Sefer 20

0
264

‘’Ne bilsin lezzet-i fakr u fenâyı mal u câh ehli

Bu zevki gel kanaat köşesinde merd-i Hak’dan sor’’

Dürrî

Hasan Basri Hazretleri yolculuk sırasında Dicle’nin kenarına kadar gelip, beklemeye başlamış. Biraz sonra oraya gelen Habîb-i Acemî, kendisine sormuş:

-‘’Niçin bekliyorsun?’’

–‘’Geminin gelmesi için!’’

Habîb-i Acemî, bu cevâbı alınca demiş ki:

–‘’Üstat! Ben ilmi senden öğrendim. Halka haset etmeyi gönlünden çıkar, dünyâya karşı soğuk dur, belâları ganîmet say… Her işi Hak’dan bil; bu inançla ayağını suya bas ve karşıya geç!’’

Sözünü bitirir bitirmez adımını atmış ve su üzerinde yürüyüp gitmiş. Hasan Basri Hazretleri ise şaşırıp, aklı başından gidecek gibi olmuş. Demiş ki: ’’Habîb, ilmi benden öğrenmişken beni kınadı ve su üzerinde yürüyüp gitti. Eğer yarın sırat köprüsünden geçiniz nidâsını işitir ve orada da şimdiki gibi kala kalırsam, vay benim hâlime!’’

*

‘’Sen, Allah’a itaat edene âsî olanı gördün mü?’’

—Selmân-ı Fârisî—

Bir başka zât–Ebû Hâzım Mekkî–bir kasap dükkânının önünden geçerken, asılı bulunan etlere baktı. Bunu gören kasap:

–‘’Buyurun, etler tâzedir,’’dedi.

–‘’Benim param yok!’

–‘’Eti sana veresiye veririm. Paran olunca ödersin’’

Ebû Hâzım Mekkî,buna da îtiraz etti.:

–‘’Nefsim para bekleyeceğine, et beklesin!’’

Kasap, onun hâline acımıştı:

–‘’Ama kaburgaların görünüyor’’ deyince, şu karşılığı aldı:

–‘’Mezar kurtlarına bu kadarı yeter!’’

Yorum yapabilirsiniz...