Papazın Cevabı

0
238
Kubbealtı Lugatı

Demek ki bizim mahalle daha önceden ‘’gâvır mehellesi’’ imiş. Bunca Rum komşumuz ve birbirine yakın iki kilisenin varlığı, bunu gösteriyor. Şaka bir tarafa, anlaşılan o ki; işgal altındaki Kütahya’nın bu bölgesinde Hıristiyan Rumların sayısı oldukça fazlaymış.

‘’Gâvur’’ sözünü –ben bu sözden hiç hoşlanmam- Kütahyalı olarak çok yerde kullanırdık, hâlâ da kullanıldığını zannediyorum. Meselâ bir konuda inat gösterenler için:’’Gâvur gibi inatçı…’’ dediğimiz gibi,’’gâvur inadı’’ deyimini de kullanırız. Ayrıca; kasıtlı olarak davrandığına inandığımız kimseler için de:

‘’—Aman sende… Gâvurluğundan ediyô!’’ deriz.

Meselâ, acele bir işi olup da ayakkabısıyla eve girene karşı, hitap şekli bellidir:

‘’—Len! Ayakkaplânğı çıkarsanğ ya… Gâvır evi mi burase?’’

‘’Burası’’ derken, kelimenin sonundaki (ı) harfi de tam (ı) değil;(E) ile (ı) arası bir sesle söylenecektir. Ve bu kural(!) yalnızca ‘’burası’’ kelimesi için değil, bütün (ı) ile biten sözler için de aynen geçerlidir.

Başka bir örnek verelim;

Evin sokak kapısı bir müddet fazla açık kalan ve girip çıkanı pek belli –yâni tanıdık- olmayan evler, ayıplanır:

‘’—Gapı, geci gündüz ardını gadâ açık…gâvır evi gibi!’’

Denir ve bunu derken,’’gibi’’nin sonundaki (i) sesi de (e) ile karışık çıkarılır.

*

Rahmetli Babam, yeri geldikçe –ki yeri çok sık gelirdi- keyifli keyifli nükte ve hikâyeler söyleyerek konuşan biriydi. İşte bunlardan biri de, mahallemizdeki Rumlarla ilgili olanıydı;

Kilisede bir Rum, papaza soruyor:

‘’—Derder efendi, derder efendi! Dacikler heç cennete girmeyecikler?’’

Papaz, kendinden emin ve bilgiç bir edâyla cevap veriyor:

‘’—Girmeyecikler,onnar boğozlardan bagacikler!’’

Suali soran Rum, cevaptan memnun, istavroz çıkarıp, gidiyor.

Mesele şu; ’’Türkler, cennete hiç mi girmeyecekler?’’, sual… ’’Evet, girmeyecekler. Onlar, cennetin korkuluklarından bizi seyredecekler’’ cümlesi de cevaptır.

Yorum yapabilirsiniz...