Sefer 5

0
52

‘’Ebedî ve sonsuz olan cennet, şu birkaç günlük amelin değil; iyi niyetin karşılığıdır.’’ –Hasan Basrî Hz.– Allah Velîsi Dâvud-ı Tâî, başkalarına rehber olma durumuna gelince, Ebû Hanîfe’ye: –‘’Şimdi ben ne yapacağım?’’ Diye sormuş. Ebû Hanîfe’den şu cevâbı almış: –‘’İlminle amel etmelisin. Zîra amel edilmeyen bir ilim, ruhsuz ceset gibidir!’’ * Kısacası,tasavvuf mesleği yalnızca fikir ve düşünce değil,bir ‘’hayat tarzı’’dır.Söyledikleriyle yaşayışı farklı olan;sözü başka,işi başka olanların peşinde ömür tüketmek,beşeri insan yapmaz! Allah dostlarından Ebû Ali Şakîk’in iki öğüdü, şöyle: (Eğer bir insanı tanımak istersen; Hakk’ın vaat ettiğine mi, yoksa halkın vaat ettiğine mi daha çok güvendiğine bak!) (Sizi şüpheden yakîne, düşmanlıktan samîmiyete, kibirden tevâzu’a, ikiyüzlülükten ihlâsa, arzulu olmaktan endişeli olmaya dâvet eden âlimler dışında hiçbir âlimin sohbetine katılmayınız.)(Evliyâ Tezkireleri) * (—Sen dümensiz, küreksiz bir kayık gibi başı boş yelken açmış gidiyorsun. Halbuki hayat yolu, bir yarış ihtirâsiyle koşularak geçilmez. Menzilin neresi? Dur biraz, dinlen, pusulanı aç bak, gittiğin yeri gör! Herkes bir teknenin sâhibidir ve hayat seferi esnâsında onu idâreden mes’uldür. Sana,dur biraz,etrâfını araştır ve teknene,görülmesi,bilinmesi îcâb eden kıymetleri bul ve yerleştir!… diyorum.)(Sâmiha AYVERDİ/İnsan ve Şeytan/12.s.) * Eski devirlerde nasıl bir yol hazırlığı yapıldığını kitaplar uzun uzadıya anlatıyor. Meselâ,…en başta, söz konusu olan kişinin yaşı küçükse, başvurduğu kimse, ona ‘’ana babasının rızâsını alması gerektiğini’’ söyler ve bu şart yerine getirildiyse, o takdirde kabûl edermiş. Çünkü bu yol, ancak can verilerek yürünebilen belâlı bir yol! (…A devletten kendisine bir iz bile erişmemiş olan! Canını vermeyen kişi er değildir. Can, sevgiliye verilmek içindir; ancak bu işe yarar. Can verirsin de bir an olsun sevgiliye kavuşursun. âb-ı Hayat istiyorsun, fakat canını da seviyorsun. Yürü be! Senin, ’’ iç’’in yok; bir deriden ibâretsin. Canı ne yapacaksın? Ver onu sevgiliye! Sevgilinin yolunda erler gibi can fedâ et!)(Mantîk’el-Tayr’dan) * Bunu yâni insan olma yolunda can vermeyi, hiç kimse kendi başına yapamaz. Tâ ki yolu Hüthüt’le kesişmedikçe! Yâni aklını doğru ölçülerle donatıp, ona göre amel etmedikçe… Bu ise, bir ‘’akıl sâhibi’’nin aklını kendimize ölçü edinmekle mümkündür. (Bir kimse ilim sâhibi olur, âlim deriz; beldeler keşfeder kâşif deriz; fen hârikaları îcat eder, mûcit deriz; san’at hassâsiyetini dile getirir san’atkâr deriz, deriz… Fakat kolay kolay insan diyemeyiz. Zîra insanlık sıfatına liyâkat kazanmak için hayvanlık duygularını dizginlemiş olmak lâzımdır. Gerçi hayvanla müşterek olan duygularımızı da bize hilkat vermiştir; fakat onlara hükmedecek endîşe, akıl ve irâdeyi de hayvana değil yalnız insana gene hilkat bahşetmiştir. Şu halde, hayvan, hayvanca fiillerinden mes’ûl olamaz; ancak biz bu temâyülleri zapt ve rapt altına almadığımız için kötü görülür, hattâ sırasında mahkûm oluruz. Maymundaki istihzâ, tilkideki hud’a, kaplandaki hunharlık bizde oldukça, mûcit, kâşif, âlim, san’atkâr olsak da insan olamayız.) (Sâmiha AYVERDİ/Ateş Ağacı/41-42.s)

PAYLAŞ
Önceki İçerikKundakladılar
Sonraki İçerikSohbetler 19

..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San’at Derneği’nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san’at faaliyetlerini sürdürmektedir.

Yorum yapabilirsiniz...