Sefer 12

0
272

‘’Er elin aldınısa, ere gönül verdin ise

İkrâr ile geldin ise, pes ere inkâr gerekmez.

Kendi bilişiyle kişi, hiç irişe mi menzile

Allah’a eremez kalır er eteğin tutmayınca’’

Yûnus Emre

Büyük insan veyâ Bilge yâhut ‘’olgun kişi’’ dediğimiz kimselerin insanlık târihi boyunca kitlelere önder ve örnek teşkîl etmelerinin sırrı, sizce nedir?

Hazret-i Mevlânâ, şöyle buyurur:

‘’Senin kocalmış aklın, çocukluğu huy edinmiştir; nefsin yanında bulunduğundan bu huyu kazanmıştır, perde arkasındadır. Olgun bir aklı, aklına eş-dost edin de, aklın kötü huydan vazgeçsin.’’

Olgun insanların edindiği akıl, kötü huydan vazgeçen bir akıldır ve bu özellik, onları ‘’büyük’’ , ‘’bilge’’ yâhut ‘’kâmil insan’’ yapmaktadır.

Böylelerinin insan kalabalıklarına attıkları fark, bizce edindikleri bakış açısını kendilerine hayat tarzı hâline getirmelerinden kaynaklanmaktadır. Biz buna kısaca ‘’bakış açısı farkı’’ diyelim ki onlar, bu bakış açısını sağlayan akıllarıyla, sıra dışı insanlardır.

*

(Aşk ebced’ini okuyan, Kur’an cüzlerini okumuş, pişmiş demektir. Aşka düşüp, sevgiyle başı dönmüş olan kimse, gayp sırlarını bilmiş; anlamıştır.)(Ferîdeddin Attar’dan)

*

Meselâ,’’sıradan’’ insanlar, bir şahsın kendilerine batan ve ‘’kötü’’ diye damgaladıkları taraflarını görürken; olgun veyâ bilge kişiler aynı şahsın –bizim hiç mi hiç farkına varmadığımız- belki de bir tek iyi, güzel ve faydalı meziyetini görüp; onun o tarafını ön plâna çıkartırlar. İşte, böylelerini ‘’sıra dışı’’ kılan fark, görünüşte bu kadar basittir.

Acaba ‘’basit’’ midir?

Hayatta karşılaştığımız pek çok şey, o âna kadar bize basitmiş gibi gelir… Ama yüz yüze geldiğimiz vakit bir de bakarız ki, gerçek hiç de bizim zannettiğimiz gibi değildir; zordur. Bu yüzden eskiler, şu atalar sözünü bize mîras bırakmıştır:’’Basit, müşküldür.’’

Söylemeye çalıştığımız şudur: bir insanın, doğuştan gelen ve sonra da kendisinin edindiği sayısız alışkanlık ve huyu değiştirip… Kalabalıklar içinde ’’herhangi birisi’’ olarak yaşamayı bir kenara bırakarak farklı, üstün, bilgili fakat aynı zamanda da farklı ve üstün oluşunu öne çıkarmadan –sıradan, herhangi biriymiş gibi– hayat sürmeyi öğrenebilmesi, hiç mi hiç ‘’basit’’ değildir. Tam tersine bin bir zorluk ve çile gerektiren mesleklerin en müşkül olanıdır. Bu meslek,’’insan olma’’ mâcerâsıdır.

*

(Bu öyle bir yoldur ki; bu yola gidebilecek ne bir ayak vardır, ne bir baş! Kimse bu yolda hîleden, tehlikeden emîn olmasın!)(Mantîk’el-Tayr’dan)