Rum Bakkal

0
25

Ülkemizde bir anket yapmışlar ve elde edilen sonuçlara göre,’’ben Müslümanım’’ diyen halkın yüzde kırka varan kısmı Yahudi asıllı kimselerle komşuluk yapmak istemiyor; yüzde daha azlık bir bölüm de Rum ve Ermeni vatandaşlara komşu olma fikrini reddediyor.

Konuyla ilgili olarak, televizyon programında:’’eskiden biz böyle değildik… Şimdi neden böyleyiz? Van minut olayından sonra mı ortaya çıktı bu tutum? Yoksa İsrail’i kızdıran dizinin etkisi midir? Acabâ Ermeni açılımının rolü olmuş mudur? Vesâire…’’ diye, uzun uzun konuşuyorlar.

Eğer söz konusu ankete bir de Kürt vatandaşlarla komşuluk yapmaya dâir sual ekleselerdi, cevaplara hiç şaşırmazdım.

*

Çok değil, bundan doksan yıl kadar önce yaşanmış –o zamanlar için sıradan- bir hâdise okumuştum:

Bir Halvetî şeyhi ve onun da çok sevdiği, sâdık bir talebesi var. Her yıl, Ramazan ayının ilk haftasında, Şeyh Efendi, bu mürîdine iftara gitmeyi mûtâd eylemiş. Elbette talebesi de bu işten son derece memnun ve mes’uddur. Gene bir Ramazan ayının neredeyse son haftasına girileceği günler yaklaştığı hâlde, bu ‘’hatırlı misâfirin’’ hâlâ iftara icâbet etmediğine üzülen mürîd, dayanamayıp, hocasına ne zaman geleceğini sormak zorunda kalınca, Şeyh Efendi de neden ona gitmediğini açıklamış:

–‘’Sen, her Ramazan ayının harcını mahallendeki Rum bakkaldan satın aldığın hâlde, bu yıl daha ucuza mâl etmek için, gidip Mısır Çarşısı’ndan alışveriş yaptın. Ne zaman o Rum Bakkal’a uğrayıp, otuz günlük Ramazan masrafı tutarında bir şeyler alırsan, ben de o zaman senin evine geleceğim. Aksi takdirde bir daha adımımı atmam.’’

Bırakın Müslüman-Kürd’ü; bir gayr-ı Müslim vatandaşın bile rızkını –o vatandaşın hiç haberi olmadığı hâlde- düşünen; her Ramazan erzak sattığı kimseyi normal olarak bu sefer de beklemiş olabileceğini dikkate alan bir Müslümanlık! Ve bu anlayışa îtirazsız îmân eden bir toplum!

Gel de bu toplumu lif lif örgüleştiren o ‘’güzel ahlâk mekteplerini’’ arama… Irk, mezhep ve din ayrımını ‘’edep ve İslâm dışı’’ kabûl eden Müslümanlığı arama! Nereye gitti, ne yaptık? Neden kendimize bu kadar yabancılaştık?

*

Şimdi anketler yaparak karşımıza çıkan tuhaflıklara neden şaşıyoruz ki? Meydana gelen ve bize hiç de yakışmayan bugünkü tutum ve davranışların sebeplerini uzaklarda ve esrârengiz zorlamalarla palavralarda aramanın bir anlamı olabilir mi? Sebepler yok, sebep var. Bu da Müslüman Türk milletinin hayâtına hâkim olan din anlayışının, artık bize âit o muhteşem İslâm anlayışı olmaktan çıkıp gitmesidir. Yâni tasavvufu ve onun kurumlarını kötüleyip karalayarak, ahlâken gelişmeyi öğreten tekkeleri kapattık ama, onların yerine bir şey koymadık. İnsanlarımızı cehâletin kucağına attık. Yetmişiki millete bir göz ile bakmanın en büyük fazîlet olduğunu öğreten ve öğrenen ‘’gönül erleri’’ yerine… Kendini insanlığın hizmetine adamış ve devletine vurgun derviş kişiler yerine, kimsenin kolayca yanına varamıyacağı; varsa da herhangi medenî bir karşılık göremiyeceği hoyrat, câhil –sözde ve kılıkta- Arap mukallidi, rejim düşmanı Müslümanlar(!) pıtırak gibi sardı ülkeyi.

Bunca ahlâk düşkünlüğüne ve üstteki anket sonuçlarına rağmen,hâlâ daha soruyor musunuz:

—(Bu milletin fertleri, Müslüman olmayan vatandaşlarla komşuluk yapmaya neden karşı çıkıyor?) Diye!

Bu kadar kıt akıl, böylesine ihânet ve bu derece târih bilmezlik de ancak sizlere yakışıyor zâten; kendi mârifetinize cevap arayanlar, sizlersiniz. Bugünkü tablonun ressamları, sizin ağababalarınızdır.

Rıza Tekin Uğurel

PAYLAŞ
Önceki İçerikFlaş Flaş Flaş
Sonraki İçerikTeslim'iyet Töreni
..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San'at Derneği'nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san'at faaliyetlerini sürdürmektedir.

Yorum yapabilirsiniz...