Sohbetler 2

0
57

Kadınlık eski ihtişam ve kudretini kaybetmedi mi Efendim?

‘’–Kadınlık, deme… kadınlar… de! Asıl kadınlık, bütün ihtişam ve kudretiyle hep o,hep ayakta!

Kadınlık ne büyük bir mazhariyete nâil olmuştur. Kadınlık, aşka mazhar olmuştur. Erkek ona niçin meclûb oluyor? Çünkü mazhar-ı aşktır.

Kadın dünya gibidir. Nasıl ki dünyâda bir cihet gündüz olduğu vakit bir cihet mutlak gecedir. Kadınlığın da bir tarafı nur, bir tarafı zulmettir.’’

Ölüm ve ölüm ötesinden konuşulurken:

–‘’Ölüm, insanın ilmî kazançlarının imtihan yeridir. Herkes oraya imtihan edilmek üzere gider, tâ ki tahsîl edilmesi îcap eden ilimden cevap versin, diye…

Eğer kendisine tevcîh olunan suallere gereken cevâbı verebilirse daha âlâ mevkîlere yükselir. Yok eğer cevaptan âciz kalır da dönerse cehenneme gider. Yâni cehennem gibi olan hicran ve firâka atılır.

İmtihana çekilenler de üç kısımdır. Tıpkı talebenin çalışkan, orta ve tembel olduğu gibi… çalışkan talebe, sorulan suallere kolaylıkla cevap verir: sâdıklar ve âşıklar gibi. Ortalar, mü’minlerdir. Tembeller ise kâfirler.’’

—Filozoflar: Felsefe ölüme hazırlanmaktır, diyorlar.

–‘’Doğru, fakat çok defâ ilmen bilip de tatbik edemedikleri bir söz… gerçi bu düşünen kimselerin, bu tefekkür erbâbının içlerinde bir kaynama, hakîkati bilmek için bir merak ve hareket olduğu muhakkak. Fakat bu kıpırdanış, ilmi ile âmil olmak ilminin gerektirdiğini işlemek demek değildir. Onun için sırasında filozofun bilgisi, değil başkalarını, kendisini dahi tatmîn edip huzûra kavuşturamaz.

Meselâ insanlar eski zamanlarda yaprakla, deri ile setr-i avret ederler ve barınmak için de ağaç kovuklarına mağaralara girerlerdi. Ne için? Hep kendilerine uygun yaşama şartlarının temîni için değil mi? Fakat ne ebtidâî ne basit vâsıtalar ile… Bugün ise sıcakta ve soğukta giymek üzere ne kadar çeşitli kumaşlar ve bu kumaşlardan yapılmış türlü türlü ne elbiseler var. Kezâ bugünün köşklerinde, konaklarında, saraylarındaki rahat ve düzen ile ağaç kovuğundaki emniyetsiz ve huzursuz barınış bir midir?

İşte filozofun küllî akla yol bulamamış cüz’î aklı ile, ehlullâhın küllî aklın azameti içindeki fânî olmuş aklı arasındaki fark! En fazla bildiğim, aczimi bilmekliğimdir demiş olan filozoflara zamanlarının enbiyâ ve evliyâsı demek yerinde olur.’’

 

PAYLAŞ
Önceki İçerikAna
Sonraki İçerikDuymak

..1987 yılında kurulan Kütahya Aydınlar Ocağı Derne­ği başkanlığını uzun yıllar yürüten Uğurel, hâlen (KÜMAKSAD) Kütahya Mevlânâ Araştırma Kültür San’at Derneği’nin de başkanı olarak mûsikî, kültür ve san’at faaliyetlerini sürdürmektedir.

Yorum yapabilirsiniz...