dînî bilgileri, Kur’an sûrelerini ezberletmiştir. Ayrıca köy gençlerinin tahsil görmeleri ve meslek sâhibi olmaları konusunda herkesin üzerinde emeği olmuştur.)

“Pi kûn kardaşlari Hazreti Yusuf i atiler kuyiya. Yusuf tuşti kuyiya. Hazreti Yakup’un oğli idi Yusuf. O da peygamber. O kuyiya ikan pi kervan keldi. Kuyinun kenarına konakladi. Su alacakler kuyidan. Kofayı atiler kuyiya. Pi da paktiler kun pi ses keluyi. Kuyidan pağirdi Yusuf: – Olaaaa, tedi, ses verdi yokari. Olar da paktiler aşağa pi adam var. Tediler: Kimsun ola? Oda tedi: Yusuf. Tediler: Yusuf da hangi Yusuf? Ola tedi Hazret-i Yusuf, Hazret-i Yusuf taha, anlamayı misunuz?”

Her ne kadar mübalâğalı da olsa anlatılan bu tür kıssalar, hâdiseyi yerel ağızla halka mâl etmede etkileyici bir usûldür. Yörede asla yadırganmayan, aksine takdir edilen Oflu Hoca üslûbu, cemaate anlayacakları dil ve üslûpla hitâb etmenin mükemmel örneklerindendir aslında.

Yorum yapabilirsiniz...

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.