Sırrın İnceliği

0
32

Yapılacak işlerin şüyû’ bulmadan sessiz sedâsız meydana getirilmesi, Mürşîdimin meşrebleri icâbıdır. Bir mes’elenin vukû bulmadan şâyi olmasında elbette ki mahzur vardır. Hem, hasetler ve çeşitli engelleme­ler olduğu gibi, mâsumâne de olsa, gıptalar, gönlü kalmalar gibi basit imrenmelerin dahî, bir işin gidişi­ne set çektiği çok görülmüştür. Onun için bir karan, olup bittikten sonra duyurmak ve meydana çıkarmak­ta dâimâ fayda görülmüştür.

Henüz 1925 kararı ile dergâhların sırlanmamış ol­duğu senelerin birinde, anneme: «Meliha, yarın konağa gel.” diyorlar. Yarın, denen gün biraz şaşırtıcı. Zîrâ ne âyîn-i şerîf, ne de sohbet günü. Bir derviş, Efen­disine: “Neden, niçin?” der mi? Ortadaki sebebi vâsı­talı olarak dahî araştırmaz. Yalnız itâat eder. Annem de, dayımı gördüğü ve çağrılışı sebebini ağabeyinin bildiğinde şüphesi olmadığı hâlde, aslâ tecessüs yoluna sapmadan ve evde de hiç birimize renk vermeden, ertesi günü konağa gidiyor.

Misâfir salonunda, kendisi gibi, âileye mensup birkaç hanımdan gayri kimse yok. Dâvet edilmiş ol­dukları belli olan bu misafirler de belli ki çağrılış sebeplerini bilmemekteler. Fakat dervişâne edeple “acaba”sız, aralarında dereden tepeden konuşmakta­lar. Bir müddet sonra Münire Hanımefendi misâfirleri kafese dâvet ediyor. Fakat -kafes, hanımların semâhâne ve zikri tâkib ettikleri kısım- kafesten de aşağı ya­ni semâhâneye baktıklarında, orasının da boş oldu­ğunu görüyorlar. Lâkin az sonra içeriye bir küçük masa getiriliyor. Yabancı iki kişi gelip oturuyorlar. Masanın iki yanına da âileden iki erkek ve Mürşîdim ile dayım da içeri girdikten sonra düğüm çözülüyor. Bu bir nikâh merâsimidir. Evlenenler de Efendimin kı­zı Fatma Aliye Hanım ile Mehmed Ziya Bey. Annem, Dr. Ziya Cemal Bey’in halası ve yiğeninin nikâhını an­cak son anda öğreniyor.

İşin en hoş tarafı da, bugün:”Neden bana haber verilmedi, neden fikrim sorulmadı?” gibi tatsızlıklara yol açan hatta dargınlıklara sebep olabilecek itirazlar, derviş terbiyesinde aslâ yer bulmaz, böylece de gün­lük hayat, pürüzsüz ve takıntısız akıp giderdi.

PAYLAŞ
Önceki İçerikCan Suyu
Sonraki İçerikSohbetler 3

..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San’at Derneği’nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san’at faaliyetlerini sürdürmektedir.

Yorum yapabilirsiniz...